Furkan Bayrak yazdı:”Farklı Seyyahlar “

Farklı Seyyahlar / Furkan Bayrak

Tarih kitapları sık sık seyyahlardan söz eder. Çünkü tarihçiler, tarih hakkında bilimsel notlar düşerken seyyahların eserlerinden faydalanır. Seyyahın lügat tanımı herkes tarafından rahatlıkla bilindiği için, açıklamak gereksiz olacaktır. Türk halkının bildiği en meşhur seyyah Evliya Çelebi’dir. İtalyan halkının bildiği en meşhur seyyahlar Amerigo Vespucci, Kolomb, Marco Polo, Portekizlilerin bildiği ise Macellan’dır. Bu listedeki seyyahları halklarının yanı sıra dünya halkları da bilir ve bilinenler listesi uzayarak devam eder. Fakat bahsettiğimiz Batılı seyyahlar Evliya Çelebi’den bazı noktalarda ayrı değerlendirilebilir. Çünkü Çelebi komutan ve gemi kaptanı değildir. Ama bir hayli fazla olan ortak özellikleri vardır. Uzun yıllar dünyanın çeşitli noktalarını gezmelerini, gezdikleri yerlerdeki nesneleri, kültürleri, insanları izleyerek kayda geçirmelerini ortak özelliklerinden sayabiliriz. Dünya kazan onlar kepçe olmuş, yaşamış göç etmişlerdir. Bazen yazdıkları tarih bilimciler tarafından gülünerek, bazen hayretler içerisinde bazense alaya alınarak karşılanmıştır. Fakat ne olursa olsun seyyahların sosyal bilime çok faydaları olmuştur.

Günümüzde ise seyyah tanımını ve seyyahlığı farkı anlayıp kabul etmiş insanlar vardır. Fakat bu insanlar yukarıda değinilen insanlar gibi meşhur seyyahlar değildir, hiçbir zaman da olmayacaklardır. Çünkü bu insanların gezdikleri mekânlar kitapları ve gökyüzü, gezilerini not aldıkları yerler ise ruhu ve beynidir. Dolayısıyla gezi maliyetleri çok ucuz, not maliyetleri ise pahalıdır. Pahalıdır çünkü bu seyyahlığının cefası vardır. Bu cefalar maddi dünyanın olağan cephelerinden üzerine doğru bombalar halinde gelir. Seyyah bombalara karşı savaşıyorken not almak ve gökyüzünde gezmek konusunda elbette zorlanır. Zorlanırken cefayı çeker. Bu seyyahlığın hedefi belki sürekli öğrenerek dünyayı güzel yaparımdır. Ancak hem maddi dünyanın dayatmaları hem de dünyanın güzel bir yer olması için uğraşmak doğal olarak hiç kolay olmayacaktır. Çünkü insanın en büyük düşmanı yine insandır. En büyük dayatmaları yine insan insana yapar. Efendi de köle de insandır. Ezen de insandır ezilen de. Adaletsiz de insandır adaletli de. Zalim de mazlum da, haklı da haksız da insandır. Cephe de insandır cephe karşısındaki de insan. Ama böyle bir seyyahlığı seçmişsen cefaları, riskleri ve en önemlisi insanın her biçimini göze almak şarttır. Bu kadar cefadan sonra mükâfat tabi ki özel olacaktır. Bu özel mükâfat toplumuna ve insanlığına katkı sağlamış bir şekilde toprağın altına girmiş olmaktır. Ne mutlu bu şekilde toprağın altına girenlere.

Maddeme giren ne tür bir emeldir

Vakit geçiyorken daha çok kavradım

Gezerken âlemi görülen vahimdir

Taş üstüne taş koymayınca belledim

Uzun olmazmış dünya denilen mavra

Rüzgar gibiymiş sarı sıcak amma

Elin yoksa yetimde handa

Ölümün de düşü olmazmış belledim

Bitkinlik yok bir tek sen esirsin

Dur binbir cumhuriyette sefirsin

Girilen yola en başta kefildin

Esirin de soyu olur sonra belledim.

Seyyah

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*