Esma Gülaçar yazdı: “Bencilleştikçe Gelen Yalnızlık”

26 Ağustos 2020 Esma GÜLAÇAR 0

BENCİLLEŞTİKÇE GELEN  YALNIZLIK İnsanlar her zaman bir arayış ve mücadele içindedirler.Eksik kalan bir şeyleri arar dururlar.Hayatlarının daimi huzurunu bulmak için çıktıkları yolda çoğu kez yanlış duraklarda iner,  aradıklarını bulamayınca da arayışa devam ederler.Cennetti de cehennnemi de kendi özümüzde bulup yaşayabileceğimizden bi haber  kendi fıtratımızı okuyamadan iç huzuru ve mutluluğu çok uzaklarda aramaya devam ederiz.İç huzurumuzu tamamlayamamızın yanı sıra boşalan sevgi depolarımızı da nasıl dolduracağımızı bilemeyiz çoğu kez.Aslında bizler çoğu kez bizde eksik olan sevgiyi, vicdan rahatlığını ve tamamlamaya çalıştığımız  kulluğumuzu ararız belki de. Kader programında bize bırakılmış olan cüzzi irademizle yol aldıkça şekillendiririz kaderimizdeki pek çok şeyi.Bazen nasip olur bazen olmaz ….

Canan Türkarslan Kiraz yazdı:”Solan Orkideler”

20 Ağustos 2020 Canan TÜRKARSLAN KİRAZ 0

SOLAN ORKİDELER    Ben şimdi kimsenin bilmediği sığınağımdayım.    Saatin kaç olduğu çok da önemli değil aslında, ama vakit gece ve herkes uykuya teslim.    Akreple yelkovan da yorulmuş olsa gerek günün koşturmacasından. Baksanıza, ne akrep ince ince zehrini işlemekte tenime, ne de yelkovan acele ediyor ölüme koşmak için.    Bu arada bir bilseniz nasıl da yanıp tutuşmakta beni de esir alma arzusuyla uyku.    Ama şimdi değil, şimdi hiç sırası değil. Zira ben, şu an kıyıya vurmakta olan dalgalarla hasbihal etmekteyim.    ‘Beklediğin o yolcu gelecek’ diyorlar, ‘bekle gelecek!’    Kucağımda miskin bir kedi…    Ne o inanıyor dalgalara, ….

Esma Gülaçar yazdı:” Ömür Sermayemizi Tüketenler”

20 Ağustos 2020 Esma GÜLAÇAR 0

ÖMÜR SERMAYEMİZİ TÜKETENLER Kelamımız  tükenir, kalemimiz tutulur kalır kimi zaman. Biliriz ki yazacak çok şey vardır.  Yazılması, konuşulması, idrak edilmesi gereken çok şey…Ama tükeniverir bazen mücadele gücümüz.  Değiştiremediğimiz yanlışlara direnirken.  Bir zerre ile o zerre de yaşayan ve yaşatılan güzelliklerle yetinmeyi bilmemiz gerekir belki de.Çoğunluğun hüsrana uğradığını, gaflet uykusunda olduğunu anlamamız gerek.  Göregeldiğimiz yüzlerce şahsiyeti, ilim ve imtihan depolarına bakarak anlamaya çalışmalı,  Hatta belki de çoğu kez anlamak için çabalamamalıyız bile. Çünkü biz mesûliyetlerimizin sınırını aştıkça, altından kalkamayacağımız bir yükü yüklenir, kitlelerden sorumluymuşuz gibi hissederiz kendimizi. Oysaki bize verilen  sorumluluklar gücümüzü asla aşmamalıydı. Ruhumuza, bedenimize eziyet ederek birilerini kurtardığımızı bir şeyleri düzelttiğimizi ….

Efruz edebiyat, kültür ve sanat dergisi yayın hayatına başladı.

16 Ağustos 2020 editör 7

Efruz demek aydınlık demektir, aydınlatan demektir.Bizler edebiyat adına bir araya gelen bir sevda topluluğuyuz. Mürekkebin değdiği her yerde bir iz bırakmak, o izi takip eden bir çift göze vesile olma niyetinde olan edebiyat âşıklarıyız. Bir insanın en büyük gayesi hep en iyisini olmayı hedeflemektir, lakin unuttuğu bir şey vardır; Mum ışığı etrafını aydınlatmadan kendine bir aydınlık vaad edemez. Bizler mum ışığını küçücük bir umutla yaktık ve bizlere birçok şey çağrıştıran efruzu adak olarak kıldık. Onu süsleyip ince ince dokumak bizim ellerimizdeyken, efruzu taçlandırmak siz değerli okuyucuların ellerinde. Her yazı,her şiir farklı bedenlerde buluştukça farklı yorumlara ve duygulara sebebiyet verir.Herkes için ….

Nilgün Özdemir yazdı:”Bir Zamanlar Karadeniz’de kadın olmak”

30 Haziran 2020 Nilgün ÖZDEMİR 4

Karadeniz’de kadın olmak öyle kolay bir şey değildir.Karadeniz kadını birkaç üniversite bitirir ama kimse onlara diploma vermez.Onlar diplomasız ama vasıflı elemandırlar. Daha çocukluklarında hayata bir sıfır mağlup olarak başlarlar.Erkek çocukları her alanda serbest bırakılırken, kız çocukları her işe koşularak, hayatın yükü küçüklüklerinden itibaren o zayıf ve nayif omuzlarına yüklenir.Buna, evin küçük- büyük erkek çocuklarının sofrasını kurup kaldırmak, içeceği suyu dahi vermek de dahil. İleriki hayatı için, öncelikle Halkla İlişkiler Bölümünde uzman olurlar.Çünkü; Karadeniz’de komşular neredeyse akraba konumundadır.Komşuda pişenden komşuya verilir, külü bitse komşuya gidilir, sormadan meyvesinden toplanıp yenilir.Bazı işler İMECE usülüyle yapılır, bazı işler için ise, aynı vakitlerde hep beraber ….

Esma Gülaçar yazdı:” Sosyal Medyadaki Paylaşım Çıgınlığı”

30 Haziran 2020 Esma GÜLAÇAR 2

SOSYAL MEDYADAKİ PAYLAŞIM ÇILGINLIĞI Gösteriş hastalığını öylesine normalleştirmişiz ki ömrümüzün sürprizlerle dolu her anını  sanal alemler de kitlelere duyurma ihtiyacını duyar hale geldik. Sürü psikolojisiyle hareket edip kitlelerin yöneldiği, yönlendirildiği tarafa doğru hayatımızı şekillendirmeye çalışıp birbirini taklitten ibaret olan alışkanlıklarımızdan  sıyrılamaz  hale geldik.Her yeni başlayan akıma kendimizi kaptırdıkça  kendi özgün benliğimizi inşa etmekte gitgide zorlanıyoruz. Birilerine benzemek, birilerinin yaptığını yapmak gibi bir psikolojik zorunluluk hissini yaratan akımların  pençesinde kendi özgünlüğümüzü yitiriyor, nasıl sıradanlaştığımızı, sığlaştığımızı  göremiyoruz.   Dimdik bir duruş ve kişilik kazanabilmek için çocukluğumuzdan beri çabalar dururuz oysaki. Sarsılmamak üzere inşa edilen sağlam bir kişiliğe sahip olmak için okur, dinler, tecrübe ….

Esma Gülaçar yazdı:”Sahiplenme ki Emanetin Olduğu Gerçeği Canını Yakmasın”

22 Haziran 2020 Esma GÜLAÇAR 0

SAHİPLENME Kİ EMANETİN OLDUĞU GERÇEĞİ CANINI YAKMASIN Planlar yapar, hayaller kurar, yaşamımızın bir sonraki adımını hep kontrol altına almaya çalışırız. Kendimizi öylesine inandırır öylesine  kaptırırız ki hesaba katamadığımız, kontrolümüz dışında gelişen değişimlere adapta olamaz hale geliriz. Oysaki bütün yaratılmışların gaybı bilemeyeceği 1400 yıl önce bildirilmişti. Buna rağmen insan hayatının planladığı istikametten şaşmaksızın devam edeceğini düşünerek yapmak istediklerini büyük bir hırsla gerçekleştirmeye koyulur. Uğruna çabaladıklarımızın karşılığını bir şekilde  alacağımız gerçeğini gözardı etmemekle  beraber, karşılığını bu dünyada alamadıklarımızın bize nasip olmadığı gerçeğini kabullenmemiz gerekir.  “Her şey herkese nasip olmaz” bu söz bile hayatımızda çok şeyi değiştirebilir. Sahip olduğumuz güzellikleri görmemizi sağlayıp sahip olamadıklarımıza ….

Esma Gülaçar yazdı: “Her Meslek Özeldir”

15 Haziran 2020 Esma GÜLAÇAR 0

HER MESLEK ÖZELDİR Hastane koridorlarında dolaşıyordum.  Yüksek lisans tez çalışmam için eksik olan mikrobiyolojik materyalleri alacağım hastaları  bulabilmek için servis servis gezmem gerekiyordu. Sorumlu hekim, hemşire, sekreter yardım edebilecek herkesle konuşup eksik hastaların numunelerini toplamam gerekiyordu. Benim için çalışmamın en zor ve sıkıcı aşamasıydı materyal toplama aşaması. Materyal teminin de bana yardımcı olabilecek yeterli sayıda insanı bulabilmek gerçekten de zordu.  Bu süreç bana hastane kültüründe çok iyi bir sosyolojik gözlem yapma fırsatı verdi. Öğrenciyken çok daha kapsamlı olan 4 yıllık  gözlemlerimden çok da farklı değildi aslında. Neredeyse her kurumda benzer bir işleyişe, bir hiyerarşik  piramide rastlamak mümkündü. Yöneticiler  bu piramidin ….

Fatma Oduncu yazdı: “Çocuk”

12 Haziran 2020 Fatma ODUNCU 0

Günlerdir sosyal medyada bir video dönüp duruyor istediği ayakkabıyı alamadığı için annesini merdivenlerden yuvarlayan kızın görüntüleri. Herkes kıza lanetler okuyor kızıyor evet haklılar kızmakta ancak bu işin birde öbür tarafı var. Maalesef artık çocukları sosyal medya büyütüyor. Onların dayattığı marka takıntısı ile büyüyor çocuklar. Medyanın merhametine bırakılan çocuklar değerlerini bir çift pabuçta arar oldular ve bulamayınca sonuç bu. Bazı ebeveynler çocuk büyütürken onlara hiçbir sıkıntıyı yansıtmıyorlar çocuk aile içindeki birçok sıkıntıyı hissetmiyor bile. Çocuk istediği bir oyuncak ve eşyaya hiç emek vermeden hasretini hissetmeden sahip olabiliyor. Bu şekilde hayatın gerçeklerinin farkına varmadan büyüyorlar. “Aman çocuklar yorulmasın“ diye onların yapabileceği birçok ….

Saliha Malhun yazdı: “Şüpheci Dostum Thomas”

4 Haziran 2020 editör 0

ŞÜPHECİ DOSTUM THOMAS   Onca söze, elçiye, ışığa rağmen Thomas’ın hakîkate dokunmak istemesi ne tuhaf…Bu resim “Thomas’ın Şüpheciliği” olarak da bilinir. Thomas, İsa’nın on iki havarisinden biridir, Yuhanna İncili’nin en çok bilinen John 20:24-9 pasajında ortaya çıkar. “O’nun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parmağımla dokunmadıkça ve elimi böğrüne sokmadıkça inanmam.” diyerek İsa’nın dirilişinden şüphe eder.Bunun üzerine İsa bir hafta sonra Thomas’ın yanına giderek yaralarına dokunmasını ister. Thomas İsa’nın yaralarına şüpheyle dokunduktan sonra Diriliş’e inanır ve İsa’ya “Rabbim ve Tanrım” der. İsa şöyle yanıtlar: “Beni gördüğün için mi iman ettin? Görmeden iman edenlere ne mutlu!”Ne vakit Caravaggio’nun bu tablosuna baksam içim ….