Naz Bektaş yazdı:”Doğa ve Kendimizle Savaş”

DOĞA VE KENDİMİZLE SAVAŞ


       Bilinç düzeyi düşük olanlar; hayatı sadece bedensel hazları; yemek, içmek, seks…vs için yaşar… Epikuros Felsefesiyle bağdaştırmamak gerek bu haz duygusunu. Zira Epikur, bedeni acılardan uzak tutmayı amaçlamıştır. Haz için her yol mübahtır, diye bir söz etmemiştir. 
      İyilik yapmak, vicdan sahibi olmak, kendini geliştirmek, yeni şeyler keşfetmek, kendini aşmak, kendine yetebilmek, asalak olmamak, kendiyle ve diğer insanlarla özgürleşmek,  evrimleşmenin en bariz göstergesidir…
      İlkel bireyler, sadece kendi ihtiyaçları doğrultusunda dünyayı değerlendirir ve davranışlarını bu doğrultuda ayarlarlar. Hırsları uğruna kendilerini ve çevreyi zehirlemekten kaçınmazlar. 
        İlkel bireyciliğin en başında,  iktidar  savaşları ve  her hangi bir ideoloji  uğruna  insanları öldürmek  geliyor. Bunun yanı sıra nesnel varlıklara bağlılık ve bağımlılık da zihinsel dejenerasyonu tetikleyen nedenler arasında. Çünkü birey farkındalığını keşfettiğinde(bilinç düzeyi yükseldiğinde ), nesnellikten uzak bir yaşamın özlemini hisseder. ..
      Doğadan uzaklaşmış, uzaklaştırılmış birey, ister istemez kapitalizmin kirli pençesinde mücadele vermeye mahkum oluyor. …  
     Oysa;
     Kızılderili Atasözü’ nün dediği gibi
     Yalnızca son ağaç kesildikten, son ırmak zehirlendikten, son balık yakalandıktan sonra… Ancak ondan sonra paranın yenemeyeceğini anlayacaksınız. Yani son pişmanlık fayda etmez. 
         Biz, makro evrenin, mikro parçalarıyız. Dolasıyla bütünden bağımsız düşünme ve yaşamak, bize ciddi hasarlar verir. Düşündüğümüz, konuştuğumuz her cümle ve eylem bizim göremediğimiz,  görmemekle direndiğimiz bu makro evrenin süptil duvarlarına çarpıp, tekrar bize geri dönecektir… Yani Karma Felsefesine göre ektiğimizi biçeceğiz..
         Sonunda geldiğimiz aşama Kızılderili Atasözü ile çok da örtüşüyor aslında. Evrende tek varlık insanmış ve tüm doğa sadece kendilerine aitmiş gibi çılgınca ve acımasızca tüketim çılgınlığı ve kâr algısıyla sömürdü, katletti, kirletti durdu, bu çağa kadar tüm yeryüzü kaynaklarını insan.
              Nasıl ki insanın fizyolojik ve psikolojik dengesi bozulduğu zaman hasta olur;  doğanın da dengesi bozulunca hastanalır. Dünyadaki son yaşanılan Korana Virüsü Karantina günleri  insanın kendi eliyle bozduğu doğa dengesinin bariz sonucu. Doğanın, kendisini iyileştirmek için zamana ihtiyacı var ve insanın da daha fazla zarar vermemek için doğadan uzaklaşmaya…
Gelinen noktada; Hesaba katamadığı şuydu insanın; bütünden kopmadan, birbirimiz için yaşamazsak, hepimiz  ölürüz. ..


Naz Bektaş

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*