Esma Gülaçar yazdı:”Dürüstlük Güzel Ahlakın Temelidir”

DÜRÜSTLÜK GÜZEL AHLAKIN TEMELİDİR

Her yerde anlatılır durulur dürüstlüğün önemi.  Dürüstlük zedelendiği an diğer tüm yanlışlıklar ardı ardına gelir Güzel ahlak temelden sarsılır sanki. Dürüstlüğünden ödün vermeyen insan sırtını dayayabileceğin sağlam bir duvar gibidir. Bilirsin ki dürüst insan içinde hileyi, sinsiliği, sahtekarlığı ve bencilliği barındırmaz.  Dini öğretilerde Dürüst insan kavramına çokca değinilir.Kutsal kitabımızın pek çok ayeti kerimesinde dürüstlüğün önemine vurgu yapılır. Bunlardan bazıları şunlardır:
Doğru sözlü, doğru özlü erkek ve kadınlara Allah, bağışlanma ve büyük ecir hazırlamıştır.” (Ahzâb  sûresi /33, 35)
 “Allah’a karşı dürüst ve samimi davransalardı, elbette kendileri için çok daha iyi olurdu.” (Muhammed sûresi 47, 21)
“Ey inananlar! Allah’a karşı saygılı olun ve özü-sözü doğru olanlarla beraber bulunun.” (Tevbe sûresi 9, 119)
“Allah Teâlâ, sâdıklara, sadâkatleri sebebiyle mükâfat verecektir…” (Ahzâb, 24)
“Ey îmân edenler! Allah’a karşı takvâ üzere bulunun ve sözü doğru söyleyin ki Allah amellerinizi ıslah etsin ve günahlarınızı bağışlasın! ” (Ahzâb, 70-71)
“Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah’a inanırsa, o, sapasağlam bir kulba yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir.“(Bakara suresi 256)
 “Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir.”(En’am/ 115)
 “Sonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver”.(Şuara /84)
“Ölçtüğünüz Zaman, Tam ölçün, Tarttığınız Zaman, Doğru Tartı ile, Tam ve Doğru tartın”(İsra/35)
“Doğru olanlara doğruluk (ve bağlılık)larını  (Allah’ın)sorması için. Kafirlere ise acı bir azap hazırlamıştır”(Ahzab/8) 

“Çok kudretli, mülkünün sonu olmayan (Allah)ın yanında doğruluk makamındadırlar.”(Kamer/ 55)


Yine rehberimiz olan Efendimizin (sav) pek çok sözü dürüstlüğün önemini vurgular mahiyettedir. Bunu şu güzel kelamlardan anlıyoruz:
“Şüphesiz ki sözde ve işte doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğrucu) diye kaydedilir. Yalancılık, yoldan çıkmaya (fücûr) sürükler. Fücûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır.” (Buhâri, Edeb 69; Müslim, Birr 103-105)
“Şüpheliyi bırak, şüphe vermeyene bak. Zira gönül, (sözde ve işde) doğrudan huzur, yalandan kuşku duyar”  (Tirmizî, Kıyâmet 60)
Neden bu kadar önemli kılındı bu büyük erdem diye hiç düşündünüz mü?Öncelikle  zihninizde şöyle bir açılım yapmaya çalışın. Dürüstlüğünü kaybeden insan kendisine duyulan güveni kaybeder, saygınlığını itibarını kaybeder. Zamanla kaybolan saygı kendisine duyulan sevgiyi de azaltır. Bu insan sahtekar, yalancı, değersiz, çıkarcı, ikiyüzlü gibi  vasıflara bürünür. Zamanla kişi toplumun kendisine yakıştırdığı vasıfları benimseyerek kendine olan güvenini saygısını ve dolayısıyla sevgisini de yitirmeye başlar. Kişi değersizlik duygusuyla özdeşleşmeye başlar . Ve   değer görmek, sevilmek saygı duymak gibi  temel duygusal ihtiyaçlarını giderebilmek için toplumun istediği vasıflara bürünmeye kendini sevdirmek, değer görmek için kılıktan kılığa girmeye başlar. Ve bu defa da yalaka olmaya başlar. Tüm bunları yaparak kaybettiği o büyük erdem olan dürüstlüğün getirdiği kayıpları hiçbir şekilde telafi edemediğini görür. Ve bunun  bedelini bu şekilde farkında olmaksızın öder.  Ve acı olan şudur ki dürüstlüğünü erken yaşlarda  yitirerek yalan ve sahtekarlığı kişiliğinin bir parçası haline getirmiş olan kişi tüm bu sorunlarını dürüstlüğü hayatına yeniden inşa ederek çözebieceği gerçeğini kabullenemez.  patolojik boyuta varmış düzeyde hayatında yalanlara veren kişilerde “mış gibi kişilik bozukluğu” şeklindeki  kişilik travmaları gelişir zamanla.   Bu karamsar tabloyu çizdikten sonra çözümü konuşmamak olmaz. Sorunun en az kendisi kadar   sorunun çözümünü de konuşmak lazım. Bu yüzden sorunun nedenlerine inmemiz lazım. Çözüm aslında bazı engelleri ortadan kaldırmakla mümkün.  Çevrenizde ufak bir gözlem yaparsanız yalana başvuranların çoğunlukla  baskı ve korku ile büyütüldüklerini görürsünüz.Kişiliğinin temelleri küçük yaşlarda atılan çocuklara uyguladığınız psikolojik baskılar ve ölçülü olmaktan uzak katı disiplin kuralları   onu alternatif bir çıkış kapısı gibi gördüğü yalana sığınmaya itecektir.  Bununla beraber çocuklar  gözlemledikleri davranışları  süngerin suyu emiş misali içlerine çekerek taklit etmeye ve benimsemeye başlarlar. Bu yüzden çocuklarınıza  “yalan söyleme” demek yerine  hayatınızda yalana yer vermeyerek ona dürüstlüğü en iyi davranışlarınızla öğretebileceğinizi görebilmeniz gerekir.   Dürüst bir ailede büyüdüğü halde yetişkinliğinde maruz kaldığı baskılardan dolayı kişi dürüstlüğünü yitirebilir mi? diye bir soru gelebilir akıllara. Bunun net cevabını verebilmek zor. Bu tamamen kişinin dürüstlüğüne yüklediği anlamla alakalı. İmtihan dünyasında kişilerin erdemlerini yitirmemek için gösterdikleri çaba imanlarının gücü ölçüsünde şekillenir.  Evlendikten sonra eşlerinin baskı ve tahakkümlerine haksız muamelelerine maruz kadınlar, iş yerinde amirinin tahakkümüne maruz kalanlar gibi çok sayıda kişiyi bu gruba dahil edebiliriz.  İnsanın kazanıp içselleştirdiği değerlerini başka insanların zulüm ve tahakkümleri yüzünden kaybetmeleri kadar acı birşey olabilir mi? Yaradana kul olmak için biriktirilen güzelliklerin kullar tarafından gasbedilişi kainatta işlenen en büyük zulümlerden biri olmalı.

Farkında olmaksızın insanların erdemlerinden ödün vermelerine neden olabilecek davranışlarımızın farkına varmak ve düşüncesizce yakıp yıktığımız,  baskı altında bıraktığımız her bireyi   çöküşüne zemin hazırlandığımız bir gûruha dahil ettiğimizi  görebilmemiz gerekir.    Güzel ahlakı ayakta tutan dürüstlüğü yaşatabilmek için diğer pek çok kusuru tolere edebilmek gerekir. Çünkü yalanın, sinsiliğin,  ikiyüzlülüğün hissettirdikleri diğer pek çok olumsuz davranıştan daha yıkıcı olabilmektedir.  Dürüstlüğü teşvik edip yaşatabilmek için davranış kalıplarımızın kapılarından     baskı, tahakküm, hükmetme, mükemmeliyetçilik, küçümseme , hor görme gibi  suçlu öğeleri dışarı çıkarmamız gerekiyor.  Dürüstlüğü değerli kılmak için insanları olduğu gibi sevebilmeyi hiç olmazsa olduğu gibi kabullenmeyi öğrenmemiz lazım. Her olumsuz davranış bir gün olumlu davranışa dönüşebilme potansiyeline sahiptir. Bu  yüzden de etiketleyip dışlamak yerine zor olanı yapmak yani  insanların iç aleminde gizli olan güzellikleri ortaya çıkarabilmek için biraz çabalamak lazım. Görmeye tahammül edemediğimiz iki yüzlü  ve sahtekar insanların sayısını ancak bu şekilde azaltabiliriz. Dürüstlüğün bir gün hakettiği değere kavuştuğu  günlerin   özlemini çektiğimiz  bu asırda …

Esma GÜLAÇAR 

#dürüstükgüzelahlakıntemelidir

#esmagülaçar

#dürüstlükerdemlerinşahıdır

#dürüstlüğükaybetmeninbedelleri

#mışgibikişilikbozukluğu

#yalanladeğersizleşenler

#erdemleriyaşatmak

#kaybettirilenerdemler

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*