Furkan Bayrak yazdı: “İhtiyar-1”

İhtiyar 1

Yirmi Dokuzuncu Köy’de bir kış sabahıydı. (Yirmi Dokuzuncu Köy, ılıman ve yağışlı iklime sahip olan bir şehrin kurak bir bölgesiydi.)  Köyün merkezinde yer alan yıkık bir avlunun kapısında inleyen ihtiyar, sarhoş ve uyuşmuş beyniyle mutluluğun tarifini düşünmeye çalışıyordu:

Mutluluk çok uzakta kalan bir şey miydi? Yoksa mutluluk sevdiklerinin güvenli bir şekilde ölmesini arzulamak mıydı? Sevdiklerin öldükten sonra güvende olduklarına emin olup mutlu olmak mıydı mutluluk? Mutluluk kızılçam dolu bir ormanda koluna taktığın ve senin için anlamı büyük bir kadının varlığına minnet duymak mıydı? Mutluluk annenin güneşte kurutulmuş sarımtırak gevrek tarhanadan yapmış olduğu sıcacık bir tas çorbayı içmen için önüne koyması mıydı?

Yıkık avlunun kapısında inleyen ihtiyar düşünmeye birazcık ara verdi. Çünkü buruşmuş ensesine konan bir sinek onu rahatsız ediyordu. Buruşmuş sağ elini ağır ağır yukarı aşağı hareket ettirerek sineği kovmaya çalıştı. Başardı. Kaldığı yerden mutluluğun tanımını düşünmeye devam etmeye başladı:

Fırından yeni çıkan ekmeğe dokunmak mıydı mutluluk? Mutluluk ufak tefek bir bebeğin dünyayı tanıma çabasını izlemek miydi? Sahil kasabasına yerleşip saatlerce balık tutmakla mı meşgul olmaktı mutluluk? Mutluluk geçmişte yaşanılan güzellikleri hatırlayıp haz duymak mıydı? Kimseye zararın olmadan bir ömür sürmek miydi mutluluk? Mutluluk içten sevdiğin bir insan uğruna bir şeyler mi yapmaktı?

Yıkık avlunun kapısında inleyen ihtiyar düşünmeye birazcık ara verdi. Çünkü aşağıya sarkmış sağ göz torbasının üzerine bir sinek konmuştu. Buruşmuş sağ elini ağır ağır yukarı aşağıya hareket ettirerek sineği kovmaya çalıştı. Başardı. Kaldığı yerden mutluluğun tanımını düşünmeye devam etmeye başladı:

Mutluluk seni seven birilerinin varlığını bilmek miydi? Mutluluk taze sıcacık bir kahveyi sabahın erken saatlerinde içmek miydi? Mutluluk kimi zaman narin bir hayvanı kötü bir olay içerisinden kurtarmak mıydı? Annenin kokusunun ara sıra burnuna gelmesi miydi mutluluk? Mutluluk dünyanın tüm kitaplarını okumasan da tüm kitapları bitirmeye biraz daha yaklaşmak mıydı? Hakkının teslim edilmesi miydi mutluluk? Mutluluk sessiz bir ortamda kendini muhasebe mi etmekti? En sevdiğinin seni sevdiğini bir kere daha ispat etmesi miydi mutluluk? Mutluluk hakkı verip hakkı almak mıydı?

Yıkık avlunun kapısındaki ihtiyar inlemeye bir süre ara verdi. Ara vermesinin üzerinden uzunca bir zaman geçmişti. Çünkü ihtiyar ölmüştü. İhtiyarın ölüsü balon gibi şişmiş ve ölüsünün üzerinde uçan sineklerin sayısı artmıştı. Sinekler şişen cesedin üzerine bir konup bir uçuyorlardı. Yukarı aşağı hareket eden bir el yoktu. Yıkık avlunun kapısındaki ihtiyar artık inlemiyordu sadece şişiyordu. Üzerindeki sineklerin sayısı bir şehrin halkının sayısını geçmişti. Sinekler cesedin üzerine de konuyorlardı.

FURKAN BAYRAK

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*