Gülüm Çamlısoy yazdı:”Acı Eşiği”

Düş gezginiyim, yâd edilesi bir zamanda doğmuşluğum ve aleme aldırmazlığımla verilen her hükme de razı geldiğim…

Teğelli olduğum düşlerim ve yakarışım haznemde saklı bir buluttan ötesi varlığı kelamın ve selamın yeri nasıl da dolmaz sevgi dışında bir rahmetle elbet aşka rağbet eden gölgemdir nihayetinde uzlaşı fermanımda saklı dualar ve ne çok gözyaşı.

Rengim beyaz.

Seccadem nurlu.

Anne duaları ve rahmetin bitimsiz ufku.

Günü uğurladım zamansız ve mesnetsiz gölgeler tarafınca yuhalandım oysaki gökte saklıyım ben ve arşa değer başım ne zamanki aşkı ve huzuru ansam.

Gönlün muradı ne ki, Rabbim?

Bir kelamdan öte bir yaratıyım sayende gücümü saklı tuttuğum ve kimse eşrafım ruhumun kanadığı da yalan değildir hani.

Günleri uyuttum.

Zamanı da mekânı da unuttum.

Hatta adımı ve ismim cismimle var olduğum şu yalan dünyada tükettim ben yalnızlığı derken tünedim İlahi Aşkın rahmetine.

Görünmezliğim.

Duyulmazlığım.

Yalnızlığım gel gör ki kat çıktım ben ruhumda saklı hadislere ve günden kaçan bir güneşe tutuldum belki de güneşti tutulan kollarımda uyuttuğum oysaki nasıl da temiz ve iyidir içimdeki çocuk hala da saklı tutabildiğim bir masumiyet varsın olsun düşen payıma o devasa yalnızlık.

Bir gök taşıyım belki de taşlanan.

Ve göz yaşı basan mabedim elbet göğün haznesinde saklı melekler ve beyitlerle örülü bir dünyanın kaldıysa artık önemi.

Gün yüzlü seyyah sözcükler aşka aşk katan ve yalnızlığı öven sezilerimde kimi zaman kaypak bir gölgeden kaçıp da sığındığım illa ki aşkın ve umudun gölgesine.

Sırtım sağlam.

Sınandığıma vakıf sırlarım da sende saklı.

Her rengin matemini içtim ve her matemin iz düşümü idi vakıf olduğum huzur üstelik çok ötesinde dünyanın bir dünya yarattım ki kendime kendimde saklı kaldığım o çiçekleri solmaz cennet bahçesi.

Miadım dolmadı madem.

Matemimle vakıfım madem ben mutluluğa her acıyla sınandıkça katlar inşa ettim kelebeğin kanatlarında doğan güneş ve ruhun da efkârı nihayetinde yenik düştü inanca ve umuda.

Bağcıkları çözüldü ayakkabılarımın ve şimdi yalın ayak koşmaktayım. Anadan üryan hangi acıysa gizlemediğim bir gerçek de değil hani gönlümden geçenlere vakıf Rabbimle el ele verdiğim devasa bir evren ve yörüngemden çıkmamaya da yeminli iken.

Acı eşiği açısı biteviye değişen.

Yankısı ruhun kimi zaman bir şiirde yeniden doğduğum ve yalnızlığın asaleti gıyabımda yanıp sönen yıldızlardan da düşen payıma belki de açmayı unutan bir tomurcuğum ve acılarını dokunulmazlığında ruhumla buluşan o hidayet ki…

Gösterişli duygularımın esiriyim.

Aşkın ta kendisi ve beşeri aşklardan uzak bir kıstas en çok öykündüğüm de içimdeki çocuğun masumiyetini saklı tutmak adına kendimi kendimle barıştırıp da uzlaştığım ve…

Uzaklaştığım nice dünya nimeti elbet aşkın şiarı iken huzur ve kırık parçalarımdan inşa ettiğim devasa bir kale ki kalemin de sarkıtı iken eklediklerim ve tüm dik açılar diklenen acılarıma bazense çözeldiğim bazen somurttuğum bazen tutuştuğum bazen unutulduğum nihayetinde gölgemi de kabullendiğim.

Yangının ta kendisiyim.

Bir yaratı ise aciz varlığım şükürler olsun Rabbime.

Bir ihanetse hayatın çapağı nasıl da uzağım kinden ve nefretten.

Şakıyan bir bülbülse uçuşan yüreğimin de kat izi iken açmaya mecali olmayan çiçekler ve işte ruhun firarı ne zamanki kalemle hasbıhal etsem…

Y/andığıma vakıfım ve içimdeki çocuğa da ve uzağında kaldığım bir dünya oysaki cennet bahçesi bildiğim tüm sevdiklerim ve rüyam.

Kehanet erbabı kimse uzak dursun benden çünkü kaderime hamt etmekteyim kederime de.

Ne isyan ederim ne de ihsan eyleyen Rabbime karşı gelirim ve sadece O’ndan isterim bu anlamda sabrımı katlar ve sınandıkça büyüdükçe büyür yüreğim daha çok anarım rahmeti ve sevgiyi ve kırık her yüreğe dokunma arzusu ile Allah rızası için sevdikçe sever ve pay ederim Allah dostlarımla…

Günse gözümden düşen.

Gözümse kendimde takılı kaldığım.

Bir hutbe ise içimde uçuşan ve nimeti evrenin kimi zaman acı düşse de payıma…

Yorgunluğumu yok saydığım ve gün yüzü ile arz ettiğim ve hicap etmeden aşka yenik düşüp de kendimi kabullendiğim bir hayatın coğrafyasında asılı kalan bir yıldızım işte göğün fedaisi belki de göçmen kuşlar ve şapka çıkardığım bunca güzellik beni benden eden ve Rabbime yakın kılan…

Acılarımı da sevmeyi öğrendim ya sonunda.

İhya edilesi bir yürekten firar eden binlerce duygu ve kelimeye de katık ettim madem sevgiyi.

Ve işte ihbar ediyorum mehtaba içimde batmayan güneşi ve şükürler olsun ki vakıfım artık iyinin kötünün hikmetine de haiz gönül gözümden akan yaşı ben umutla siler bir o kadar rahmetin kaynağına vakıf gözümü de diktiğim o en tepe…

Yeter ki vakit tanısın bana evren ki hidayetin dokunulmazlığında sonsuzlukla ve Rabbimle buluşup da arınayım dünyanın kirinden…

Yaşamanın da ön sözüymüş hani ve yazmanın da meali iken içimde tükenmek bilmeyen bir pınar ve o coşku ki…

Şükürler olsun ihsan eyleyen Rabbime…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*