Yunus Emre Gürünlü yazdı: “Necip Fazıl’ın Eşsiz ve Büyük Hatırası”

25 Mayıs 2020 Yunus Emre GÜRÜNLÜ 0

NECİP FAZIL’IN EŞSİZ ve BÜYÜK HATIRASINA İTHAFEN Üstad Necip Fazıl Beyin (d.1904/1983) bu gün fani dünyadan edebiyete irtihalinin otuzyedinci sene-i devriyesindeyiz, üstadın ardından geçen otuz yedi senede hakkında bir çok makale yazılmış, üniversitelerde doktora tezlerine araştırma konusu yapılmış, hayatı hakkında belgeseller çekilmiş olan, bizlerin onu şair kimliği ile tanıdığımız ama şairliğinin yanı sıra büyük bir dava ve cemiyet adamı olduğu gerçeğini bu yazımda anlatmadan geçemeyeceğim. Evet Necip Fazıl Bey şairliği ve akıllara mıh gibi çakılı bir çok şiiri (Kaldırımlar-Çile-Beklenen) ile anılır ve hatırlanır, doğrudur ama üstad çok zeki, hazır-cevap, vakur ve mağrur bir kişiliğe sahip iken şairliğin yanında aksiyoner, fikir ….

Arif Olgun Yeşilyurt yazdı: “Zamanın Ruhuna Dokunan Edip: Ahmet Hamdi Tanpınar”

25 Şubat 2020 Arif Olgun YEŞİLYURT 2

ZAMANIN RUHUNA DOKUNAN EDİP: AHMET HAMDİ TANPINAR   “Saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır…Bu da gösterir ki zaman ve mekan, insanla mevcuttur.”                                                                                            Ahmet Hamdi Tanpınar  Zaman nedir? diye sorduğumuzda aşağı yukarı şöyle bir tanımı olduğunu söyleyebiliriz: “ Dönüşü olmayan bir doğrultuda birbiri ardına sürüp giden bir çizgidir.”  Zamanı tanımlamak birçok felsefeciye, edebiyatçıya, tarihçiye veya bir bilim adamına göre değişebilir. Bir de bu zaman tanımı içerisinde her zaman karşımıza çıkabilen, kendini duyurabilen, yıllar geçse bile eskidiğini fark ettirmeyen ve zamanın ruhuna dokunabilen insanlar vardır. Ahmet Hamdi Tanpınar’da edebi düşüncesiyle, fikriyatıyla, kitaplarıyla ve kişiliğiyle yaşadığı toplumun her kesimine ulaşmış, onun ….

Özgür Günsay yazdı: “Kanıksayamadığımız Orhan”

21 Şubat 2020 Özgür GÜNSAY 0

Orhan, bizim Orhan. Orhan Veli Kanık. Yaşamı, hayatı, hayatından yansıyan ‘garip’liği ve bu gariplikten gelen şiirleri gibi ölümü… Kendine inat gibi takındığı takma isim olan Mehmet Ali Sel kendisinin bu adla yazdığı şiirleri de göz önünde bulundurmak gerektiriyor. Bir diğer konu ise kendisi ve sıra arkadaşlarının (Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat) başlattığı Garipçilik akımı şiiri sokağa taşımış gibi görünse de aslında sokağın sesini şiire taşımışlardır. Hayatını da bir şiiri ile şöyle tasnif etmiştir;        ´´Ben Orhan Veli“Yazık oldu Süleyman Efendiye”Mısra-i meşhurunun mübdii..Duydum ki merak ediyormuşsunuz,Hususi hayatımı,Anlatayım:Evvela adamım, yaniSirk hayvanı falan değilim.Burnum var, kulağım var,Pek biçimli olmamakla beraber. Bir evde otururum,Bir ….

Sema Levent yazdı: “Merhaba Gençler ve Her Zaman Genç Kalanlar” (Cem Karaca’nın anısına)

8 Şubat 2020 Sema LEVENT 0

“Merhaba Gençler ve  Her Zaman Genç Kalanlar” Ne yalnızlık ne de yalan üzmesin seni Doğarken ağladı insan Bu son olsun bu son On dördüncü yüzyılın ünlü düşünürü İbn-i Haldun, “Coğrafya kaderdir.”  der. Bu cümle zamanı ve mekanı aşan bir tespittir. Anlatılmak istenen kısaca şudur ki yaşanılan yerin coğrafi özelliklerinin, oradaki insanların yaşamının her noktasına etki ettiği gerçeğidir. Coğrafya, insanların yaşam şekillerinden, kültür ve eğitim durumlarından tutun da ülkelerin siyasi durumuna kadar her şeyi etkiler. Kavgalarınız, aşklarınız, hayata karşı duruşunuz, inancınız ve daha sayamadığımız birçok şey üzerinde bulunduğuz coğrafyanın etkisi yok mudur? Elbette ki vardır. Ülkemizi düşünelim. Biliminden sanayisine, eğitiminden siyasetine, ….

Çetin Altungüneş yazdı: “Friedrich Engels üzerine”

28 Ocak 2020 Çetin ALTUNGÜNEŞ 0

Alman düşünce ve eylem adamı, Friedrich Engels, dünya işçi sınıfının büyük kılavuzlarından biriydi. Zengin bir sanayicinin oğluydu. Berlin’de okudu. Daha sonra babasının dokuma fabrikasını yönetmek üzere İngiltere’ye gitti. Orada gözlemlediği gerçeklerden hareket ederek ’’İngiltere’de emekçi sınıfların durumu’’ isimli ilk önemli eserini yazdı ve ’’emek sosyolojisi’’ nin kurucusu olarak ortaya çıktı.Engels,1878’de yayınladığı Anti-Dühring isimli eserinde, tarihsel ve diyalektik maddecilik görüşünü sistematik bir şekilde geliştirip açıkladı. Engels, 1820 yılında Barmen’de doğdu, 1895 yılında Londra’da öldü.Bu düşünce ve eylem adamı için bir çok ünlü övgü dolu sözler söyledi. İşte onlardan bir kaçı: Ancak sana yazabiliyorum bütün bunları: Biliyorum ki bütün bu düşünceleri, ben ….

Arif Olgun Yeşilyurt yazdı: “H.Nihal Atsız’ın Hayatı ve Fikriyatı Üzerine “

11 Aralık 2019 Arif Olgun YEŞİLYURT 0

Hüseyin Nihal Atsız, 12 Ocak 1905 yılında İstanbul’ da başlayan ve 12 Aralık 1975 yılına kadar süre gelen hayat yolculuğunda  Türk siyasi ve düşünce hayatının önemli değişimlere tanıklık ettiği seneler olmuştur. Abdülhamit devri iktidarını, İttihat ve Terakki dönemini, Cumhuriyet’in kuruluşunu, tek parti iktidarını, çok partili hayata geçişi, 27 Mayıs ve 12 Mart’ı bizzat yaşamıştır. 19.yüzyılın ikinci yarısında filizlenen ve 20.yüzyılın başlarında sistematik bir düşünce haline gelen “Türkçülük” fikrinin 1930‟lu yıllarla birlikte önderi olan Hüseyin Nihal Atsız; oldukça aktivist bir şekilde bu düşüncenin mücadelesini vermiş ve bu fikir uğrunda hüküm giymiştir. Bundan ötürü kendisini “her devrin menkubu(düşkün)” olarak görmüştür. Onu kendi ….

Begüm Burak yazdı: “Didem Madak “

28 Ekim 2019 Begüm BURAK 0

Modern Türk edebiyatında “kadın şair” denince akla gelen en önemli isimlerdendir Didem Madak. Genç yaşta yakalandığı amansız hastalığa yenilen Didem Madak kendi deyimiyle “ütüsüz ve buruşuk bir ruhun” şairidir. *** “Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca;  alt katında uyumayı bir ranzanın,  üst katında çocukluğum…  Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden,  ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı;  aşk diyorsunuz,   limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!  -Siz Aşk’tan N’anlarsınız Bayım? – Didem Madak Hayatı 1970 yılında hayata gözlerini açan Madak 38 yaşındayken kolon kanseri sebebiyle hayata gözlerini yumar.Annesi vefat ettiğinde Didem Madak 12 yaşındadır. Madak’ın şiirlerinde annesine olan hasretin izlerini görebiliriz: *** On dört yaşındaydı ruhum bayım ….

Özgür Günsay yazdı: ” YORUMAK DA YORULMUŞSA “

2 Ekim 2019 Özgür GÜNSAY 1

Nasıl desem, hani biz böyle hep yorgunuzdur ama insanlara başka bahaneler buluruz ve insanlar üsteler ya, ve biz anlatmaktan da yorgun olmuşuzdur. Anlamayan insanlar üsteler ve neyimizin olduğunu sorarlar. Herkese ayni şeyleri anlatmak yerine yorgunum diyerek geçiştiririz. Böylelikle geçiştirdiğimiz tek şey galiba kendimiz. Kendimizi bazen de böyle herkese anlatıyoruz. Bizi bilene hatta bilmeyene bile. Kendimizi orada apaçık üryan ederek karşımızdaki her neyse ya da her kimse çırılçıplak ona vücudumuzu sergileriz. Onun işaret parmağından tutar ve bak burada da böyle bir yaram var deriz. Onlar yaraya dokunmaktan bıkmazlar ama biz bir yerden sonra herkesin dokunduğu yaradan hiç kimsenin deva olamayacağını anladığımızda iş işten ….

Sema Levent yazdı: ” HADİ BİRAZ İNSAN OLALIM “

28 Eylül 2019 Sema LEVENT 2

Hayat serüvenine bir su damlası olarak başlayan insanoğlu, doğar, büyür ve ölür. Bu basit döngü “yaşam” olarak isimlendirilir. Peki insan gerçekten bu kadar basit bir mahluk mudur? Yoksa basit olmak veya olmamak onun elinde midir? Çünkü doğmak, büyümek ve ölmek tüm canlılarda görülebilen bir döngüdür. Demek ki insanı insan yapan çok farklı değerler olmalı. Bu değerlerle donatılmış olarak doğan insanoğlu ya bir hazine avcısı hassasiyetiyle şahsında bulunan bu cevherleri ortaya çıkarır, onlarla değerlenip, eşref-i mahluk olur ya da surette insan olarak yaratılmış olsa bile sirette insan olma vasfını kazanamadan hayata veda eder. İnsan olarak doğmak elimizde olmasa da insanca yaşamak ….

Tuğba Şahin yazdı: “DİCLE’NİN KUZULARI “

25 Ağustos 2019 Tuğba ŞAHİN 0

Prof.Dr.Haluk Dursun‘un ardından….. Öncelikle ülkemizin, milletimizin,tarihe ve arkeolojiye essahlıca gönül veren tüm vatanperestlerin başısağolsun. 20 Ağustos akşamı teessürle öğrenilen acılı haber ,benim içinde hasar vericiydi.Ertesi gün Prof.Dr.Haluk Dursun için Galatasaray Lisesi’nde öğrencilik yıllarına ithafen konuşma programı düzenlendi. Ardından naaşı Sultanahmet Camii avlusuna getirildi. Cenazede erkenden geldiğimden güvenlikleri aşıp ailesi ile sohbet etme imkanı buldum.Aniden, beklemediğimiz, maruz bırakıldığımız haberin arka planında görünmeyen ‘derin devlet’ izlerinin var olabileceği şüphemizi tartıştık. 2010 yılı 1001 Alim Sergisi vesilesi ile Avrupa Yakası’na daha sık geçerek İstanbul gelişmelerinin bizzat içerisinde yer almaya başladığım Hipodrom; eskiden bugüne tarihi ve politik konuma sahiptir.Turistlerin daha sık ziyarette bulunduğu Ayasofya ….