Reşit Güngör Kalkan yazdı: “Kâfir Yunan Bayrak Asmış Camilere, Her Yere”

22 Kasım 2019 Reşit Güngör KALKAN 0

“Kâfir Yunan Bayrak Asmış Camilere, Her Yere” Reşit Güngör KALKAN r.g.kalkan27@gmail.com Meşhur mısralar kâşifi bendeniz, bir vakit Arzu ile Kamber aşkına mahsus nihavend bir çengi ismi aramakta idim. Niyetim, bozulan aşk ile hain kardeş arasında duran terazimize bir ayar çekivermek idi. Muhasebe kayıtlarını hadiseler karşısında Büyük Doğu’da peyderpey neşreden üstad Necip Fazıl, ‘Başımıza Kulak İstiyoruz’ kapağının ardından soluğu Toptaşı mahpusunun beton zemininde aldığı fasıllarda hainlik böylesi kurtlu kazanlarda kaynıyor değildi henüz. Hem o nihavend çengi ismi de neylersin ki çingene obasında boy boylamamış soy soylamamış idi. Ne var ki makbul bir tanım olarak edebiyatın şiirde hasını yoğuran Türk için mezkûr ….

Barış Tanrıver yazdı: ” AYASOFYA’DA YÜKSELEN ÇEKİÇ SESLERİ “

11 Kasım 2019 Barış TANRIVER 0

Bugünler de tarihi yarım adaya yolunuz düşerse, Ayasofya‘ ya girmeseniz bile, mutlaka caferiye sokağına girin. Sokağa girdiğinizde çekiç sesleri duyacaksınız. Ayasofya ya baktığınızda ise, o muhteşem mabedin bahçesinde yeniden yükselen bir eser göreceksiniz. İstanbul, Fatih Sultan Mehmet ve ordusu tarafından fethedilince, bugün zeyrek mahallesinde bulunan Pantokrator Manastırı (zeyrek camii) bir medrese haline getirilmiş ve yapı İstanbul’un Osmanlı dönemine ait ilk eğitim kurumu olmuştur. Daha sonraki yıllarda ise Ayasofya’nın bahçesine Sultan 2. Mehmet bir medrese yaptırır. Semerkant’dan İstanbul’a gelen meşhur alim Ali Kuşçu, Fatih tarafından Ayasofya Medresesi’ne müderris tayin edilir. Bu tayin İstanbul’da astronomi ve matematik alanındaki çalışmalara canlılık getirmiş, hatta Ali Kuşçu’nun derslerini ….

Tuğba Şahin yazdı: ” İPEK YOLU “

8 Ekim 2019 Tuğba ŞAHİN 0

THE SİLK ROAD/İPEK YOLU İpek Yolu, güzergahı dönemin seyyah, Alman coğrafya profesörü Ferdinand Freiherer von Richtofen tarafından isimlendirilmiş. Coğrafi Keşifler sırasında talep edilirliği azalarak,el emeği ürün-ahilik teşkilatı yurt içi /yurt dışı pazarında gerilemiştir.Sanayiye hazırlık ve I.Dünya Savaşı ile de dünyanın gelir kaynakları mutasyona uğramıştır. St Petersburg G/20 Zirvesi’nde İpek Yolu’nun yeniden canlandırılması fikrini ise Çin devlet başkanı Xi Jinping dile getirmiştir.Beyoğlu Sanat ve Zanaat Festivali’ne gittiyseniz, İpekböceği kozalarının bulunduğu ipek üretim dokuma tezgahını da izleyebilme fırsatı buldunuz demektir.Bu yönde geliştirilen projeler bütünlüğünce düzenlenen ‘’2018 TROYA YILI’’ Çanakkale’den başlayan, Kazdağları, Lapseki,Gelibolu,Bozcada,Göçeada’yı içine alan tarihi yol ve patikalardan oluşan güzergahta yürüyüş, trekking, ….

” İsmail Gaspıralı Hakkında Alıntılama”

26 Eylül 2019 Tuğba ŞAHİN 0

Gazetecilik üzerine ve dil bayramı vesilesi ile değinebilmek için doğru okumamızın haricinde hislerimizin de kuvvetlendirilmesi icab eder. Sürekli yenilenerek çağa uymak ancak böyle mümkündür. Üretim zekası biraz düşünmemin neticesidir. Çözüm sunmak da ekip istişaresi sayesinde yayılabilir. İsmail Bey Gasprinskiy (İlber Ortaylı’nın you tube belgeselinde dediği üzre) zeki bir adamdır. Üç kişi çalışarak gazetesini yarı Türkçe ve yarı Rusça yayına hazırlamıştır. Sözü uzatmadan, İstanbul Kırım Derneği katkıları ile hazırlanan külliyattan Victor Yuryeviç Gankeviç ‘in makalesini naklen yayınlıyoruz. İsmail Bey Gasprinskiy Ve Russkoe Znamya Gazetesinin Bir Provokasyonu “ İtibarlı halk aktivisti, kabiliyetli yazar ve yayıncı, mümtaz aydınlatmacı ve hümanist İsmail Bey Gasprinsky ….

Buket Kemiksiz yazdı: ARAFTA BİR SÜRGÜN ” CENGİZ DAĞCI “

21 Eylül 2019 Buket KEMİKSİZ 1

“Cengiz Dağcı, Türk ve Kırım Tatar edebiyatının büyük yazarlarından biri olarak, ömrünün neredeyse tamamını, doğup büyüdüğü topraklara hasret içinde geçirmiştir. Çocukluk yıllarından itibaren yazmaya başladığı romanlarında, Sovyet rejiminin baskısı altındaki Kırım Türklerinin var olma mücadelesini işlemiştir. Sovyetler Birliği döneminde, Kırım’da yaşanan baskı ve sürgün politikalarının etkisinde, savaş ve esaret yıllarında tuttuğu ve daha çok hayat hikâyesini konu alan notlarını bir roman formatında yeniden düzenleyen Dağcı, Korkunç Yıllar romanından başlayarak, neredeyse tüm eserlerinde bu durumu yansıtmıştır. Cengiz Dağcı, eserlerinde bir milletin nasıl yok edilmeye çalışıldığını göstermeye gayret etmiştir. Hayatını ve çalışmalarını Kırım’a ve Kırım Türklüğüne adayan yazarın her eseri dikkatle tek ….

Tuğba Şahin yazdı ” EYLÜL OLAYLARI “

9 Eylül 2019 Tuğba ŞAHİN 0

1955’de ne oldu? Özellikle ilgilenen araştırmacılar için; Türk-Yunan ilişkilerinde bu hadisenin kırılgan tarafı, elbetteki ülkemizin değerleri üzerinden dayatılan titrediğimiz damarımız nedeniyle “ öc alma” adı altında bir Türk vatandaşına yakışmayacak provakatif eylemlerin Rumlara ciddi hasarlar bırakmasıdır. Türk’ü Türk’e bile kırdıran tavırların başında eski yerleşim alanlarına saygı duyulmayan fikirlerin galeyana sürüklendiği belki de 1960 darbesine iten temel kargaşaların mihengidir. “ 6-7 Eylül olayları Menderes’in ve DP’nin sonunu getiren sürecin de başlangıcı oldu. 29 Kasım 1955’te Menderes, Celal Bayar’a istifasını verdi. Celal Bayar hükümet kurma görevini yeniden Menderese verdi. Menderes’in yeni hükümeti adalet ve hukuk sistemini, basın organlarını, üniversiteleri, “sivil toplumu” karşısına ….

Hakan Beşir yazdı: ” Kıssadan Hisse : Ömer Seyfettin- Muhsin Çelebi Ekseninde Türk’ün Devletli Duruşu/Devlet Aklı “

6 Eylül 2019 Hakan BEŞİR 0

”Sadrazam o akşam kethüdasını Muhsin Çelebi’nin Üsküdar’daki evine gönderdi.                                                                                                                        Devlete, millete dair bir maslahat için…’’ Devlet; töre üzere teşkil edilen, toplumun huzuru ve güveni için doğan, idari bir yapıdır. Maddi varlığı milleti için ne kadar mühim ise, manevi tavrı ve devamlılığı ….

Tuğba Şahin Yazdı: ” 30 AĞUSTOS “

2 Eylül 2019 Tuğba ŞAHİN 0

Tarih ,zaman evreleriyle parçalanmaz bir bütündür. Lidyalılar,Hititler, Urartular, Karialılar, Frigler, Gurgumlar, Romalılar, Selçuklu Devleti, Osmanlı İmparatorluğu ve en nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti ülkemizin bugünkü yaşayan halk kültürüne zemin hazırlamıştır.Roma devri antik eserlerden,sosyal yaşam pratik teorilerden bize tarihi dokular kalmıştır. Anadolu’nun 1071’de Türk Yurdu olması beraberinde güçlenen ordu teşkilatımız halen güvenlik sınırlarında büyük sorumlulukla mükelleftir.1453 hepimiz için yeni bir çağın habercisidir.1878 Berlin Kongresi ile de Anadolu Türkleri üzerinde ciddi toprak kayıpları ve iç isyanlar başlamış,  I.Cihan Harbi’ne sürükleyen eylemler gerçekleştirmeye niyetlenilmiştir. Hadiseler cereyan ederken ,Tekalif-i Milliye Emirleri ‘nin gün yüzüne uyarlanması için bizzat Mustafa Kemal önderliğinde yeni gelişmeler oluşacaktı. Milli Mücadele Yılı’nın ….

Barış Tanrıver yazdı: “BİR KÖY DERNEĞİNİN SANAT AŞKI OLTU ŞURA HÜKÜMETİ”

15 Haziran 2019 Barış TANRIVER 0

93 Harbinin acı izleri Erzurum Oltu da bir başka hissedilmişti. Oltu’nun, Ayastefanos antlaşması ile Ruslara bırakılması, bölge halkına çileli yıllar yaşattı ve muhtelif düşmanlarla yaklaşık 40 yıl mücadele ettiler. Devamında, “asla düşman boyunduruğuna girmeyiz” diyerek hükümet kurdular. Oltu da ay yıldızlı bayrağımızı yeniden dalgalandırmak için canla başla mücadele ettiler. Oltu Şura Hükümeti’ni 20 yaşlarında iken duymuştum. Birkaç yıl önce bir derneğe davet edildiğimde masanın üzerinde Prof. Dr. Erdal Aydoğan’ın yazdığı “Oltu Şura Hükümeti” kitabını gördüm. İçinde, o hükümetin kurucuları arasında yer alan Yasin Haşimoğlu’nun günlükleri de yer alıyordu. Kitap bana hediye edilmişti. Okuyup bitirdiğimde, bir kaza halkının bu büyük mücadelesi, ….

Barış Tanrıver yazdı: ” ONU ANMAMIZ GEREKEN GÜN SEVGİLİLER GÜNÜ KUTLUYORUZ- DELİ HALİT PAŞA “

11 Haziran 2019 Barış TANRIVER 1

Yemen, Trablusgarp, Balkanlar, Gümüşhane, Erzurum, Kars, Ardahan, Artvin, Bayburt, Kocaeli, Sakarya, Mudanya, Gemlik ve Ankara da görev yapan bu kahraman hakkında 500 sayfa okudum. Girdiği savaşlar ve çatışmalar o kadar fazla ki, hepsini aklımda tutamadım. Yazdığım şehirler ve bölgeler aklımda kalanlardı. Ona Deli Halit Paşa diyorlardı. Deliliği gözü karalığındandı. Görgü tanıklarının ifadeleriyle, Düşmana karşı Fetih suresini ezberden okuyarak ve çoğu kez mevzi almadan ilerleyen cesur bir askerdi. Belinde iki tabancası vardı. Kendi deyimiyle sağ tarafındaki tabancasının adı “namuslu” diğerin adı ise “namussuz” idi. Biri ile düşmana, diğeri ile savaştan kaçanlara ateş ediyordu. Prensiplerinden taviz vermediği için girdiği her çatışmadan zaferle ….