Fatma Oduncu yazdı: “Bu Topraklarda Kadın Olmak”

BU TOPRAKLARDA KADIN OLMAK

Benim doğduğum topraklarda kadının adı eksik etekti, kaşık düşmanıydı, değersizdi kadın. Kız doğuran kadın daha bir değersizdi. Kadınlar bile eziyet ederdi gelinleri kız doğurduğunda. Büyük başarıydı erkek doğurmak.

Bu gün bir kadın akrabam vefat etti. Yaşlı ve birçok hastalığı vardı ayrıca corona teşhisi konuldu ve çileli hayatına sessizce veda ederek gitti.

1940 ların sonunda doğdu Melek iki kardeştiler birde erkek kardeşi vardı kendisinden küçük, 5 – 6 yaşlarına geldiğinde babası vefat etti. Bir süre sonra annesi yediden evlendi iyiydi üvey babası ve annesi hamileydi doğum yaparken annesi de vefat etti 10-12 yaşlarındaydı o zaman Melek.  Yetimleri bir süre büyük üvey abisi evine götürdü bu seferde yenge evinde istemedi. Dedesi aldı yanına Melek ve kardeşini. 14-15 yaşlarındaydı artık yaşı küçük olmasına rağmen ırgatlığa gidiyor ve bulduğubütün tarım işlerinde çalışıyordu. 16 yaşındaydı artık ve talibi oldu gitsin karnını rahat doyursun diye verdiler. Ne var ki eşi etrafta hayırsızlığı ve sorumsuzluğu ile tanınan biriydi evlenince akıllanır diyorlardı ama asıl çilesi şimdi başlıyordu Meleğin.  Kayınederinin evine yerleşti genç gelin avluya açılan odalar bir elti ve bir kayınvalide her birinin kendine ait birer odası. İlk bebeğine hamile kaldıktan bir süre sonra eşi askere gitti.Uzun ve yoklukla geçen bir süreçti bu.

 Eşi askerden döndüğünde kızı iki yaşındaydı evet beceriksizlik yapıp kız doğurmuştu. Eşi yine çalışmıyor ve evine bakmıyordu dahası hor görüyordu karısını beğenmiyordu evet kendisi yakışıklı bir adamdı “ben yakışıklıyım sen çirkinsin “ diyordu açıkça [ fikrimi sorarsanız esmer şipşirin bir kadındı] kısa süre sonra birde oğlu oldu meleğin. Eşi hala çalışmıyor ve evine bakmıyor onun bunun yardımıyla geçiniyordu.

Nihayet bir gün kocası iş bulduğunu söyledi ve 4-5 saat­­­ uzaklıktaki şehre taşındılar zaten birkaç parça olan eşyalarını evin avlusuna indirmişlerdi ki eşi ona “ ekmek almaya gidiyorum “dedi ve dönmemek üzere gitti. Memleketinden uzakta iki çocukla ve beş parasız kalakalmıştı. Biraz insanlar yardım etti birazda kendi çalıştı kiminin yufkasını açtı kiminin evini temizledi çamaşırını yıkadı. Bir şekilde kardeşini getirtti memleketten 15 yaşında falandı kardeşi hem başında bir erkek oldu hem de çıraklık yapıp eve katkı sağlıyordu.

Meleğin kocası gideli sekiz ay olmuştu bir gün kardeşi şehir merkezini gezerken eniştesini gördü simit satıyordu ve perişan haldeydi sokaklarda yattığı belliydi aldı ve eve getirdi. Çaresiz kabul etti Melek nasıl etmesin ki zira o zamanlarda genç bir dul olmak hele de yalnızsan çok riskliydi o iffetine çok düşkün bir kadındı. Kocası dönmüştü artık bir süre sonra başka bir şehre taşındılar orada iki oğlu daha oldu. Bir sürede orada yaşayıp memlekete geri döndüler.

 Döndükten sonra inşaatlarda çalışmaya başladı kocası biraz daha iyilerdi artık zaman geçti çocukları büyüdü her biri bir meslek sahibi oldu evlendiler. Her anne büyük emekler verir çocukları için ama melek olağan üstü emek vermek zorunda kalmıştı. Yıllarca ırgatlık yaptı ve çok çalıştı çok kötü evlerde yaşadı ve birilerinin verdiği eşyalarla hayatını sürdürdü. Çileyle geçen hayatın sonunda vücudu iflas etti tabii ki. Kalp, şeker, tansiyon ve sayamayacağım bir sürü hastalık 70 küsurlük ömrü boyunca yaşadıklarını hep sessizce kabul etti. Ve bir anneler günü sabahında Allah onu rahmetiyle ödüllendirdi ve bu çileye son verdi. Sessizce son nefesini verdi ve gitti Melek…

Günümüz formatında bir aile danışmanı olarak böyle bir durumda ne yapabilirdi?

Çok fazla imkan var artık bu şekilde ezilen kadınlara devlet sahip çıkıyor barınma, iş imkanı, psikolojik destek, meslek edindirme ve çocuklarına bakım her türlü destek sağlanıyor. Veya bir uzmana giderek yardım alınabilir karşılıklı hatalı davranışlar düzeltilebilir. Bazen insanlar eşinin sürekli söylediği bir tutumu danışmandan duyunca daha kolay kabul edebiliyorlar. Tabii ki boşanmak son çare ama unutmamak gerekir ki her evlilikte yürümek zorunda değil.

Yani siz çare arar ve yaşamayı seçerseniz Allah size türlü kapılar açacaktır. Yeter ki isteyin, arayın ve çalışın…..

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*