Furkan Bayrak yazdı:”Bitmek”

BİTMEK

İnsanın dünya yaşama telaşı da bitmek zorundadır. (İnsan bunu dünya yaşamının son demlerine geldiği zaman galiba çok daha iyi anlıyor.)Yani geçinmek, yemek yemek, yürümek, âşık olmak, keder görmek, feryat etmek vb. son vakitte öyle yâda böyle bitmek zorundadır.

Bitmek zorunda evet  ama dünya yaşamını ciddiye almak zorundayız çünkü topluma aitiz. Ciddiye almak zorunda bırakıldığımız için mücadele ediyor veya etmiyoruz, sonunda hiyerarşik düzende yapay bir yere koyuluyoruz ve bunun adı da toplumsal statü oluyor.  Bulunduğumuz statüden dolayı saygınlık veya pislik muamelesi görüyoruz. Çekişmeler, bencillikler, taş kafalılıklar, omurgasızlıklar, intikamlar, sevgiler, yalanlar, acılar, bilgelikler, cahillikler hepsi dünya yaşamında sürüp gidiyor. Bu sürmenin bittiği vakit geride kalanlara bıraktığımız hisler ve düşünceler kadar bir yerde gerçek oluyoruz. Geride kalanlar gidişimize ağlıyor, üzülüyor, özlüyor, küfür ediyor. Belki kitaplarda ölümsüz oluyoruz ama hepsinin bir yerde gerçeklikleri bitmek zorundadır. 

Tüm bunlara rağmen esas, yaşam boyunda dünyalılara en az zarar en çok fayda ilkesiyle yaşayabilmektir. Bu ilkeyi de ilk önce yakın çevremizdeki insanlara daha sonra ise siyasi coğrafyamızdaki insanlara uygulayabilmektir. Ama nihai olarak dünyada yaşama hikâyemiz bitmek zorundadır. Dünyada yaşamımızın biteceğini bilmemiz ise yaşama geniş resimden bakmamızı sağlıyor. Sıklıkla geniş resme baktığımız vakit ise yaptığımız yanlışlara, sevdiğimiz insanlara daha sonra da kendimize üzülüyoruz. 

Dikkat buyurunuz ki her şey bitmekle başlıyor.

Yolları bitirdiğimizde varılması gereken yer başlıyor.

Bir kitap bitirdiğimizde okumamız gereken yeni bir kitap başlıyor.

İnsanların bize olan tutumları sonucunda sevgimiz veya sevgisizliğimiz başlıyor.

Mazluma vurduğumuz son darbede bize yönelecek olan dert başlıyor.

Suyun yolunu değiştirmemiz sonucunda etrafında yeni yaşam alanları  başlıyor.

İnce ince kar yağmasının sonucunda toprağın karı bağrına basışı başlıyor.

En hakiki ise kalbimizin bitiminde bedenimizin toprağa dönüşü başlıyor. Dolayısıyla tekrardan denemenin başına dönüyoruz. Yani insana önce ve sonra bitimler kalıyor. Düşünün dünyanın en zor kalelerinin çoğunu fethetmiş bir Fatih, bir fetih daha bitiriyor ama bu sefer kaleyi  muhafaza etmeye başlıyor. Yani bitmek başlatıyor bitmeyi.

Ulu göklerden aşağı gelen yağmurun toprağa teması düşüşü bitiriyor. Daha sonra dünyaya hayat olması başlıyor.

Kürsülerde beyler insanların üzerine kurulan uzun zamanlık bir yasayı bitiriyor, yeni bir yasa başlatıyor. Kanun beyleri biten yasayı rafa kaldırıp yenisini başlatıyor. Yasalara uymamız veya uymamamız yeni bir mekânda yaşamamızı  başlatıyor. Kimimiz yasalara uymadan yeni lüks bir yaşamı başlatıyoruz. Kimimiz yasalara uyarak dünyada bir cehennem başlatıyoruz.

Yani doğruluk bittiğinde güzellik başlayabiliyor. Yanlışlar bittiğinde çirkinlik başlayabiliyor. Dolayısıyla tekrardan denemenin başına dönüyoruz. İnsanın dünya yaşama telaşı da bitmek zorundadır.

Furkan Bayrak

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*