M.Nihat Malkoç şiiri: “EYLÜL’ÜN ÇOCUKLARI “

I.

Bendini aşarken asi ırmaklar yetim derede…

Kim durabilir ki çözülen su(r)ların menzilinde?

Bir gece yarısı kalp şehrinin x ışınları söndüğünde…

İblise aşikâr olur mu bir yaprağın örttüğü mahrem?

Acılarla beslenirken bu hüzün coğrafyasında…

Dolunaylı gecelere kim akıttı baldıran zehrini?

Kanla yazılan sevda mektupları geri gelse de…

Yürekteki kelepçe izlerini hangi silgi silebilir ki?…

Bir ömür boyu kalsa da gül dalını incitmez gonca

Kim susturabilir ki ufka söylenen hüzzam şarkıları?

Bir sonsuzluk uykusudur nazarlarda asılı kalan…

Kim yükledi serçelerin sırtına bu kurşunî feryatları?

II.

Her susuş bir haykırış tufanına gebedir besbelli…

Kim bir gecede yüzyıl yaşlandırdı körpe çocukları?

Kışa nazır bir mevsimde buz tutmuş düş(ünce)ler

Bu kara(rtma) geceler(in)de nerde annemin o sımsıcak elleri?

Tuz buz olmuş gönül penceresinin (a)sırlı(k) camları

Kim kovmuş mütebessim kuşları gönül pervazlarından?

Kargalar ki binmiş kanaryaların o nahif omuzlarına

Kim yüklenmiş en galiz küfürleri bir küheylanın sırtına?

III.

Takvimler taşıyamazken kederlerin düşülen darasını…

Kim kırmış dallarını çiçek açmış körpe ıhlamur ağaçlarının?

Bir dokunsan dertler sağanak sağanak yağar üzerime

Kadim (zam)anlar mı not düşer eylül’ün kırılgan yüreğine?

En ağır türküyü söylerken betonların kekeme dili…

Zamanın gergefinde acıların (n)akışı durur mu hâlâ?

Bir kapı tokmağı sıcak bir elin özlemini çeker derinden

Hangi nakkaş hasretin suretini nakşedebilir yüreğime?

Bütün (da)yatmaların iflas ettiği bir çağın özlemini çekerken…

Kim o eski kirli defterleri çıkardı kilitli çekmecelerden?

Hüzün ırmak misali, puslu nazarlara akşam çökerken…

Ey acılarımın tanığı eylül, mahşerin sabahında şahidim olur musun?

M. NİHAT MALKOÇ

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*