Büşra Gürbüz yazdı: “SORULAR VE CEVAPLAR”

Bir gün camdan dışarı bakarken hiç hesapta yokken bir şeyi merak ettim. Merakım durup dururken nüksetti. Bilmiyorum belki de ben gitmekte olanları görmüyorum. Camın bu tarafındayken o kolu çevirip boşluğa kendimi neden bırakmıyorum, diye düşündüm. Beni tutan ne? Beni tutan, hayata bağlayan bilinç ne?

İnandığım için mi? Evet inanan bir insanım. Ama inandığımın tam idrakine vardığım için mi atlamıyorum yoksa bilincimi devreye sokmadan kabul ettiğim için mi bazı olguları.

Yani atlayanlar deli de atlamayanlar çok mu akıllı? Dünyada ki var olduğum süre bunun hiçte böyle olmadığını kanıtlıyor. Atlamayanlar namı diğer akıllılar diğerlerinin deli olduğunun ağdalı muhabbetini yapıyor. Harekete geçmeyip harekete geçenleri eleştiriyorlar.

Evet olumlu bir şey değil kendini boşluğa bırakmak. Ama hiç düşünmüyorlar neden bu insanları tutan bir doluluk yok. Nasıl boşalttık bu insanların var oldukları anlarını. Bir hırsız gibi ustaca. Hata neydi neden ölmeyi seçti. Kolay bir karar mı büyük bir cesaret mi. Delilikte değil bu büyük bir çaresizlik. Doğumuna karar veremeyen insanın ölümünü seçmesi.

Peki camın diğer tarafında kalanlar, çok mu hayat dolu oldukları için oradalar. Yoksa rutinleşen hayatta kendilerini sorgulamaktan uzak oldukları için mi yaşadıklarını sanıyorlar. Bir gün bu rutini kırıp düşünürlerse yüzleşememekten korkuyorlar. Ezbere yaşıyoruz bu hayatı ezbere. Hayatın kıymetini bildiğimiz için değil bize ezberletilenleri kanıksadığımız için camın bu tarafındayız.

Adını düzen koydukları bu sarmalda yaşıyoruz. Kimse kendi olamıyor. Sorgulamıyoruz, sorup delirenler kendimi boşlukta bulurum diye atlayıp gidiyor. Halbuki kendini bulmak; ne sorgulamadan yaşamak ne de yaşama son vermek.

İnsan hayatı boyunca yaşayacağı en büyük stresi doğarken yaşarmış. O güvenli rahimden çıkıp dünyaya göz açmak en büyük stresimizmiş. Yani biz daha doğarken geçmişiz yolların en zorlusundan. Kimsenin sizi küçük görmesine aldırmayın. Onlarda geçilemeyecek bir eşik değil.

Ama işte hayat sınav olmadan olmuyor. Kendimizi bulalım derken kayboluyoruz. Yada birilerinin düzeninde –mış gibi yaşıyoruz. Halbuki insan diğer bir canlının gövdesinde yaşayamaz. Yaradılışımız böyle değil. Tek başımıza evvela vücuda gelmeliyiz. Sonra birleşiriz ama kimseye bağımlı olmadan.

Yani atlamadan önce bir düşünmeliyiz. Bir cevabı olmalı; bu hayat bir soruysa benimde bir cevabım olmalı bu hayata. Onu en güzel ben veririm. Benim cevabımı başkası veremez. En olması gerekeni ben yazarım. Ve benim yazacağım yer boş kalmamalı. Düşünmeliyiz bunları.

Şimdi bende düşünüyorum. Güzel bir günde bana bunları düşündüren ne? Durup dururken camın hangi tarafında, niçin olmam gerektiğini düşündüren ne? Hangi tarafın insanıyım, arafta kalmayı kabul etmiyorlar mı cevap olarak. Belli ki cevabım sorulara karşı yazmak olacak.

Ve belli ki benim cevabım çok uzun olacak.

Son olarak; çokta güvenmeyin kendinize bir gün o camı açarsınız ve boşluğunuz kalır sadece geriye. Tek adımla… Tek…

Büşra GÜRBÜZ

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*