Esma Gülaçar yazdı:”İtibarsızlaştırılan Erdemler”

İTİBARSIZLAŞTIRILAN ERDEMLER  

Duyarlı olmanın acizlikle, iyi niyetliliğin ahmaklıkla, cömertliğin savurganlıkla, dürüstlüğün patavatsızlıkla, hoşgörünün saflıkla sıkça karıştırıldığına tanık oluyorsunuzdur. Peki bu kavramlar neden karıştırılır?  Bu ve bunun gibi pek çok kavramın daha olumsuz kavramlarla özdeşleştirilerek zayıflatıldığını, değersizleştirildiğini görebiliyoruz. Ortaya koymaya çalıştığımız erdemler bir şekilde basitleştirilip itibarsızlaştırılıyorsa orda durup düşünmek gerek.Dikkat edin özellikle aile /akraba ilişkilerinde  Kurnazı, yalancısı ve sinsisi akıllı, eli sıkı ve cimrisi akıllı, bencili akıllı diye nitelendirilirken doğruları ortaya çıkaran, yalan söyleyemeyen, içten pazarlıklı olmayıp hüsn-ü zan ile hareket eden saf ve ahmak olabiliyor. Unutmayalım  ki doğruları yaşayıp yaşatmak için gösterdiğimiz çaba, doğruları ezip geçerek yaşamaya alışmış kişileri rahatsız edecektir. Belki de bu yüzden  bu yaftalara çokça maruz kalacağız. Ama şunu unutmayalım ki gerçekten güçlü bir duruş sergilediğimizde uzun vadede bu kavramların bize yakıştırılması mümkün olmayacaktır. Bu bizim elimizde.  Dürüstlüğü patavatsızlıkla, cömertliği savurganlıkla, yardımseverliği ahmaklıkla karıştırmayıp davranışlarımızda  keskin sınırlarla bunu  belirlememiz gerekiyor. Nasıl mı?Öncelikle dürüstlükten başlayalım. Dürüstlük hayatımızda yalana yer vermemektir evet ama bu her doğrunun her zaman her yerde söylenmesi, çok ve  boş konuşmak gerektiğini göstermez. Dürüst insanlar yalancıların aksine doğruları gizlemekte çok zorlanırlar. Çünkü bu durumda kolay, basit  ve yanlış olanı yani yalanı seçmezler. Bu durumda yani gerçeğin zarar vereceği durumda  yalan olmayan alternatifleri doğruların yerine kullanabiliriz durumu düzeltmek için. Doğruluktan şaşmadığımızda sorunlarımızın  beklediğimizden çok daha kolay çözüldüğünü göreceğiz. Ama en önemli kazancımız da  vicdanımızın huzuru olacaktır.  Gelelim suistimale en çok açık olan  bir erdem olan  iyi niyetliliğe bunun paralelinde hüsn-ü zan’ a. Etrafımız iyi niyetinden kaybettiklerini düşünenlerin yazıp çizdikleri özlü sözlerle  dolmuş taşmış durumda.  İyi niyetin  suistimal edilmesi karşısında oluşan yıpranmanın iki önemli  nedeni ise; yapılan yardımların karşılığını sadece Allah’tan beklemek gerektiği gerçeğini içselleştirememe, ve insanların gerçek yüzüne vakıf olamamadır. İnsanlara  yaptığımız yardımların   her aşamasında kendimize ne çok şey kattığımızı, ahiret azığımızı doldurduğumuzu düşündüğümüzde hem kendimizi muhteşem hisseder hem de yardım ettiğimiz kişilerin tepkilerine daha az odaklanmaya başlar ve bunu önemli bir  vazife olan kulluk vazifesi şuurunda yapmış oluruz. Tabi iyi niyetimizden istifade ederek bizi sömürmeye çalışanları görebilmek için insanları daha kolay tanıyabilme, gerçekçi değerlendirebilme, gözlemleme ve çok yönlü düşünebilme özelliklerimizi geliştirmemiz gerekir. Ama en önemlisi de duygu ve mantık ikilisini dengeleyerek gerektiğinde HAYIR diyebilmeyi öğrenmektir.   Dört bir yandan saldırıya uğrayan bir diğer erdemimiz cömertliktir.Dinimizde ne çok  övgü ile bahsedilen bir erdem bu oysaki.Bir hadis- i şerifte :”Cömertlik, dalları dünyâya uzanan cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Kim onun dallarından birine tutunursa, bu onu cennete götürür. Cimrilik ise, dalları dünyâya uzanmış cehennem ağaçlarından bir ağaçtır. Kim de, onun dallarından birine tutunursa, bu da onu cehenneme çekip sürükler!..” Ancak çağımızda ihtiyaç sahiplerine doğrudan ulaşarak yardım etme yolu daralmış durumda. Buna bağlı olarak bir aracı vasıtasıyla yardım göndermek güvenilir kabul edilmemeye başlanıyor. İstemeye ictinab eden fakirleri bulmak zorlaşırken, Dilenciler zengin, çocuklar istismar ürünü denerek sadaka kültürü de bir darbe alıyor. Bu durumda en doğrusu gerçekten ihtiyaç sahiplerini arayıp bulmak ve ihtiyaçlarını imkanlarımız elverdiği ölçüde ve devamlı bir şekilde giderebilmektir. Tabi en güzel yardımın sürekli vermekten ziyade ihtiyaç sahibinin düzenli kazanç elde edebilmesini sağlamak olduğunu da unutmamak gerekir.    Hoşgörü de yine  maalesef sıkça suistimal edilen veya yanlış nitelendirilip yaftalanan  yitik erdemlerimizden bir tanesi. Neye ne kadar tolerans gösterdiğimize çok dikkat etmeliyiz. Hayatımızda kırmızı çizgilerimizi aşabilecek, taviz verilmesiyle zararlar doğuracak durumları hoşgörmemeyi öğrenmeliyiz. Eğer sürekli kusurları örtme adına hataları ve sorunları görmezden gelip polyannacı bir tutum takınırsak sorunları çözümsüz bırakır ve görmek istemediğimiz acı gerçeklerle er geç yüzleşiriz. Bu, hayata olumlu yönünden bakmayı yanlış yorumlamanın bir neticesidir. Yaşamın olumlu yönlerine odaklanmak bize daha iyi gelir. Ama bu hayatı tüm yönleriyle gerçekçi değerlendirip sorunları çözmekten alıkoyacak boyutta olmamalıdır.Ayrıca bu tutum bizim hoşgörümüzden dolayı üzerini örttüğümüz sorunlara bakarak gerçekte sorunu göremediğimizi düşünenlerin suistimaline de açık hale gelir.İnsanların bizi ahmak zannedip kendilerince bize karşı entrikalar çevirmeleri biliyorum fazlasıyla sinir bozan bir durum. Ama asıl yanılanların,  komik ve acınacak  duruma düşenlerin onlar olduğunu görmemiz bile bazen öfkemizi dindirebilir. Aksi halde insanların çirkin davranışlarını anlamlandırma çabası çok daha yıpratıcı olur. Ezel ve ebedi yok sayıp anlık düşünen insanlar öfkelerine çok çabuk yenik düşerler. Çok büyük bir hesaplaşmanın, muazzam bir ceza ve ödülün varlığını içselleştirmiş olanlar insanların insan oldukları için yaptıkları hatalar için kendilerini heba etmezler. Aksine onlar için üzülürler. Görüldüğü gibi pek çok erdem bunun gibi pek çok engele takılarak değersizleştirilmektedir. Toplumsal işleyişin sağlıklı yürüyebilmesi için dengeli bir biçimde kullanılması gereken bu erdemler itibarsızlaştırıldığı an ise toplumsal çöküş, toplumsal şiddet kaçınılmaz olacaktır.  ..

EsmaGÜLAÇAR

 #itibarsızlaştırılanerdemler

#esmagülaçar

#yazılarım

#iyiliğinyokediliş

i#erdemleriyaşatabilmek

#dürüstlük

#cömertlik

#hüsnüzan

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*