Naz Bektaş yazdı: “Olmamakla Olmak (Emekçi Kadınlara İthafen)”

OLMAMAKLA OLMAK

Erkeği  çamurla yaratan Tanrı, kadın için, onun kaburga kemiğini yeterli gördü, kadın nesne, erkek ise, nesnelliğin kendisine doğru aşıldığı özne demekti artık… Böylelikle özne, nesnel somutluğun aşıldığı soyutluk oluverdi, erkek, yani özne, sorumluluktan ne zaman kaçsa, ondaki somutluğu soyut öznelliğe havale ederek aşmayı denedi:
Karısındaki nesnel somutluğa kefil durup evinin sorumluluklarını yerine getirmek ya da metresiyle sevişmek… Aldatmak, eşteki nesnel somutluğun, başkasının soyut öznelliğince aşılması demekti.

Erkek, her zaman aşmak için yaratıldığına inandı. Kadınınsa, nesnellik uğruna tükenmek için… Kadın her zaman, öznesinin alt düzeyine yerleşmiş nesnesi biçiminde göründü Tarih’e. Tarih’i erkek yazdı, sanılır o yüzden, oysa erkek kendisini hep Tarih’in dışına düşürdü, başarısızlığının haklılık payını bekledi durdu kadından, hayatın gerçekleriyle henüz tanışmamış acemiliği bir türlü bırakmak istemedi,fethetti ve yerleşimi kadına bıraktı, avını kesti, pişirmesini kadına…Hep bir çelişkiyi oynamanın güvenli sığınağında, ilgi bekleyen bir afacan olmaktan memnundu kadın karşısında, daha doğrusu, olmakla olmamak arasında, olmamakla olmak, olduğunu olmamak biçiminde, çelişkin bir varoluştu benimsediği:
-Parayı yatırdın mı?-Gittim de adamı bulamadım…
Hem yapmış olmanın onurundan hisse alan, ama aynı zamanda yapmamış olmayı da elden bırakmayan tembellik…
Kadın her zaman başarılı, kendisi ise altını ıslatmış bir çocuğun mahçup başarısızlığı olduğundan, sokağa çıktığında, gözüne hep dersini çalışmış bir bakımlılık ve temizlikle görünen kadına karşı, yenilginliğinin baktıkça yüzgeri oluşunun hıncından ötürü, onu hep parçalara ayırarak üstesinden gelmeye çalıştı erkek. 


Göğüsler, kalçalar, popo, yüz…
Reddedilir durmaksızın, kadının her pozu, adımı, bedeninin tüm hatları karşısında defalarca yenilgiye uğrar, çünkü Güzel’dir kadın, temizliktir, dersini çalışmışlıktır. Bu yüzden sürtünmeye, ellemeye, dokunmaya, böylelikle o başarılılığın onurundan pay kapmaya çalışır, ve bazen, ne yazık ki daha da ötesi…

Tarih’in Emekçisi Kadınlar;
Haklı ve gururlu varoluşunuzla, EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ ‘müz kutlu olsun. …

Naz Bektaş

1 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*