Muhammed Balaban şiiri: “Hüznüm Azalsın “

Gel otur, hüznüm azalsın …

Yüreğimin kalabalığı yok eskisi gibi.

Onca kıymet bilmez

Onca vefasız

Hepsi layık olduğu yere gitti.

Gel, yaralarım daha fazla acımasın. 

Gel otur, hüznüm azalsın.

**

Dağ olsa dayanmazdı

Şu merhamet dolu gönlüm. 

Nasıl dayandı? 

Nasıl dayandı onca ikiyüzlüye? 

Geriye kalan ben

Yıkılmadım.

Gel, vakitler şafaklara asılsın. 

Gel otur, hüznüm azalsın.

**

Buralarda şimdilerde

KADİFE Yapraklı güllerin mevsimi.

Dokunsan titrer, koklasan ürker.

Şu dağın ardı demişti eskiler.

Şu dağın ardı hasrettir.

Gel, ömrüm hasretten salınsın.

Gel otur, hüznüm azalsın.

**

Sermayesi ümittir gönlümün.

Tarlaları taşlıdır.

Kaç kurak yıl geçti de üstünden.

Kaç kez talan edildi de 

Binlerce ve binlerce kez, dirilen. 

Hep gözyaşı ile bereketlenen. 

Gel, canıma can, toprağıma hayatsın. 

Gel otur, hüznüm azalsın.

**

Bana çok görüldü gökyüzü.

Yıldızlar ve dolunay.

Kapandı her gece 

Kırk kilitli kapılar üstüme 

Çelikten dürme sürgüler.

Sürdü insafsızlar üstüme.

Gel, vakitler mehtabı sarsın. 

Gel otur, hüznüm azalsın. 

**

Ben sevmem aslında öyle

Eylemler, ihtilaller, devrimler.

Gönlüm bir ülke ise

Bekledi bir kurtarıcı.

Sabrıma sükut giydirdim.

En darında sokağının, bekledim.

Gel, ülkemin yeni baharısın.

Gel otur, hüznüm azalsın.

**

Yeni yetme sevdalar gibi,

Değil ki aylık, haftalık, anlık.

Kaç zemheri vurdu? 

Kaç zelzele, kaç taşkın? 

Sen sanırsın , iki elin parmak sayısı.

Ben diyeyim bini aşkın.

Gel, dallarım nefesinde ısınsın. 

Gel otur, hüznüm azalsın.

**

Uçsuz bucaksız bir derya.

Kan kırmızıdan gök maviye,

Gün sarısına ve dal yeşiline uzanan.

Bileklerim tutsağı bak

En tembel zamanların

Külü bile kalmadı gör bak,

Ufku saran yangınların.

Gel, sabahımda Günaydınsın.

Gel otur, hüznüm azalsın…

Yazan : Muhammed BALABAN

Simule : @_sairulazam

İnstagram : @muhammed_zt67

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*