Fatma Oduncu yazdı:”Aşk”

Neydi aşk? Geçici bir “büyülenme hâli” demişti biri. Bir diğeri de arapça aşeka kelimesinden türetmiş. Aşeka sarmaşık demekti “ağacı sarıp sarmalayan ve özünü emip kurutan”  sahi böyle miydi  Aşk?Düşününce anneannemin aşkı geldi aklıma.Adı Ülker 18 yaşındadır sene 1940 ların başı 19 yaşında boylu poslu bir delikanlıya isterler Ülker’i söz kesilir nişan bohçası gelir. Ülker’in babası yok ölmüş, delikanlının da annesi yok. Damadın kızın evine gelip görmesi ayıptır o zamanlar fakat delikanlının ablasının eviyle Ülker’in evi karşılıklıdır. Bu bahaneyle delikanlı sık sık ablasının evine gelir tabii Ülker’i ilerden de olsa  görmeğe. Bakışırlar sadece genç nişanlılar öyle ya konuşmaları yasaktır ayıptır. Uzun sürmez sonra ne olur bilinmez Ülker’in annesi vazgeçer nişandan ve nişan bohçasını gönderir sormaz Ülker’e razı mısın diye. Ülker’de gıkını çıkarmaz sanki kendi kanında boğulur. Sonra Ülker başkasıyla delikanlı bir başkasıyla evlendirilir. Yine sesini çıkarmaz Ülker kaderine razı olur. Aradan 10 yıl kadar zaman geçer o delikanlı bir sebepten ölür işte o zaman taşar Ülker günlerce ağlar beddualar eder sebep olanlara. Eskiden aşklar edepliydi. Her şeyden önce temizdi, alnı ak yüzü paktı.


Aşıklar dokunmaya kıymazdı sevdiceğine. Belki ömründe hiç söylemez belki bir kez söylerdi “seni seviyorum” diye ama öyle bir söylerdi ki sevdiğini her zerresinde hissederek. Şimdiki aşklar diye  devam etmeyeceğim sözlerime ve medyatik bir beyefendinin kızların ” aşkım kelimelerine inanmayın onlar köpeklerine bile aşkım diyor”  dediğini bile dikkate almadan sadece şunu söylemek istiyorum. Evliliğe karar verirken acele etmeyin kendinize mutlaka bir yıl süre tanıyın. Muhatabınızın 4 mevsimi nasıl yaşadığını bir görün. Kırgınlığını nasıl yaşıyor kimi nasıl suçluyor. Kızgınlığını görün haklı bile olsa ne şekilde kızıyor, kızınca şahsiyetinizi mi hedef alıyor yoksa eylemi mi? Başarısını nasıl kutluyor sadece kendi adına mı kutluyor yoksa kendini destekleyenleri de dahil ediyor mu?Kırgınlığını, kızgınlığını, başarısını, mutluluğunu sizinle nasıl paylaşıyor ve bunlar sizin beklentinizle uyuşuyor mu? Uzun uzun konuşabileceğiniz biri mi?Beraber eğlenip beraber ağlayabileceğiniz biri mi ve en önemlisi; ömrünüzün sonuna kadar beraber yaşayıp müstakbel çocuklarınızın anne veya babası olmaya uygun biri mi?


Evet AŞK dünyadaki en güzel şeylerden biridir belki . Doğru zamanda ve doğru kişiyle olduğu sürece.


FATMA ODUNCU

1 yorum

  1. Yüreğinize sağlık Fatma hanım. Özlemlerimizi, belki bir çarpıda harcadığımız saf duygularımızı bize tekrar hatırlattınız.İçimizi ısıtan yazılarınızın devamını canı gönülden bekliyoruz

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*