Psk. Büşra Yurtsever yazdı: “Hiçlikten İçen Varlık “

12 Kasım 2019 Büşra YURTSEVER 0

HİÇLİKTEN İÇEN VARLIK !  Âdemoğlu, kendi  hiçliğinde her şeyi doğurabilecek  sonsuz (mutlak) varoluş potansiyeliyle yaratılmıştır / varedilmiştir. VARAOLUŞ BİLİNCİNE hâkim olan insan sorumlu olduğu KULLUK BİLİNCİ ile varlığının hiçbir şey ve her şey haline  sokacaktır.” “Yani okyanusta damla ama  okyanusun kendisi !” ”  Ancak bu sorumluluğu  kavrayan bilinç-Akil sahipleri ! Bu dünyaya ait hiçlik mertebesine (kendi gerçekliğinin ötesine,  daha sonra kainattaki diğer manevi derecelere göre mertebelere yükselecektir. Tekâmül edecektir. Başta kendini tanıyarak ! TA Kİ HİÇ OLANA DEK  !  SİYAH*kıyılardan İNmeden (Nefsi tezkiye, Kalbi Tasfiye  ) MAVİ Denizlere  YÜKSELEMEZ(Tekâmül) -Açılamaz Âdemoğlu !  Âdemoğlu, Adem’dir ! Adem demek hiçlik ve yokluk demektir. ….

Tuğba Şahin yazdı: ”Geleneksel Çizgide Yeniden Doğmak: Ziya Gökalp”

2 Kasım 2019 Tuğba ŞAHİN 0

Anadolu liseleri,düz liseler,süper liseler, güzel sanat liseleri, fen liseleri,askeri liseler,özel kolejler olmak üzere eskiden lise kavramımızın bulunuşunun bir manası vardı. Ben liseye tam akademik eğitim onayı alarak başladım.Sayısal derslerim mesleğimi şekillendirdi ve sosyal bilimlerde devam etme kararı aldım. Fakat ilkokulda okurken,özel eğitim alması gereken zihinsel engelliler,tekerlekli sandalyeli öğrenciler, sosyo-ekonomik durumu tabakalaşmış yüksek gelirde aileler ve babası apartman görevlisi olan çocuklarla bir arada bulunduk. Sınıfımız elli beş kişiydi.Tek sırada üç kişi oturuyorduk. Beslenme çantamızı evde hazırlıyorum. Tek tip kıyafetin, tek öğretmen ile beş sene okumanın bir manası vardı. Eşitlik, denge,uyum,toplumsal ayrımcılığı göstermeyen politikal sebepler vb. Ancak zekası çok ileri ya da ….

Salim Erben şiiri: ” BU GECE UZUN OLACAK ”

3 Eylül 2019 Salim ERBEN 0

Bu Gece Uzun Olacak Bu geceİçimde bir sıkıntı varSeni düşünüyorumGeçmişi geleceğiÇocukluk yıllarımıTatlı hayallerimiBitmek tükenmek bilmeyenRüyalarımı düşünüyorumBu gece saat sıfır kırk beşHala uyku yok gözlerimdeBitkin bir haldeyimAna yok baba yokKardeşlerim arkadaşlarımEşim dostum yokDaha acısı çocuklarımVede sen yoksunYatağım bomboşGözlerimde uyku yokSeni arar.ellerimtutmak isterNe kadarda alışmıştım sıcaklığınaSana sarılıp yatmayaÇocuklar gibi koynunda uyumayaÖperek uyanmayaBu geceUyku tutmaz sen yoksun diyeİçim içimi yer gözlerim dolarAğlamasını bilmemHüzün sarar her yanımıYastığın yönünü değiştirimYorganı yere atarımUyuyamaz yine kalkarımDağları dağlara çarparımBir fırtına koparİçim içime sığmaz ağlarımKimsem yokUzanır sigaramı yakarımTitreyen dudaklarımdaHasretin özlemini nefeslerimAynaya bakar.kendimden korkarımÖyle yorgunum kiElim ayağım tutmuyorSopa yemiş gibi sızlar her yanımDökülüyorum sankiNeredesin şimdi neredesin hanımneredesin canımBağırmak çağırmak geliyor ….

Kübra Bigiseven tahlil etti: ” MÜSLÜMANCA DÜŞÜNME ÜZERİNE DENEMELER – RASİM ÖZDENÖREN ”

3 Eylül 2019 Kübra BİLGİSEVEN 0

Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler RASİM ÖZDENÖREN 1.Baskı: 1985 29. Baskı:1999 İz Yayıncılık Müslümanız Elhamdülillah! Peki, düşüncelerimiz de öyle mi dersiniz? Birçoğumuz elbette diyeceksiniz lakin zihnimizi yarıp bakmaya bile gerek kalmadan hareket ve sözlerimizle diyebilirim ki maalesef Müslüman sıfatını taşımıyoruz çoğumuz. Seküler hayat, Batı özentiliği almış başını gidiyor. Aman canım Batı’yı örnek almasak bu seferde ilimde fende geri kalmış oluruz diyenleriniz çıkacaktır. Batı’dan bilim ve teknolojiyi alalım ama ahlakını bırakalım diyenlerde azımsanmayacak kadar çoktur. Hatta ben de bunlardanım diyebilirim. Peki, bu mümkün mü dersek işte bunları vurucu bir uslüble kaleme alıyor üstat. Popüler kültür, kapitalizm insanların fuzuli tüketimlerini gereksinim gibi göstermekte, ….

Muhammed Balaban yazdı: ” ÖMRÜN GELGİTLİ SÜRGÜSÜ-I”

9 Ağustos 2019 Muhammed BALABAN 0

HİKAYE Bu bir burukluğun  önsözüdür. Bu bir misafirin,umduğunu bulamama,bulduğunu beğenmeme üzüntüsüdür… Bu ’’ yarın daha kötüsü olacak’’ kaygısı yanında ‘’belki de güzel şeyler olur’’ ümidinin gelgitli sürgüsüdür. Bu çıkılması zor görünen bir yokuş,geçilmesi zor görünen bir çöldü. Bu belki de Dünya’nın gözümüzle görebildiğimiz fakat gönlümüzle kavrayamadığımız bir işleviydi..  Ben ve benim gibi,hüzün liflerinden örülmüş  gömlek giyen birkaç  faninin, sayılı günlerden oluşan kısa bir ömrü ,ah-u vah edişlerle heba etmesinin serüveniydi.. ….. Uzun uzun düşündüm,burdan sonrasını yazamadım..Bu sabah bir durgunluk vardı üzerimde.Yarın dergiye bu yazının yetişmesi gerekiyordu oysa! Sabahları hep aynı saatte kalkar, güneşin ilk ışıklarını yüzüme çalarım. Yağmurla uyandığım günler ….

Tuğba Şahin yazdı: ” DİKKAT NOKSANLIĞI “

16 Mayıs 2019 Tuğba ŞAHİN 0

Sınav ya da güç bir iş esnasındaki dikkatsizlikten bahsetmeyeceğim. Elde edilen gelirimizin paydasındaki dengesiz hesap çizelgesi de değil söyleyeceklerim. İnceliklerimizi sürdürmek, örneğin ‘ yabancı değil ’ diyerek misafiri kapıya kadar uğurlamamak hasletimizi aramızdaki hukukumuzu yitirdiğimizi göstermektedir. Sokakta en çok başımıza gelen yol tarifini bizzat baştan savma, duyarsızca oyalamak için laf salatalığı yapmak, vakit gaspıdır dikkatsizliktir. Ben soruyorum diyorum ki ‘şu dernek nerede?’ sorduğum insan cevaplıyor alakasız cümle eklentili ifadeleriyle ‘ galiba, sanırsam öyleydi, bilemedim ki’. Toplumumuz, insan kaynakları ya da banka veya kırtasiyede, manav, restorantta görevli de olabilirsiniz meslek ne işle meşgale olursanız olun diksiyon-iletişim-işini önemsemek icab eder. Ağzında kelimeyi ….

Mustafa İdris şiiri: “EY MEŞALESİYLE GÜNEŞİ ARAYAN ADAM “

14 Mayıs 2019 Mustafa İDRİS 0

Sen kaç vadi daha gezeceksin Ey meşalesiyle güneşi arayan adam Elinde tuttuğun solgun umutlarla İzini taşıyorsun hüzün çağlarının Saçlarında emaneti kalmış ihanet ağlarının Zayıf kollarında dağlardan yükün var senin Izdırap bahçesinde hicrandan gülün var senin Yakamoza küsen gözlerinden akan bir damla Çatlatırdı küreyi arzı derinden İndirirdi yeryüzüne Cebrail’ i aniden Sen ki aşıklara kadeh sunan efsunsun İsyan tahtında padişahları boğan sükunsun Söyle şimdi Kim verecek infazını Sırrını açığa vuran aynaların Cinnet şarkıları söylerken tüm cellatlar Hangi yiğidi taşısın yorgun atlar Nerede çölün sakladığı saray Vahaya dahi uğramazken yollar Kentin tüm şamdanlarını söndürmüş bir yabancı Kan ile boyamış tüm fermanları bir ….

Talân Ayşe Kanca şiiri: ” İCRAYA VERİLMİŞ GÜNAHLAR “

9 Mayıs 2019 Talân Ayşe KANCA 2

Bir umut tarlasında yokluğu sürüyordum benKimse dönüp bakmıyordu yüzüme,Kimse umursamıyordu,Kimseydim ben, hepsi bu… Bir yetimhanede, hem öksüz hem yetimdimNe var olmak ağırdı,Ne yok olmak aslında!. Ben, özenle büyüttüğüm o çocuğun teriydim…O dünyaya yayılan kokuma kurban olan yoktu,Beni arsız bir yalanınİcraya verilmiş günahı saydı hayat… Hep alacaklılarım vardı,Hiç ödenmemişti o borç!. Ne vakit uyansam , Bir düşlük yer vardı aklımda…Ve o düşlerin ederi kadar yaşadım ben,Bir avuç yalnızlığın koynunda!. İnsan saklındakine aşık olmaya görsün;Sanır ki, bütün dünya benim,Ben hiçliği bile varlık edebilirim… Oysa gövdesine ağır geldi mi o ruh,Soyunur da önünde göremezsin sen…Ve bir gölgenin peşinde dolaşırken O güneşe esir olursun hep!. ….

Tuğba Şahin yazdı: ” KAF DAĞININ ARDINDAKİ EV “

6 Mayıs 2019 Tuğba ŞAHİN 0

Eric Satie’nin biyografisinde okumuştum, Satie öldükten sonra evinde ortaya çıkan yüz adet şemsiyenin ne anlama geldiği çözülememiş. Ev, metafizik anlamda odalar, banyo, mutfak, kalorifer, pencere, perdeler ve örtüler bulunan, insanın mahremiyetini gizleyen, uyuyabildiği, ısındığı, yemek yediği sığınaktır. Fakat daha kapsamlı ele alacak olursak “yuva’’ tabirinden ziyade kalınan-yaşanılan-belirli-düzenli-ait hissedilen kavramları da temsil etmektedir. Sokaktan sıyrılan, hemen köşedeki o evin çevresini saran, yürüdüğümüz mahalle, esnaf, eczane, pastahane, tanıdık komşular, ağaçlar, diğer binalar, kafeler ile hatta park ya da taksi durağı da dahil sırf o sokakta sizin evinizin bulunduğu adreste yerli yerinde görmenin yaşattığı duygusal bağdır. Adalet, cömertlik, sonsuzluk, rüya, kalabalık sofralar, kıyafetler, ….

Özgür Günsay yazdı: ” ÖLMEYEN DENİZ YILDIZI “

5 Mayıs 2019 Özgür GÜNSAY 0

Ben, gecelerin en kıyıcı kenarında bir denizyıldızı. Gidişinle zara görmüş gövdem, kollarım, bacaklarım… Ah bin bir parça olmuşum. Her parçam kendini tamamlamış ama kalbim yok ki benim. Alışığım. Bir yanım eksilse ne olur ki, diğer yarısını kendi kendisiyle öyle bir tamamlar ki zarardan eser bile kalmaz. Acılarım bölünüp farklı yerlere atılsalar da onlar kendilerini tamamlar ve bir beni oluştururlar. Her yerde oluruz. Acılarım ve ben. Çabuk iyileşiriz biz denizyıldızları. Doğanın, insanların ve bize kin besleyen düşmanlarımızın zarar veren darbelerine rağmen hemencecik iyileşiriz. Her darbede yeninden ayağa kalkar ve “acımadı ki” kelimesiyle oyun oynarız gözyaşlarımızla. Ama biliriz ki her acı, her ….