Fatma Oduncu yazdı:”İmitasyonlaşan Aile ve Toplum”

İMİTASYONLAŞAN  AİLE VE TOPLUM

Ailelerin şu an içinde bulunduğu durum, yaşayış biçimi insanı dehşete düşürüyor. Nezaketten ve naiflikten uzak kızlar ve sorumluluk nedir bilmeyen erkek çocukları ergenler. Dahası bu yeni nesil anne babasına saygıyı geçelim onları hizmet eri olarak görmekteler. Bu şartlar da büyüyen gençlerin yetişkinliği daha da vahim. Bu kız ve erkek çocukları evlenip bir eve girdiğinde ne mi oluyor? Hiç sorumluluk öğrenmemiş bir erkek  aile yükünü taşıyamıyor. Ve kadın olmanın kendini ezdirmek olduğu fikriyle büyüyen kız evlendiğinde kadın olmamak için elinden geldiğince dik başlı, asla taviz vermeyen, sorumluluk almayan,  tahammül etmeyen ve ilk sorunda evliliği bitiren erkek ve kadınlar oluyorlar. Dahası bu evlilikten olan çocuklarda bu bozuk çarkın içinde öğütülüyorlar.

Bunun için ne mi yapmak gerekiyor? Orijinal ayarlarınıza dönüp kendi değerimizi bulmak gerekiyor.Neydi orijinalimiz hatırlayalım. Erkek güçtür, koruyan kollayandır. Mantığıyla bakar dünyaya çünkü bir çok yerde ihtiyacımız vardır güce ve mantiga.Kadın sevgidir, merhamettir. Topraktır kadın, berekettir, annelikle onurlandırılmıştır. Kadın toprak gibi güçlüdür, sağlamdır fakat sağlam durabilmesi için bir dağ’a eşine ihtiyacı vardır.
Geçmişte yaşayan ailede baba aile reisiydi. Gerekirse savaşır, evin dışında çalışır evinin, eşinin, çocukların her türlü ihtiyacını karşılar tehlikelere karşı ailesini korur kollardı. Kadın evin düzeniyle ilgilenir, temizlik yemek yapar, çocuklarını büyütür ve onların ilk öğretmeni olurdu hayata karşı.
Zulüm içinde yaşanan zoraki evliliklerden bahsetmiyorum. Elbette tarihin her döneminde aile içinde sıkıntılar vardı. Bu sıkıntılar aile içinde çözüme ulaştırılır aile mahremiyeti etrafa saçılmazdı. Çocuk sorun çözmeyi, sorumluluk almayı aile içinde öğrenirdi. Büyüklere saygı esastı. Çocuk sevgiyi, saygıyı anne babadan öğrenir ve uygulardı. 
Peki ne oldu da bu değişti ? Biz fıtratımızı red ettik. Kendi ellerimizle bozduk  fıtratımızı.Peygamberimiz derki; Eşler bir ayakkabının çifti gibidir birbirinin aynısı fakat aynı zamanda farklı. Sağ ayağınıza sol ayakkabıyı giyemezsiniz ya ayağınızı vurur yada düşer Kafa göz kırarsınız. İşte bize olanda bu.Ev hanımı olmayı küçümseyip kadınları evin dışına çıkardık. Erkeğe karşı alttan almayı eziklik olarak gördük, uyumlu davranmayı pısırıklık.Böylelikle kadın epey  GÜÇLENDİ !!  Erkekler görevlerinin bir kısmı karısı tarafından yüklenildiği için sorumluluklarından giderek uzaklaştı.
Tabi olan yine çocuklaklara oldu. Anne babası çalışan çocuk ya yeterince ilgi ve sevgi alamadı yada sevgi diye bir sürü oyuncak aldı. Yeterince sevgi ilgi alamayan çocuk inanın bana bu boşluğu başka şeylerle  doldurur !!! Eşit olacağız derken erkek çocuklarını da naifleştirdik. Ve geldiğimiz noktada ne kadın yaratılışına uygun davranır oldu nede erkek…

Fatma Oduncu

1 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*