Hera Samıkıran Platon’un “Lysis”isimli kitabını tahlil etti

Bu kitapla birlikte Platon’un gençlik dönemi eserleri ya da Sokratik diyaloglar ismiyle anılan Sokrates’in Savunması, Kriton, Euthyphron, Lakhes, İon, Protagoras, Kharmides, Gorgias, Küçük Hippias, Büyük Hippias ve nihayet Lysis’i okumuş bulunduğum için bu incelemeye Savunma ve Kriton haricindeki tüm bu dramatik yapıda çözümsüzlükle sonuçlanan aporetik eserlere değinerek başlamak istiyorum.


Bu eserlerde baskın karakter Sokrates olup her kitapta bir erdem dönemin tanınmış bir veya birden çok öne çıkan ismiyle Sokrat yöntemiyle diyaloglar içerisinde incelenir. Her bir kitapta üzerinde tartışılmakta olunan erdeme dair net cevaplar verilemeden eser sonlandırılır. Bunun arka planında Sokratik yöntemin dönemin Atina’sındaki derme çatma bilgi ve bilginlere üstü kapalı ve epeyce nazik bir alay vardır dersek hata etmiş olmayız.


“Ruhlarınıza özen gösterin.” derken Sokratesbedenin bir araç olduğunu ve özün ruh yani psukhe olduğunu ileri sürer. Sokrates’e göre psukhe; akıl, rasyonel meleke ya da yetilerle özdeştir. Dolayısıyla, psukhe’nin özü akıldır. Her varlığın varoluşunun bir misyonu olup, insanın yani psukhe’nin onun insanın hayatını yönetmesi, yönlendirmesi ve düzenlemesi olduğunu benimseyerek, bu misyonun temel gayesinin “erdem” olduğunu öne sürmüştür. Bu süreçte yani erdem ediniminde sadece “bilginin” bir rol oynayabileceğini ileri sürer. Ahlaki failden ise sıkı bir moral özerklik talebinde bulunur. İşte bu moral hakikatin varlığını kabul eden Sokrates, bu moralitenin içeriğini Platon’un kaleme aldığı bu diyaloglarla gün yüzüne çıkarma teşebbüsünde bulunmuştur. Her ne kadar tüm bu diyaloglar çözümlenmemiş olsa da Sokratik süreç esnasında diyalogun muhatapları kendi önermelerinin* çelişkilerini fark ve hatta çoğunlukla kabul eder. Yozlaşmaya yüz tutmuş Atinalıların Sokratik diyaloglarda doğurtmadan çok çürütme ile şaşkına dönmeleri de bundandır.  “Moral zayıflığa” yani kişinin bile isteye kötülük yapacağına inanmayan Sokrates, erdemin dolayısıyla mutluluğun(eudaimonia) ancak bilgi ile elde edileceğini haykırmaktadır. İşte bu bilgiye de “sophia” veya “phronesis” der.


Erdemlerin bilgisine yani “sophia”ya sahip olan zorunlu olarak erdemli olacaktır inancıyla, diyaloglarında erdemlerin ne ve nasıllığını usanmaksızın tartışır.


Euthyphron(dindarlık), Lakhes(cesaret), İon(şiir-şairlik), Protagoras(erdemin bizatihi kendisi) , Kharmides(ölçülülük), Gorgias(retorik*), Küçük Hippias(dürüstlük) , Büyük Hippias(güzellik) ve Lysis(dostluk) olmak üzere parantez içindeki erdemlerin bu kitapların odak noktası olduğunu söyleyebiliriz.


Özel olarak Lysis’e bakacak olursak da dost olduğunu iddia eden konuşmacıların Sokratesle diyaloglarının ardından Sokrates’in son diyalogunda açıkça belirttiği üzere: “Bizi dinleyenler buradan giderken diyecekler ki, birbirine dost diyen bu insanlar -çünkü ben de kendimi dostunuz sayıyorum- daha dost nedir bulup çıkaramıyorlar.”
Böylesi bir kriz ortamında babasının demiri çwkiç darbeleriyle yola getirmesi gibi, annesinin de doğumlarda ebelik yapması gibi tüm diyaloglarında eğriyi üzerine düşe düşe çürütüp, doğruyu da yine binbir emekle doğurtan Sokrates’i, demokrasiye yönelik -bence- çok yerinde eleştirileri ve yetiştirdiği öğrencisi ve öğrencisinin öğrencisi Aristoteles’e rağmen Nietzsche’ye uyarak abarttığımız putlardan biri olarak görebilir miyiz, işte bu soru karşısında ben de geleneğe uyarak incelememi kısmi bir aporetik yöntemle sonlandırıyorum.

Hera Samıkıran

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*