Hayata Tutunmak

Dedi ki içimdeki münzevi:
Bana yaşamı sevdirecek, beni hayata bağlayacak ve bu hayatı anlamlı kılacak bir şeyler söyle! 
Dedim ki hayat gece ve gündüz gibidir.
Bu hayatta iyi de kötü de tıpkı gece ile gündüz gibi hep birbirini izler durur, sen de biliyorsun. 
Her gelen biraz konaklasa da geldiği gibi geçip gidiyor, görüyorsun. 
Sana düşen geleni hoşlukla karşılamak, sabırla ağırlamak, tevekkülle uğurlamak. 
Sen yeter ki iş görme isteğini ve yaşama gayretini canlı tutmaya bak!
Bunun ilk şartı da sabah uyandığına şükretmek ve ardından ilk olarak  aynadaki kendi yüzüne gülümsemek.
Kendi yüzünü gördüğünde gülümseyemeyen insan, hiç kimseye gülümseyemez, hayata da.
Sonra düşün, sen bir yolcusun. 
Bu hayattan gelip geçiyorsun. 
Ve sen, her yeni güne uyandığın sürece, çıktığın bu yolu yürümeye mecbursun. 
Öyle yol ortasında oturup kalamazsın, yan gelip yatamazsın, istesen de vakti saati gelmeden önce ölemezsin.
Velhasıl, ya bu yolu yürüyeceksin, ya bu yolu yürüyeceksin. 
Bu yolu yürürken başına gelen kötü şeylere takılıp kalma!
Biraz da unutulmak gibi kötü yanı olan güzellikleri hatırla! 
Ve bu yolun üzerinde karşılaşacağın, aynı zamanda sana gelmekte olan bi sonraki nasibini ara! 
Heyecan, temkin ve biraz da güzel umutlarla. 
Ne süprizlerle karşılalacağını önceden asla bilemezsin! 
Her şeye de hazırlıklı ol! 
Ol ki; hiçbir şeye çok sevinmeyesin, çok üzülmeyesin, çok da şaşırmayasın. 
Hep bir muştu bekleme bu hayattan! 
Karamsar da olma! 
Çünkü; bu hayatta iyi ve kötü, güzel ve çirkin, mutluluk ve keder geldiği gibi gidecek! 
Bi dön bak geçmişine!
Neler geldi, neler geçti. 
Kimi iyi hatıralar bıraktı, kimi derin yaralar elbette. 
Sen yine de yaranı açıp açıp durma, kaşıyıp kanatma! 
Ört üstüne zamanı! 
Güzel anıları yâdederek yaşa! 
Mutlu olmak ve hayatı sevmek için hayattan ve hiç kimseden bir beklenti içersine asla girme! 
Girme ki bulamadığında üzülmeyesin. 
Bulduğunda ise; küçük şeylerden bile mutlu olabilesin. 
Hem belki de beklenen muştu sensin, birileri tarafından yolu gözlenen.
Belki de birilerini mutlu ettikçe asıl o zaman mutlu olacaksın ve de aradığın anlamı bulacaksın. 
Belki bir yolun kenarında susuz kalıp sararmış bir çiçeğe cansuyu olacaksın. 
Belki bir dilsiz kula rastlayıp, ona dil dudak, göz kulak olacaksın. 
Belki ıslak gözlü, ürkek bakışlı bir yetimin başını okşayacaksın.
Belki bir çocuğa tebessümünle nevbahar olacaksın. 
Belki kapılara bakan bir yaşlıya veya kimsesize yâr olacaksın. 
Belki bir düşenin elinden tutup kaldıracaksın. 
Belki de bu hayata bir sıfır yenik başlayan bir cana can olacaksın.
Öyle ya Rabbin seni de yaratmışsa ve halen mühlet veriyorsa vardır bir sebebi. 
Her ne olmuşsa hiçbiri boşuna olmamıştır. 
Başına gelenler, karşına çıkanlar, hayatına girenler, hayatından çıkanlar. 
Unutma her güzelliği bu dünyada yaşayamazsın, zaten öyle bir vaatte bulunan da olmadı sana.
Eğer bir tek senin yükünün ağır olduğunu düşünüyorsan yanılıyorsun. 
Herkes binbir türlü mücadelenin içersinde çabalayıp duruyor, belki biliyorsun, belki bilmiyorsun. 
Herkes kendi taşıdığını biliyor, herkese de kendi yükü ağır geliyor. 
Onun için her karşılaştığına nazik davranman gerekiyor. 
Hem unutma ki kimseye çekemeyeceği yük yüklenmezmiş.
Sıva kolları, sırtla yükünü, taşı gücün yettiği ve bittiği yere kadar!
Bittiği yerde, O ölmeyen, yitmeyen, ve derdi veren tutacak elinden. 
Bocaladığın zamanlarda dön özüne!
Fıtratın orada seni bekliyor olacak!
Ona sıkı tutun ve yürü! 
Belki yolunun üzerinde bir çiçek, açmış duvağını sana gülümseyecek. 
Onu gördüğünde ezip geçme, küçük ve önemsiz görme olur mu? 
Ne demişler:
"Her olanı hayır bil
Her geleni Hızır bil
Her geceyi Kadir bil."
Hadi kalk! 
Tutun hayatın bir ucundan. 
Hala nefes alıp veriyorsan, bu demektir ki yapman gereken ve hayata katman gereken bir şeyler var.
Hadi kalk! 
Ölüm, umut ederken ve güzel bir şeyler yaparken yakalasın seni. 
Umutsuz, boş ve anlamsız yaşarken değil... 

Nilgün Özdemir/ahuzar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş