Betül Sahra Vatanoğlu yazdı: “Kül İçindeki Saklı Ateş “

16 Kasım 2019 Betül Sahra VATANOĞLU 0

Küllenmiş her düşüncenin, her duygunun içinde iyi yahut kötü, acı yahut tatlı, neşeli yahut hüzünlü elbette bir kor sıcaklığı vardır ki, eşelendikçe alevi ortaya çıkar.Bazen ısıtır bu alev, bazen yakar. Olumlu ya da olumsuz bütün hayaller, bütün idealler ve bütün arzular sonuca ulaşmadıkça, hedefini bulmadıkça elbette kül içinde saklanan kor gibi sıcak bekler. Küçük bir esinti, azıcık bir savrulma… Bir hatırlama… Küçük bir dokunuş… Hele içinizi bir yoklayın…Zamanın hızlı akışı, feleğin hızla dönüşü içinde her şey bizim istediğimiz rengi göstermeyebilir, bizim istediğimiz biçimde tahakkuk etmeyebilir. Bağrımızı yırtmanın, yüreğimizi parelemenin, ciğerlerimizi kan doldurmanın faydası da yoktur üstelik. Bu bir ayrı sınav ….

Arif Olgun Yeşilyurt yazdı: “Saksıdaki Hayaller “

15 Kasım 2019 Arif Olgun YEŞİLYURT 0

Bir saksının içinde hayaller büyütmek nasıl bir şey bilir misiniz ?  Ve  her sabah su döküp, güneşe çıkarmak… Önce dökülen hüzünleri bir bir ayıklayıp ve bir akşamüstü ansızın veda edip, güz olup gitmek gibi. Sıcak bir notadaki o esrarengiz tınının bardağa dökülerek, ellerimizi ısıtırken dudaklarımızı titretmesi gibi. Hayat öyle üç beş şiirden ibaret değil. Çünkü söz olup gitmek kadar kolay bir şey yok. Önemli olan aynadaki bakışlarımız soluklaşıncaya kadar süzebilmek kendimizi. Kendimize yalan söyleyememekten ibaret hayat. Kanepeye uzanıp, okuduğumuz kitaplardan devrik cümleler çıkarıp başkasının yüzüne vuruyoruz,  kıyamet saatinden habersiz. Zaman bir cellat gibi kol geziyor aramızda farkında değiliz. Mesela yasak ….

Sümeya Samıkıran şiiri:”Duha”

14 Kasım 2019 Sümeya SAMIKIRAN 0

Duha Sen öldüğünde, çocuktum ben daha Zaten bir daha da hiç büyüyemedim Yitirdiğim onca akrep onca yelkovan Bıraktığımdan, Arap atlarına gebedir. Çöl belki buzul yahut kızılca orman Seçsin içlerinden birini nüfus memuru Şeref nişanesi göğsüne hevesle takılsın Göreceksiniz ki bir Yahudi de Çingenedir. Elbette nâm-ı diğer susuz, aç ve kanunsuz Azmedip yine kaval kemiğine yüklenir Koşar cepheden cepheye umutsuz Umudu doğar doğmaz kirlenir. Sen öldüğünde ben de ölmüştüm zaten İnat ettim, kendimi toprağa gömdürtmem Sen yutkunurken kiri pası tozu toprağı Ben yakacağım genzimi oksijenle yeniden. Karbondioksitim şeref sözü verdi kendine Bir miligram dahi sokulmayacak kimseye Madem yok yaşamakla zararım kimseye ….

Ülkü Yüce yazdı: “Ahmet Haşim, Modern Şiir Ve Empresyonizm Üzerine Bir Deneme”

14 Kasım 2019 Ülkü YÜCE 0

Empresyonist resim ve modern şiirdeki devrim aynı sularda yıkanmıştır. Empresyonist fırçalardan, doğanın, ressamın iç dünyasına yansımaları damlar. Tuvale renklerle serilen, tabiatın, ressamında nasıl bir “izlenim” bıraktığıdır. Gerçek, öyle üzerinde durulası bir değer sayılmaz da, buğulanır, sislenir, renk ve form değiştirir. Karşısına geçen her bir gözün algısıyla yeniden yaratılır; başka bir buğu, sis, renk ve form silsilesi haline dönüşür. Tıpkı şairinin başka türlü anlatılamaz olanını açık edebilmek için kelimelere döküverdiği şiirin, her bir okuyucunun dimağında yeniden yaratılması gibi. Selefi Verlaine’in “De la musique avant toute chose” deyişi gibi, Haşim de şiiri, söz ile müzik arasında, sözden çok müziğe yakın bir yere ….

Reyhan Yılmaz yazdı: “Allah’la Konuşabilmek “

13 Kasım 2019 Reyhan YILMAZ 0

Aklımın erdiği günden beri, hatırladığım ilk sahurlardan, ilk iftarlardan, ilk kandillerden, seccadenin ıslandığı ilk yıllardan beri; hiç bağışlanmak , cennete gitmek, cehennemden korunmak için dua ettiğimi bilmem. Çocuk kalbin hangi eksikliğidir, hangi niyetidir bilmem; ben hep ‘ Allah’ım beni çok sev .’ diye dua ederdim. Kim sevse inanmazdı kalbim. Kim sarsa kanmaz. Gün bu gün olmuş, hâlâ baş etmekte en çok zorlandığım şey Allah’ın soyut mevcudiyeti. ‘ Beni bir yaratan var.’ Fikri genç zihinlerde filizlenmeye başlar başlamaz , bende de benzer soru(n)lar vuku bulmuştu. ‘ Peki nerede?’ Evet, bir iğne ustasız, bir tablo ressamsız olmazdı. Muhakkak bir soba da kendini ….

Serhat Alpar yazdı: ” Yazmak “

13 Kasım 2019 Serhat ALPAR 8

      Ruhların bedenlere tutsak edildiği bir çağda, kalemi eline alıp yazmak, ruhları derin uykusundan uyandırabilmektir. Ruhların mahkûm edildiği sessizlik hücrelerinin parmaklıklarını kırabilmektir.       Tarih boyunca insanoğlunun edindiği bilgileri, tecrübeleri kaybolma ve gelecek nesillere aktarma kaygısından yazının doğduğunu söyleyebiliriz. İnsanoğlu durmadan yazmış ve yazılan bu yazılar hem devrinin insanları hem de gelecek nesiller için geçmişi geleceğe yansıtan bir ayna olmuştur. Durmak bilmeyen bu yazma serüveni de günümüze kadar devam edegelmiştir. Peki, yazmanın altında yatan temel sebep neydi? Bu soruya tek bir cevap vermenin mümkün olmadığı görünebilir. Çünkü bir şair için duygularını kelimelere sığdırmak, bir bilim insanı için araştırmalarını kayıt altına almak, ….

Ülkü Yüce yazdı: “Aziz Thomas’ın Şüphesi”

11 Kasım 2019 Ülkü YÜCE 0

Aziz Thomas’ın Şüphesi Aziz Thomas’tan ne haber? Şu sıralar görüştünüz mü? Bizim aramız biraz limonî, görüşmüyoruz!Elin aziziyle ne alıp veremediğin var diyebilirsiniz, hakkınız var; adam aziz, alemde sözü geçenlerden, arayı iyi tutmak lazım derseniz, ona da eyvallah!Amma ve lakin benim onunla daha da işim olmaz. Evet, emanete hıyanet eden adam bizim sokağımıza uğramasın!Pek bir anlamaz bakıyorsunuz, iki bin yaşındaki pirin arkasından konuşmam hoşunuza mı gitmedi? Oysa benim niyetim kimsenin günahını almak değil, o halde ne bu celallenme mi diyeceksiniz? Dinleyin madem, bakalım hak verecek misiniz?Şu Caravaggio dedikleri büyük ressamın Aziz Thomas’ın Kuşkusu dediği resmini gördüm, ilk bakışta beni korkuttu, onda ….

Begüm Burak şiiri: “Bez Bebek”

11 Kasım 2019 Begüm BURAK 0

Korkma!” diye haykırsa da umudum, safran sarısı benizli hayallerime Şimşekten yine ürküyor hayallerimin sahibi çocuk gündüz gece. Bezden bebeğimin eskimiş elleri ve yırtılmış yaprakları masal kitabımın Yeter mi umudumu ayakta tutmaya sence? Sükun bulur mu uykum, yıldızlar küskünse geceme? ** İzmarit kokusu karışmış küf kokusu hunharca dağılmış dört bir yana Böyle olurmuş hayaller saklanınca rimelleri akan yaşlı bir kadının bakışlarına Fırtına dindiğinde arar, bulur ve görür bez bebeğim, hayallerimin rengini  Ne de olsa gökkuşağı olmadan seneler geçmez ki. Ve hayallerim senelere yenilmedi,  dinledi umudun sesini. Begüm Burak

Gülüm Çamlısoy yazdı: ” Mevsimin ilk karı yağdı”

11 Kasım 2019 Gülüm ÇAMLISOY 0

Mevsimin ilk karı yağdı, azizim ve süklüm püklüm seferberliğinde yalnızlığın cürüm bildi mevsimdeki hüznü gölgeli sapaklarda aşkı ihya eden berhudar olmasını dilediği mizaçla da düştü yollara. Bir temenni dillendi şafağın sökün ettiği bir recim belki de yüreğin aşkla imtihanı. Günün süzüldüğü gözlerimde şerlerin hayra yorduğu bir günceyi de dikte etti melekler öyle ki rüştünü ispatlamış hafız söylendi ve düştü yollara mücbir sebepler bir kolundan çektiğim bir de kuytularda sakladığım yası mimlerken yaşlı melekeleri dünyanın. Sözcük pazarından geliyorum, azizim: hani s/özlendiğim. Şafağın da hicabını yüklendim ve ellerimde yetim imgeler sökün eden her duyguyu işlerken diğer adım da kanaviçe: ben ki c/esaretin ….

Sema Levent yazdı: ” HAN’ımız KADIN’ınımız”

6 Kasım 2019 Sema LEVENT 2

Dünya aşk üzerine kurulmuştur derler. Birçok dinde ve efsanede yaratılış aşkla başlar. Nedir aşk? Şiddetli sevgi diyerek işin içerisinden çıkabiliriz. Fakat bu sözcüğün hissettirdiği şeyleri anlatmak pek de kolay görünmemektedir.  Allah sevgisi insanda doğuştan itibaren vardır. Bu sevgi, içerisinde güzelliği de barındırır. Demek ki aşkın kutsal bir tarafı da vardır. Önce bir çiçeği, sonra böceği, derken insanları ve sonunda mutlak güzelliği yani Allah’ı sevmek; insanoğlunun sahip olduğu sevmek duygusunun, aşkın ulaşacağı zirve olsa gerek. Neticede sevdiğimiz kadar insan olacağız. Yani kalbinde sevgi barındırmayan kişi insan olamayacağı gibi hayvanları, bitkileri sevmeyenlerin insanlığından da şüphe etmek gerekecek.  İnsanın insana duyduğu sevginin en ….