Aydan Yıldız Güneş yazdı: ” DÜNYA ZALİM ERKEKLER YÜZÜNDE KANIYOR “

                                                   

            Gerçekten bize sunulan böyle bir hak var mı? Veriliyor da bizim mi haberimiz yok, doğrusu bilmiyorum. Kendi açımdan değerlendirirsem veya gözlemlediğim insanlar için söylemem gerekirse, ben tam olarak farkına varamadığımı söylemek isterim. Belki bana kızacak olanlarınız olabilir, pekte umurunda değil açıkçası. Doğru bir tane olsa da herkesin kendi çapında bir doğrusu vardır. Herkes tek başına bir dünya ise, tek başına okunacak bir kitap ise, demek ki her insanın doğrusunun hakikat olma ihtimalide o kadar yüksektir.

                Kadının çilesi cahiliyet döneminden itibaren başlamaktadır. Hor görülmesi, ezilmesi, yok edilmesi gibi dramlar fazlaca yaşansa da, gıdım gıdım bu canilikler aşılarak, insan yerine konulmuştur. Kanunlar çıkarılarak hakları, hukukları verilse de, kâğıt üzerinde varmış gibi görülen, uygulamada ise çoğu insanlar tarafından önemsenmemiştir. Kadın yine ezilmiş hor görülmüş, aldatılmış, ağlatılmış, vurulup dövülmüştür. Bir imzayla kimisi erkeğe kul köle olmuş, kimisi karın tokluğuna sığıntı olmuş, kimisi de el âlem ne der yüzünden terk etmeden, çilelere maruz kalmıştır. Bir diğeri ise eşim dediği en özelini paylaştığı insan elinde, tüm çilelerine rağmen aile baskısıyla kefenlenmeyi beklemiştir. Kimi tecavüze uğrayıp vücudu kesilip biçilmiştir. Kendinde cesaret bulan bazı kadınlar ise, her şeye rağmen, canını kurtarıp esarete son vermeyi başarabilmiştir. Tek başına Meryem ana misali, yavrusunu sırtına vurup onu büyütme uğrunda mücadelesini vermiştir. Evladına hem anne hem baba olup, kendi hayatını hiçe sayıp, onun hayatını kurtarma mücadelesi vermiştir.

              Bazı erkekler ise çalışmayı bırakıp kadınlarla yer değiştirmiştir. Anne bebeğini dokuz ay kanıyla, canıyla besleyip doğururken, babalarsa bakımını yükleniyordu, kadında çalışıp evine ekmek götürüyordu. Kadını kaç parçaya böleceklerini şaşırmışlardı. Kadın evde hanımlığını gösterecek. Çocuğunu ve eşini de mutlu edecek. Evinin işini yapıp dışarda da çalışacaktı. Yine de kıymeti bilinmeyip, hayat müşterek denecekti. Kadın bunca işlerin altından yuvam diye seve seve kalkarken, hiç bir sitem etmeyecek, fakat tersi olunca işte her şey o zaman kadına zindan edilecekti. Sadece evin geçimini üstlenen bazı erkekler, bunun bedelini eşlerine nasıl da ağır ödetiyorlardı.

              Kadın başardıkça yükü çoğalıyor, hem içerde hem dışarda makine gibi çalışıyordu. O anneydi, o babaydı, o her şeydi, pratik zekâsıyla her şeye ince ince çözümler buluyordu. Bunun yanında başarılı kadını sevmeyen, takdir etmeyen, ezip yok etmeye çalışan, erkeklerimizde maalesef, çok fazla bulunmaktaydı. Bana göre, kadının hakkını cümle âlem toplansa ödeyemez, ben de bir kadınım, o yüzden değil böyle düşünmem, sadece görüp yaşadıklarımın sonucudur. Muhakkak ki, birkaç kadın ruhundan anlayan ince erkeklerimiz vardır. Onlara değer veren ve hak ettiği muameleyi gösterebilen, mutluluk suna bilenler bulunmaktadır. Sayılarının az olduğunu üzülerek belirtirken, bence bunu başaran erkekler de muhakkak ki, ince ruhlu duygulu insanlardır. Çünkü kadın, incedir, narindir, musikinin nağmeleri gibi renklidir. Tüm ritimlerle dans edebilecek varlıklardır, kadın musikinin ta kendisidir.  Ya da o erkekler muhakkak ki, kadın ruhundan anlayan bir sanatkârdır. Çünkü kadını sevmek ve anlamak, bir sanattır ve kadın sanatın ta kendisidir. Belki de kadınları anlayanlar, muhakkak çiçekleri seven birileridir, çiçeklerle muhabbet edendir, onlara can suyunu verendir. Çiçekleri incitmeden seven erkek, kadını da incitmez. Çünkü tüm kadınlar rengârenk çiçekler gibidirler. Sevgiyle değer verip, hak ettiği hakları eline verilse, saadetten gök kuşağı olup çıkıverirsiniz vesselam. Kendisine verilen değer ve sevgiyi hisseden kadın korkuyla değil de, sevgiyle eşine kul da olur kölede. Nasıl ki bir kadın evladını öz bir sevgiyle severken, uğrunda kendini korkmadan, ölüme dahi atacak cesareti taşıyorsa; Hayatını paylaştığı erkekten gördüğü sevgi ve değer karşılığında, aynı fedakârlığı yapmaktan çekinmeyeceğini, şahsım adına garanti ederim. Bana göre sevgi, saygı zorla zorbalıkla olamaz, eğer bir kadın seviyorsa, karşısındakini incitmemek için sever sayar. Eğer bir kadın sevmiyorsa ucunda ölüm dahi olsa, zoraki yapmak zorunda bırakıldığı her şeyi, fırsatını bulduğu anda ezer geçer.

      Peygamber efendimiz, s.a.v evlendiği hiç bir eşini üzmemiş, ezmemiş, kötü muamele etmemiş, gözünden gözyaşı döktürmemiştir. Hepsine eşit muamele etmiş, aldatmamış, haksızlık etmemiş, kadına değer vermiştir. Cahiliye döneminde kız evlatları canlı canlı gömülürken, Peygamberimiz s.a.v gözyaşlarıyla bu vahşeti verdiği büyük mücadeleyle engellemiştir. Kadınlar yerlerde sürünüp değersizleştirilirken, utanılacak mahlûk gibi görülürken, Peygamberimiz s.a.v kız çocuklarını omuzlarının üstünde taşımıştır.  Bir eşini diğer eşinin yanında asla anlatmamıştır, bir birlerine hasetlik, kıskançlık beslemelerine izin vermemiştir. Savaşlarda eşini kaybeden kadınları koruma amacıyla nikâhının altında muhafaza etmiştir. Bu gün onun yolunda yürüyen erkeklerimiz gerçekten var olabilseydi, kadınlarımız bu kadar zarar görmezdi. Kız çocuklarımıza tecavüz edilmezdi. Başka şehirlerde üniversite okuyan bazı genç kızlarımız, hataya müsait oldukları bu yaşlarda paraya alet edilip, kullanılma aracı edilmezlerdi. Çalışmak zorunda kalan bazı kadınlarımız, iş uğruna patronunun eğlencesi olmak zorunda bırakılmazlardı.

    Öyle bir hale gelmiş olanlarımız var ki bu âlemde, milliyetçiliği unutmuş, kendi vatanının kızını, kadınını nasıl elde edip,  nasıl baştan çıkarıp, nasıl zarar vereceğinin ardına düşmüştür. Ben bu zihniyete soruyorum, kızları hiç uğruna harcayanlar, yarın evlenmek için namuslu kız bulabilecek misiniz? Size sadık eş, evladınıza anne olmayı hak edecek birilerini bıraktınız mı? Yoksa şehirde yaşayanlar, köylerde namuslu kız nasılsa bulunur diye şehirdekilere harcı âlem gözüyle mi baktınız? Ne yazık ki, öyle düşünen ailelerimiz de vardır bizim.

        “Oğlum şehir kızından ev hanımı olmaz, gez toz ama ben sana köyden halanın kızını alacağım, o sana layık eş bana da layık gelindir.” Diyenleri bir hayli duymuşumdur.

 Ya da Türkiye deki kızlar bitince, Avrupa ya mı açılacaklar. Oradakilerden dinine davet ettiklerini evine Hatun mu yapacaklar? Bilinmez tabii, kendi vatanının kızına, kadınına bu kadar acımasızca davranan bazı erkeklerimizi anlamakta çok zorlanıyorum. Allah korusun yarın savaş çıkarsa diye tek korkum ölüm değildir. Bu zalim zihniyetteki erkekler önce ganimet diye kendi milletinin kadınına kendileri mi saldıracaklardır? Sorusunu sormaktan kendimi alıkoyamıyorum, bu milletin kızı, kadını aslında çok değerlidir. Tabii ki tek hatalı zalim olan erkekler değildir, hataya düşmüş kadınlarımızda vardır. Yalnız hiç bir kadın isteyerek hataya düşmez, hepsini bir düşüren vardır. Sonuç yine umursuz, duygusuz, çıkar uğruna, aldatan erkeklere dayanmaktadır. Bu milletin kadını kızı Cabbar’dır, güçlüdür çilekeştir, yeri geldi mi? tek yürek tek bilektir. Her şeyden önce annedir, memlekete aslanlar doğuran ve büyük bir özveriyle yetiştirendir. Yeri gelir askerdir; vatan millet uğruna çarpışan, yeri gelir polistir; vatanında asayişi koruyan. Yüreklidir gelecek uğruna hiç düşünmeden canını seve seve feda eden. Yeri gelir büyüttüğü aslanları kınalayıp vatana feda edendir ve gözyaşlarını yüreğine gömendir. Bu cefakâr kadını ağlatanlar şunu unutmasınlar ki; kadının gözyaşının, bir damlasının karşılığını dahi verecek güç hiç bir erkekte yoktur. Kadın kutsal bir varlıktır, yerlerde sürünmeye değil omuzlar üzerinde yükselmeye layıktır. Bir ülkede kadın mutsuz, kadın perişan, kadın ağlıyorsa, tecavüz edilip öldürülüyorsa; küçücük çocuklar tecavüze kurban gidiyorsa ve hayvanlar dahi tecavüzle, katliamla öldürülüyorsa; o ülkenin hayat damarları kopmuş demektir. O ülkede masumların vebalinden kurtuluş olmaz, Allah kimsenin hakkını kimseye bırakmaz. Peygamberimizin s.a.v hadisinde dediği gibi; ( Boynuzsuz Koç, boynuzlu koçtan hakkını alacaktır) derken neden böyle söylediğini düşünenlerimiz olmuşsa cevabı da oldukça manidardır. ( Rabbim Koça boynuz verdiyse,  boynuzsuz olana vur demedi ki) ve bunca inceliklerinin altındaki ince hesabı da gör istedi. Kadın dünyamızın en harika varlığıdır unutma! O böbürlenerek gezen güçlü kuvvetli, erkekleri doğuran kişiler zayıf, naif, latif ve ince olan kadınlardır. Onların olmadığı bir dünya olamaz, onlarsız hayat çoğalamaz, var olamaz. Dünya bile ahirete gebeyken, dünyayı yok etmek, ahiretin gelişini engelleyemiyorsa, kadına zulmeden, kadını yok eden, onun vebalinden kurtulmaya muktedir değildir. Kadının değerini Rabbim zaten kadınla beraber göndermiştir.           (CENNET ANNELERİN AYAKLARI ALTINDADIR)

                                         Kadın                                                                                      

Kadındır bedeninde, cihana bedel bir can besleyen

Canından canan azat eder, cennet kokulu fesleğen

 Taparcasına seven, koruyan ak sütüyle besleyen

Kadındır, yavrusunun başında, uykusuz geceleyen

Kadındır o narin cüssesiyle, koç yiğitler doğuran

  Yavrusu için candan kükreyip aslanlığa soyunan

Bu vatana seve seve, kınalayıp kurban yollayan

Kadındır vatan sağ olsun deyip, için için ağlayan

 Kadındır, ayaklarına cenneti alayı serdiren

Sırtında taşıyor her yükünü isyanını bilmeden

En güzeli hak ediyor, omuzlar üstünde yükselen

Hakkını ödeyemezsin, dünyayı ellerine versen

Aydan Yıldız Güneş

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*