Tuğba Şahin yazdı:”Kış/Araf Mevsimi-Zaman Algısı-5″

22 Haziran 2020 Tuğba ŞAHİN 0

“Bir kukla iplikle/sekiz çiçekli dikdörtgen yaptım/iki çember döndürdüm/ciğer deldi yaptım/goblen işi ve sık iğne/İpliğin labirentinde kayboldum da/her seferinde yeniden buldum kalbimi/Kanıyordu/Kanım/bulanmıştı beyaz yaseminlerle ve zakkumlara/zehirli pembe, arılar/benden bal yaptılar /deli balı diye ad koydular’’                                                                         Yaprak ÖZ     Eski Saat Tik Tak Hamam böcekleri çoğaldıkça sokaklarda, doğru ilaçlama da yapılmayınca tüm yaşam alanımızı tehdit ederlikle dadanmıştı. Nereden bulaştığını, mutfakta lavoba deliğinden fırlamasının akıbetini, banyoda aniden halının üstünde duran kabuklu iğrenç hamam böceğinin karşımıza çıkmış olma nedenini bilmiyorduk. Anlayamıyordum bir türlü nereden bu hamam böcekleri? Zamanında kalorifer böcekleri sorunları yaşanırmış. Öldürdükçe bir yenisi, öldürdükçe birden fazla toplu çoğalarak türeyen hamam böcekleri her yerdeydi. ….

Fatma Oduncu yazdı:” Günümüzde Erkek”

9 Mayıs 2020 Fatma ODUNCU 1

GÜNÜMÜZDE ERKEK Son zamanlarda sosyal medyada bazı ifadeler bazı görüntüler görüyorum. Karantinadan dolayı evde oturan ve sıkılan insanlar kendilerine değişik eğlenceler bulmaya çalışıyorlar.  Komik olsun diye bazı listeler yapılmış; yemek yapan erkek sayısı şu kadar, bulaşık yıkayan erkek sayısı, dayak yiyen erkek sayısı…  İnsanların bir kısmını tenzih ediyorum fakat birçok kişi bu paylaşımları eğlence olsun diye yapıyor. Sadece kadınlar değil bunu erkeklerde yapıyor.  Sosyal medyada bazı videolar dolaşıyor.  Mesela kadın bluzu ve etek giymiş, başına yazma bağlamış sakallı bir beyefendi göbek atarak bulaşık yıkıyor ve insanlar bunu komik buluyor. Allah aşkına (!) şu olanlara bir bakın erkeklerin ve erkekliğin geldiği ….

Naz Bektaş yazdı:”Doğa ve Kendimizle Savaş”

28 Nisan 2020 Naz BEKTAŞ 0

DOĞA VE KENDİMİZLE SAVAŞ        Bilinç düzeyi düşük olanlar; hayatı sadece bedensel hazları; yemek, içmek, seks…vs için yaşar… Epikuros Felsefesiyle bağdaştırmamak gerek bu haz duygusunu. Zira Epikur, bedeni acılardan uzak tutmayı amaçlamıştır. Haz için her yol mübahtır, diye bir söz etmemiştir.       İyilik yapmak, vicdan sahibi olmak, kendini geliştirmek, yeni şeyler keşfetmek, kendini aşmak, kendine yetebilmek, asalak olmamak, kendiyle ve diğer insanlarla özgürleşmek,  evrimleşmenin en bariz göstergesidir…      İlkel bireyler, sadece kendi ihtiyaçları doğrultusunda dünyayı değerlendirir ve davranışlarını bu doğrultuda ayarlarlar. Hırsları uğruna kendilerini ve çevreyi zehirlemekten kaçınmazlar.         İlkel bireyciliğin en başında,  iktidar  ….

Esma Gülaçar yazdı:”İtibarsızlaştırılan Erdemler”

28 Nisan 2020 Esma GÜLAÇAR 0

İTİBARSIZLAŞTIRILAN ERDEMLER   Duyarlı olmanın acizlikle, iyi niyetliliğin ahmaklıkla, cömertliğin savurganlıkla, dürüstlüğün patavatsızlıkla, hoşgörünün saflıkla sıkça karıştırıldığına tanık oluyorsunuzdur. Peki bu kavramlar neden karıştırılır?  Bu ve bunun gibi pek çok kavramın daha olumsuz kavramlarla özdeşleştirilerek zayıflatıldığını, değersizleştirildiğini görebiliyoruz. Ortaya koymaya çalıştığımız erdemler bir şekilde basitleştirilip itibarsızlaştırılıyorsa orda durup düşünmek gerek.Dikkat edin özellikle aile /akraba ilişkilerinde  Kurnazı, yalancısı ve sinsisi akıllı, eli sıkı ve cimrisi akıllı, bencili akıllı diye nitelendirilirken doğruları ortaya çıkaran, yalan söyleyemeyen, içten pazarlıklı olmayıp hüsn-ü zan ile hareket eden saf ve ahmak olabiliyor. Unutmayalım  ki doğruları yaşayıp yaşatmak için gösterdiğimiz çaba, doğruları ezip geçerek yaşamaya alışmış kişileri rahatsız ….

Özgür Günsay yazdı:”İslam Medeniyeti’ni Körelten İzm’ler”

3 Nisan 2020 Özgür GÜNSAY 0

İSLAM MEDENİYETİNİ KÖRELTEN İZM’LER… İslam’ın bilime ışık tutuşu ilk insandan tutunda son insana kadar hep var olacaktır. İslam bilimi Ontoloji felsefesindeki gibi pek çok isim değişikliğine uğradı ama aslı hiç bozulmadı. Ben İslam’a bütün bilimlerin arkhesi olarak bakıyorum. Rönesans’tan beri değişen ve değişmeye mahkûm kalan Batı hep İslam’a aykırı bir görüş ile yeni bir fikir bulmuşçasına kendi benliğini yitirerek var olduğunu düşünce ve fiiliyatları ile beyan etti. Bunlardan birisi ise malumunuzdur ki alışverişten tutun da bankası sırasındaki kuyruğa kadar içimizde yaşayan -izm’ler. Asıl anlamı tam var olmamakla beraber savunulan düşüncenin hep bir yerde açık verdiği bu kavramlar ne aslına sadık ….

Naz Bektaş Yazdı: “Sevgi Döngüsü”

14 Mart 2020 Naz BEKTAŞ 0

SEVGİ DÖNGÜSÜ          Biz insanoğlunun ağrı eşiği ne kadar hiç  düşündünüz mü? Hasta olmadan acıların ne kadarına dayanabiliyoruz? Hele bir de ben haksızlığa uğradım, bunları hiç hak etmedim, neden böyle şeyler hep benim başıma gelir diye düşünüyorsak. Vay halimize. Sonuç Stres. Hadi bakalım doktora.  Muayene tahlil, tetkik, teşhis… Avuç avuç kimyasal tabletler bizi bekliyor. Hangi tıbbî ilaçlar sevgisiz %100 sonuç vermiş ki? Zaten tüm hastalıkların nedeni kalıtımsal dahi olsa(onun da köküne inmek gerek ) Psikosomatik değil mi? Dozu kaçmış, öfke, kin, intikam, affedememek,  hırs, ego. Bunlar bizi yıpratmaktan öteye gidemeyen duygular. …      Unuttuğumuz bir şey var; evrenin ….

Fatma Oduncu yazdı:”İmitasyonlaşan Aile ve Toplum”

14 Mart 2020 Fatma ODUNCU 1

İMİTASYONLAŞAN  AİLE VE TOPLUM Ailelerin şu an içinde bulunduğu durum, yaşayış biçimi insanı dehşete düşürüyor. Nezaketten ve naiflikten uzak kızlar ve sorumluluk nedir bilmeyen erkek çocukları ergenler. Dahası bu yeni nesil anne babasına saygıyı geçelim onları hizmet eri olarak görmekteler. Bu şartlar da büyüyen gençlerin yetişkinliği daha da vahim. Bu kız ve erkek çocukları evlenip bir eve girdiğinde ne mi oluyor? Hiç sorumluluk öğrenmemiş bir erkek  aile yükünü taşıyamıyor. Ve kadın olmanın kendini ezdirmek olduğu fikriyle büyüyen kız evlendiğinde kadın olmamak için elinden geldiğince dik başlı, asla taviz vermeyen, sorumluluk almayan,  tahammül etmeyen ve ilk sorunda evliliği bitiren erkek ve kadınlar ….

Esma Gülaçar yazdı:”Aile Kurumunu Yaşatamayan Yetişkinler”

8 Mart 2020 Esma GÜLAÇAR 0

AİLE  KURUMUNU YAŞATAMAYAN YETİŞKİNLER Sosyal hayatın getirdiği bir asosyallik var farkında mısınız? Kişiler arası ilişkiler günümüzde daha yüzeysel ve anlamsız. Arkadaşlığı dostluğu, evliliği, aile kavramını  değersizleştiren yüzeyselleştiren bir kitlesel çabayı düşünün. Toplumsal yapıya,  bireylerin  şahsi çıkarlarının yardımseverlik kavramını ezmesi sonucu hislerin ve duyguların daha yüzeysel yaşandığı ilişkiler hâkim.  Donuk ve  resmi ifadeler, sahte tebessümler ile yok olan içtenlik ve güven kişilerin kurmuş oldukları bağları da zayıflatan  niteliktedir. Bireyselliğe teşvik hayatın zorluklarını paylaşmayı,  bireysel değil bütüncül düşünebilmeyi gerektiren  aile hayatına büyük bir darbe indiriyor. Bireysellik, fedakarlığı ve katlanma gücünü azaltır, tahammülsüzlüğü arttırır. Oysaki aile hayatında sabır, tahammül ve dayanışma olmazsa olmaz ….

Naz Bektaş yazdı: “Olmamakla Olmak (Emekçi Kadınlara İthafen)”

7 Mart 2020 Naz BEKTAŞ 1

OLMAMAKLA OLMAK Erkeği  çamurla yaratan Tanrı, kadın için, onun kaburga kemiğini yeterli gördü, kadın nesne, erkek ise, nesnelliğin kendisine doğru aşıldığı özne demekti artık… Böylelikle özne, nesnel somutluğun aşıldığı soyutluk oluverdi, erkek, yani özne, sorumluluktan ne zaman kaçsa, ondaki somutluğu soyut öznelliğe havale ederek aşmayı denedi:Karısındaki nesnel somutluğa kefil durup evinin sorumluluklarını yerine getirmek ya da metresiyle sevişmek… Aldatmak, eşteki nesnel somutluğun, başkasının soyut öznelliğince aşılması demekti. Erkek, her zaman aşmak için yaratıldığına inandı. Kadınınsa, nesnellik uğruna tükenmek için… Kadın her zaman, öznesinin alt düzeyine yerleşmiş nesnesi biçiminde göründü Tarih’e. Tarih’i erkek yazdı, sanılır o yüzden, oysa erkek kendisini hep Tarih’in ….

Tuğba Şahin yazdı:”Kazandıklarım”

27 Şubat 2020 Tuğba ŞAHİN 0

Revizyon denen şey, kişinin ömrünce yedi-on yılda bir arada süre ile değişimidir. Dönüşüm; mevzulara bakış açısının kişide yarattığı çözümlerle mertebe kazanır. Küçük yaşlarda Dale Carnegie’in Dost Kazanmak ve İnsanları Etkileme Sanatı kitabını okuduğumda tüm sevgimi herkese yansıtayım görüşündeydim.  Bu yanlış bir tavırdır. Herkes ile dost olunamaz. Fakat sana kötü ruh enerjisinde zehir yansıtan birine aynı karşılığı vermeyerek uzaklaşabilirsiniz. Üniversitelerin bölümlerinde bugünkü kadar iletişim fakültelerinde hareketlenme yoktu. Şu bir hakikat, nefes tekniğiyle psikoloji yönetimi edinmiş, üslup, bilgi, tecrübe, samimiyetli, akılda çözüm odaklı yaşayan insanlar başkasının hayatında destek olur, rehberlik eder, iz bırakır. Ancak günümüz terapistlerine bile güvenemiyoruz. Büyük çoğunluğu sosyal medyada ….