Mehmet Pektaş’ın “Yaşamak Bazen” isimli öykü kitabı raflardaki yerini aldı

Mehmet Pektaş-YAŞAMAK BAZEN

Kitap Adı: Yaşamak Bazen

Yazar: Mehmet Pektaş

Yayın Yılı: 2020

Sayfa: 118

Yayınevi: Klaros

Mehmet Pektaş’ın Yaşamak Bazen isimli üçüncü öykü kitabı yayımlandı. Klaros Yayınları etiketiyle çıkan kitap 14 öyküden oluşuyor. Yazar, bu son kitabında hayata ve insana dair konuları kendine özgü sade ve akıcı bir dille işliyor. Okurların satır aralarında mutlaka kendilerinden bir şeyler bulacağı kitapta gittikçe büyüyen şehirlerde evle iş arasına sıkışıp kalan, günden güne değerlerini yitiren modern insanın öyküsü anlatılıyor.

Bir çiçeği koklamadan baharın gelip geçtiğini, toprağa basmadan yılların tükendiğini, aynı katta oturan insanların birbirlerini tanımadıklarını, aile bağlarının koptuğunu düşünen yazar kaybolan değerlere özlemini dile getiriyor. Günübirlik aşklara, sebepsiz ayrılıklara, olduğundan farklı görünmeye çalışan insanlara inceden inceye sitem ediyor. İnsanların teknolojiye esir olmalarından, duygusuz bir makine gibi ekonomik düzenin bir parçası haline gelmelerinden duyduğu rahatsızlığı ifade ediyor. Her şeyin maddi bir değerle ölçüldüğünü, insan ilişkilerinin sanallaştığını, kavramların değersizleştiğini, yükselen binalarla birlikte sadece doğanın değil insan yönümüzün de katledildiğini düşünüyor. Bununla birlikte insanların doğal hayata, gerçek dostluğa, samimiyete, çocukluk yıllarına özlem duyduklarına, şehir hayatından uzakta yaşama hayali kurduklarına inanıyor.

Yazar öykülerinde uzun tasvirlerden ve sözü fazla uzatmaktan kaçınıyor, öyküleri zaman zaman beklenmedik sonlarla bitirerek okuyucuyu şaşırtıyor. “Bir Fotoğrafın Öyküsü”, “Tatsız Bir Gün”, “Hayatın Yükü”, “Baba-Oğul” gibi öykülerde hayatın içinden konulara yer verilirken “Yıldızlara Dokunmak”, “Eskiden-Yeniden” gibi öykülerde geçmişe ve çocukluk yıllarına özlem dile getiriliyor. “Labirent” “Girdap” “Bitmeyen Bir Öykü” gibi öykülerde ironik ve yalın bir dille kurmacanın sınırlarını zorlanıyor.

Özgeçmiş:

1985 Isparta doğumlu. İlk ve ortaöğrenimini Isparta’nın çeşitli okullarında tamamladı. Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. Aynı üniversitede yüksek lisans yaptı. Süleyman Demirel Üniversitesi’nde doktoraya devam ediyor.

Çeşitli kurum ve kuruluşlardan ödüller adı. Yazı ve şiirleri Duygu Seli, İkideniz, Yaba, Güney, Gezgin, Anadolu Çınar, Kardelen, Siyah Sanat, Edebice, Yolcu, Hece Taşları, Açıkkara gibi dergilerde yayımlandı. Ayrıca yazarın bilimsel dergilerde yayımlanmış makaleleri, uluslararası kongrelerde sunulmuş bildirileri vardır.

Yayımlanmış eserler:

Berceste (Şiirler) 2007

Düş Mevsimi (Öyküler) 2018

Müsaadenle Hayat (Öyküler) 2019

Yaşamak Bazen (Öyküler) 2020

Hayata Başka Bak (Ömer Asaf müstear ismiyle) 2020

Tel: 05443287049

ALINTILAR:

Hiç istemediğim hâlde ben de sistemin bir parçası olmuştum. Pek çok sorumluluğum vardı. Her gün gitmek zorunda olduğum bir işim, gözüne girmeye çalıştığım amirlerim, emir aldığım şeflerim… Benim altımda da bana yaranmaya çalışan insanlar bulunuyordu. Üç kuruş prim için kendimizi paralıyor, tüm enerjimizi iş için sarf ediyorduk. Bazen patronlarımız için bir makineden bile değersiz olduğumuzu düşünüyordum. Çünkü makineler bozulduğunda işler duruyor, herkes arızanın bir an önce giderilmesi için seferber oluyordu. Bizimse hastalanmamız bile yasaktı. Hele ki rapor alırsanız büyük bir suç işlemiş gibi muamele görüyordunuz. Hasta yatağınızda iş yerindekinden fazla yorulduğunuz oluyordu. Akşama kadar telefonunuz susmuyor, ne hâlde olursanız olun iş yerine acilen gelmeniz bile isteniyordu. Tedavisi uzun sürecek ağır bir hastalığa yakalandığınızda ise kendinizi kapının önünde buluyordunuz. Yerinizin doldurulamayacağını sanmayın. Hemen ertesi gün aynı kapının önünde sizden boşalan yeri doldurmak için kuyruklar oluşuyordu. Tüm bu gayrete rağmen müdüründen temizlikçisine kadar hepimiz ay başını iple çekiyor, bütün planlarımızı ona göre yapıyorduk. Para cüzdanlarının yerini kart cüzdanları alalı hayli zaman olmuştu.

***

Öykünün sonuna gelen yazar garip bir hisse kapıldı. Sanki okurlar başına toplanmış onun ne yazdığına bakıyorlardı. Dikkati dağıldı. Başını kaldırıp etrafındaki olmayan kalabalığa baktı. Böyle devam etmesi mümkün değildi. Ellerini klavyeden çekti, arkasına yaslandı. Bunun üzerine okurlar da yazarın çevresinden ayrılıp karşısına geçerek halka şeklinde oturdular, gözlerini yazara diktiler, onun ne diyeceğini merak ediyor gibi bir hâlleri vardı.

Yazar, öyküsünü zihninde kurguladığı gibi mutlu sonla bitirmeyi düşünüyordu. Öyle de yapacaktı. Parmaklarını tekrar tuşların üzerine doğru götürürken okurlardan bir onay almak istercesine onlara öykünün sonunu söyledi. Bunu duyan okurlar gözlerini yazardan ayırıp kendi aralarında fısıldaşmaya başladılar. Yazar fırsattan istifade biraz önce söylediklerini birkaç satırla yazıya döktü, sonra da arkaya yaslanıp kollarını bağladı. Fısıldaşmayı bırakan okurların ses tonu gittikçe yükseliyordu. Olayın devamını merak ediyorlar, bunu öğrenmeye yönelik sorular soruyorlardı. Böyle bir tepki beklemeyen yazar şaşkındı.

***

Gökyüzü yıldızlarla doluydu. Bazı geceler yıldızları gökyüzüne rastgele serpiştirilmiş hâlde bulurdum. Bazı gecelerse yıldızlar sanki tespih gibi özenle dizilmiş olurdu. Kimi zaman bir satranç tahtasını andırır, kimi zamansa döne döne spiral oluştururdu. Yıldızlar o kadar yakındı ki evimiz birkaç kat daha yüksek olsa onlara dokunabileceğimi, yüksekçe bir merdiven olsa son basamağa çıkıp elma toplar gibi yıldızları toplayabileceğimi düşünürdüm.

***

İş yerimden çıktıktan sonra sokağın ortasında kalakaldım. Ne tarafa gideceğimi bilmiyordum. Uzun uzun sağıma soluma bakındım. Sanki bir labirentin içerisine düşmüştüm. Her yer birbirine benziyordu. Göğü delecekmiş gibi yükselen binalar birbirinin aynısıydı. Binaların alt katlarındaki mağaza vitrinleri, renkli reklam tabelaları tıpatıp birbirine benziyordu. Caddeden geçen araçların çıkardığı sesler, binalara çarpıp daha da yükselirken içimi büyük bir korku kapladı. Bu labirentte sonsuza kadar kalma korkusu… Oysa sadece evime ulaşmak istiyordum. Beni şehrin keşmekeşinden kurtaracak küçük ve huzurlu evime… Böyle ürkek bir tavşan gibi etrafıma bakınıp durmaya devam edersem bunu başarmam mümkün değildi. Birazdan hava kararacak ve buradan çıkmak daha da zorlaşacaktı.

***

Buraya ilk gelişimi hatırlıyordum. Otobüsten iner inmez derin bir nefes almıştım. İçimi dolduran egzoz dumanı ve mazot karışımı koku saatler süren yolculukta bulanmayan midemi bulandırmaya yetmişti. Yüksekçe bir yerden şehre bakıp geleceğe dair hayaller kurmayı düşlerken kendimi bir insan selinin içerisinde bulmuştum. Firmalarına yolcu çekmeye çalışan çığırtkanlar, çantamı taşımak isteyen hamallar, bir an önce valizini bagajdan almak isteyenler, binecekleri otobüse yetişmeye çalışanlar, yolcu karşılayanlar, uğurlayanlar, kadınlar, erkekler, çocuklar… Sersemlemiştim. Terminalin içerisine girebileceğim pek çok yer varken ben giriş kapısı arıyordum. Peronların sonuna kadar yürümüş ve bir şekilde içeriye girebilmiştim. Üzerinde onlarca, yüzlerce otobüs firması isminin yazılı olduğu yazıhaneler yan yana uzayıp gidiyordu. Ben yürüdükçe bu isimler sanki son sürat geriye doğru hareket ediyor ve başımı iyice döndürüyordu. Beni müşteri zannedenler koluma yapışarak nereye gideceğimi soruyorlardı. Kimileri de şehir isimlerini bağıra bağıra söyleyip dikkat çekmeye çalışıyorlardı. Ankara, Ankara, İstanbul, Bursa, İzmir, İzmir, İzmir, Samsun, Trabzon, Rize…

İnstagram okur yorumları

@benimktp_dunyam

Herkese Merhaba

Bugün size çok güzel bir öykü kitabından bahsetmek istiyorum. Ben normalde pek öykü kitabı okuyamam. Bir süre sonra sıkılırım hatta bazen aynı sayfayı birkaç kez okumak zorunda bile kalabilirim.

Ama #yaşamakbazen adlı kitabı okurken bu sorunlarla karşılaşmadım. 14 adet kısa öyküden oluşan bu kitap her öyküde sizden ve bir şekilde hayatın hayatin içinden bir şeyler sunuyor bize. En fazla bir günde bitebilecek hatta işiniz yoksa saatler içerisinde bitirebileceğiniz güzel bir eser.

@kahve_kitap_hayat1

Herkese merhaba arkadaşlar. Bugün size Yaşamak Bazen kitabıyla geldim. Yazarın okuduğum ilk kitabı dilini çok sevdim sade ve akıcı sıkmadan sizi yormadan okuyabileceğiniz bir kitap olmuş. Kitap 14 öyküden oluşuyor. Öykülerin hepsi yaşamın içinden okurken kendinize dair mutlaka bir şeyler bulacaksınız. 14 öykünün içinde beni en çok etkileyen “Pazar Yeri” ve “Bir Fotoğrafın Öyküsü” oldu. Bu zor günlerde sıkılmadan olacağınız bir kitap mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.

@kitap_delisifatma

İyi akşamlar arkadaşlar. Bugün bir öykü kitabının yorumuyla sizlerleyim.

Yazarımızın ilk defa bir kitabını okudum ve çok beğendim. Akıcı bir anlatımı olan hayatın içinden hikayelerle dolu kitabımız. Kitabımız da on dört hikâye var. Her hikâye birbirinden güzeldi ama beni en çok etkileyen “İki Fincan Kahve” adlı hikâye oldu. Bazı hikayelerde çok hüzünlendim. Duygusallığı ağır basan hikayeler vardı. “Pazar Yeri” de çok güzeldi. Kitapta, ders de çıkaracağımız öyküler de mevcuttu.

Kitabın sayfa sayısı az olması sebebiyle rahatça birkaç saatte okuyabileceğiniz bir kitap. Özellikle bu sıkıntılı günlerde evde bunalan kitap severler mutlaka bu kitabı okuyun derim. Ben çok beğendim ve tavsiye ediyorum. Eminim sizde beğeneceksiniz

@okurunruyasi

Herkese Selam!

“Yaşamak Bazen” kitabı ile karşınızdayım. Kitap 14 güzel öyküden oluşuyor. Ben en çok; Pazar Yeri, İki Fincan Kahve ve Bir Fotoğrafın Öyküsü başlıklı öyküleri beğendim. Ebeveynlerin rolleri ne kadar da önemli çocukların hayatında. Her hikâyeden kendimce sonuçlar çıkardım. Yaşadığımız bu günlerde, sizin de severek okuyacağınız bir kitap tavsiye ediyorum. Birbirinden güzel hikayeleri okurken asla sıkılmayacaksınız. Anlatımı oldukça akıcı ve sayfa sayısı da az olduğu için çok kısa süre de okuyabilirsiniz. “Yaşamak bazen, çoğu şeyden ders çıkarabilmektir..” diyor ve sizleri okumaya davet ediyorum.

@kiitapperest

Herkese merhaba

Evlerimizde kaldığımız bu zor günlerde yapılacak en güzel etkinliklerden bir tanesi de kitap okumak. Ben de bu zor günlerde #evdekalturkiye #evdekitapoku diyorum. Sizlere son okuduğum #yaşamakbazen kitabının yorumu ile geldim. Kitabımız on dört kısa öyküden oluşuyor. Kitabın dili sade, anlatımı akıcı ve etkileyici. Her okurun kendinden bir şeyler bulabileceği güzel ve duygu yüklü bir kitap. Ben bu öykülerin arasından en çok “Bir Fotoğrafın Öyküsü adlı öyküyü beğendim. Sizlere de mutlaka tavsiye ediyorum. Şimdiden okuyacaklara keyifli okumalar

@kitapvebenimdunyam

Herkese Merhaba

Bugün sizlere çok harika bir öykü kitabıyla geldim. @okurunruyasi moderatörlüğünde @klarosyayinlari @yazarmehmetpektas #yaşamakbazen #kitabını #okudumbitti Gündelik hayattan yaşanmış, yaşanması mümkün olabilecek konular işlenmiş. Ayrı ayrı her konuya dair öyküler bulunan kitap sade ve akıcı bir dil ile yazılmış. Bütün öyküler güzeldi fakat “Bir Fotoğrafın Öyküsü ve Hayatın Yükü ” en sevdiklerim oldu. Yazarımızın emeğine sağlık ve okuyucusu bol olsun.

@kahve_kokulu_sokak

Herkese İyi Geceler

Bugün size bir öykü kitabı ile geldim. Öykü ve deneme kitabı okumayı bir ayrı severim. Bu yüzden bu tarz kitaplar 1-0 önde başlıyor benim için yorumlamaya. İçinde 14 tane öykü bulunan bu kitap öyle sade bir dille yazılmış ki, bir çırpıda okuyuveriyorsunuz. Öyküler de günlük hayattan seçilmiş, her an karşılaşabileceğiniz öyküler. Yazarın ilk kitabı mı bilmiyorum ama kalemi hiç susmasın ve daha nice güzel öyküler yazsın inşallah.

@s_andbooks

İçinde on dört öykü bulunan kitap, akıcı duygusal ve kesinlikle etkileyici. Bazılarına çok üzüldüm ama hayat her zaman mutluluk getirmez değil mi? “Pazar Yeri”ndeki telaş ve sonundaki hüzün, “İhtiyaç Listesi”ndeki karakterde kendimden bir şeyler bulmam. “Sonbahar Yağmurları”nda sondaki esprili anlatım, “Eskiden, Yeniden”de maziye yolculuk. En uzun öykülerden biri olan “Hayatın Yükü” ise kesinlikle ders çıkartılacak bir konuya değinmiş.

Türü sevenlere tavsiyemdir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*