Begüm Burak yazdı: “Didem Madak “

Modern Türk edebiyatında “kadın şair” denince akla gelen en önemli isimlerdendir Didem Madak. Genç yaşta yakalandığı amansız hastalığa yenilen Didem Madak kendi deyimiyle “ütüsüz ve buruşuk bir ruhun” şairidir.

***

“Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca; 
alt katında uyumayı bir ranzanın, 
üst katında çocukluğum… 
Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden, 
ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı; 
aşk diyorsunuz,  
limanı olanın aşkı olmaz ki bayım! 
-Siz Aşk’tan N’anlarsınız Bayım? – Didem Madak

Hayatı

1970 yılında hayata gözlerini açan Madak 38 yaşındayken kolon kanseri sebebiyle hayata gözlerini yumar.Annesi vefat ettiğinde Didem Madak 12 yaşındadır. Madak’ın şiirlerinde annesine olan hasretin izlerini görebiliriz:

***

On dört yaşındaydı ruhum bayım
Bir mermer masanın soğukluğunda yaşlandı. 
Protez bacaklar taktılar ruhuma ince ve beyaz 
Gıcırdaya gıcırdaya dolaştım şehri…”
-Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım – Didem Madak

Lise eğitimini İzmir’de tamamlayan Didem Madak Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanır ancak okulun ilk yılında yaptığı evlilikle okulu bırakır ancak kısa sürede boşanır. Maddi olumsuzluklar nedeniyle bir bodrum katına yerleşir. Şiirle serüveni ise bu  süreçte başlar. Bodrum katında tasavvufla ilgilendiği zamanlar da olmuştur.

Madak’ın son kitabı Pulbiber Mahallesi’nde dilsel bir değişiklik görülür. Şiirlerinin dili argoya, sokak diline bürünmüştür. 2005 yılında, eşi Timur’la evlenir ve 3 yıl sonra da kızı Füsun’u dünyaya getirir. Didem Madak, 2002’de Varlık Dergisi’nde Müjde Bilir ile yaptığı röportajda şiirini şöyle açıklamıştır:

 “Hayatımla ve kadın oluşumla ilgili çözemediğim bazı meselelerim var. Bütün bunlar yokmuş gibi davranıp kitabi şiirler yazamam. Şiirlerim ütüsüz ve buruşuk gezdirdiğim ruhumun diyeti bence. Bu yüzden hepsi benden parçalarla dolu. Bu yüzden, biraz kadınsı, durup dururken bağıran şiirler.”

***

Grapon Kağıtları kitabından

Annemle İlgili Şeyler

Yaşasaydın, hayatının ortasına
Güller yığan bir adam olsun isterdim babam.
Sen bir çocuk romanı annesi ol isterdim.
Ölü mısır tarlaları hışırdıyordu
Ve kalbimde çıngıraklı yılan sürüleri
diye başlayan bir çocuk romanında…
Şalına sarınırdın, toprağa sarınır gibi
Erken öleceğini biliyordum bana bırakmak için,
bu acımasız ölü anne sesini.

***

Şimdi Bir Hatırasın

Şimdiden bir hatırasın
Bulutsa, tozsa, uçarsa
Bütün (aşklar) paranteze alınsın
Rüzgar çanısın, rüzgarın diline dolanırsın
Ne bir şarkısın
Ne de dillerde nağme adın
Artık bazı şarkılar kadar yaralısın

***

Ah’lar Ağacı kitabından

Ah’lar Ağacı

Bir zamanlar kendimi
Bulunmaz Hint kumaşı sanmıştım.
Kaç metredir benim yokluğum?
Benden daha çok var sanmıştım.
Benim yokluğumdan dünyaya
Bir elbise çıkar sanmıştım.
Dünyanın çıplaklığına bakmaya utanmadan
Sonunda ben de alıştım.
Ah… dedim sonra,
Ah!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*