Nilgün Özdemir şiiri:”Kapılar”

Kapılar.
Herbiri ardında ne sırlar saklar.
Her kapıya özel öyküler, hikâyeler
Türlü türlü dertler, kederler, sevinçler.
Kapı varsa, insan da var.
İnsan varsa, imtihan da var.
Her insanın imtihanı farklı farklıdır.
Dolayısıyla her evin hikâyesi de farklıdır.
Dağına göre karlar.
Yüreğine göre sevdâlar.
Yaşanılan olaylar bazen benzer olsa da; farklı karakterler, farklı düşünceler, farklı duygular hasebiyle her kapıda bambaşka forma girerler.
Tıpkı suyun, girdiği kabın şeklini aldığı gibi.
Kapı kapı dolaşır durur dertler.
Her kapıda da geldiği yere hürmeti nispetince karşılanır.
Tevekkülüne göre ağırlanır.
Sabrına göre uğurlanır.
Hülâsa, her kapının ardında herkes ayrı bir mücadelenin içindedir her gün.
Kimisi suyu akışına bırakır.
Kimisi akışına kapılır.
Kimisi yönetir, hedefini onikiden vurur.
Kimisi de direnir, debelenerek boğulur.
O yüzden her kapının ardında bir başka hikâye durur.
Kim bilir herbirinin ardında kimlerin gözyaşları, kimlerin ne kahkahaları vardır.
Kapılar, sessiz sedasız duran hafızalar.
Ne çok şeye tanıklar.
Arada aralansalar da nice hatıraları, sırları örten kapılar.
Bazısı mutsuzdur kapıların, bakınca iter sizi.
Bazısı alabildiğine sevinçli.
Bazısı alabildiğine kederli.
Bazısı çocuklar gibi neşeli.
Bazıları ise; biraz içine kapanık, biraz da mahcup.
Kiminin ise çoktan çivilerle, zincirlerle, kilitlerle bağlanmıştır bahtı.
Kimisinin de sarar sarmaşıklar etrafını.
Belli ki yoktur bir açıp kapayanı.
Kimisi yorulur beklemekten, yıkılıverir çöker kendi içine.
Bu bağlamda şehirlerin, mekânların ve kapıların sadece hafızaları yoktur, talihi de vardır.
Rabbim herkesin kapılarının içini şen eylesin, bahtını güldürsün.
İçerisinde ocağını tüttüren, ceddini hayırla yâdeden nesiller nasip etsin.
Bu dünya da zaten iki kapısı olan bir han değil mi.
Kimisi bu hanın eşiğinden giremeden geldiği yere geri döndü.
Kimisi girdi azıcık durdu gitti.
Kimisi uzun yıllar konakladı, çilesini çekti.
Kimisi az da olsa sefasını sürdü gitti.
Sonuçta her gelen gitti.
Biz de bir kapıdan girdik, ötekinden çıkacağız.
Gözlerimiz yerde.
Başımız önde…
Amel defterimiz elimizde.
Öylece duracağız bir yüce makamın divanında, o en büyük kapının önünde.
O kapının ardında bizim için neler saklı bilmiyoruz.
Bildiğimiz bir şey var.
O da; cennetimizi de cehennemimizi de burdan götürüyoruz.
Rabb’im iki cihan selâmeti versin.
Tüm kapılarımızın ardı önünden daha güzel olsun inşallah…
Nilgün Özdemir/ ahuzar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*