Tuğba Şahin şiiri:” Uzaktan Iraktan”

18 Kasım 2020 Tuğba ŞAHİN 0

Yalnızlık iklimi ne menem gurbettir içimde Koparılmış ,atılmış,itilmiş haysiyetiyleyim Sancısı ağır geliyor taşıyamıyorum, dökülüyor kaburgamdan Bir zamanlar işveli,gürültülü,renk donatmıştı gayesi nefes almanın – İçimde uyanır oldu Nemrut Alınca  darbesini tüm varlıkların Sessizlik tercih ediyorum, O beldenin bengisu pınarlarında durulanmak Fersah fersah katman katılığı aşınıyorum Naziliğim püsküldür sokağa, tiz devrilmeleri asi başımın estikçe yel, Veda ettiğim karanlık da yürüyordu karşıda – İlginçtir,tuhaftır,uzaktan  Deniz minaresinden haykırırcasına sarıldın battıkça alçağı Yakutistan’da buz maisi Manyetizm dalgası, yakaza Saatli bir kupa 1839’dan denklanşör Gene ,uykusuzluğum çöktü akşamlara Seni düşünmek bu mudur yılgın ve marur dalgınlıkta TUĞBA ŞAHİN

Tuğba Şahin yazdı:” Şiir Güncesi-3″

18 Kasım 2020 Tuğba ŞAHİN 0

Hikaye yazmak mümkün müydü ? diğer edebiyat türlerine yöneldiğim için teknik açıdan gelişime daha fazla vakit ayırmalıyım. Hikaye kitapları okumadığım için midir bilemem de ortaokulda izlediğim filmler etkisiyle oluşturduğum metinleri beğenmeyen ve anlamayan her dönem değişen Türkçe öğretmenleri arasında onun yerine bir günlüğüne katılan emekli bir askerden öğrenci olarak dinlediğimiz güne de tanıklık ettim. Askerin okulda ne işi var? İnanır mısınız öyle tuhaf ki Türkçe öğretmeni ders anlatmazdı, askerlikten emekli hocanın bir gün katıldığında isim kökenli kelimeler hakkında söz hakkı isteyerek katıldığım en özgüvenli hatıraydı. Meraklıymışım, önemli buluyordum Türkçe derslerimi. Lisede daha sonra aynı ders filoloji bakımdan sınıfça katıldığımız etkinlikte ….

Tuğba Şahin yazdı:”Karşılaşmak”

31 Ekim 2020 Tuğba ŞAHİN 0

‘’Ayakta duran insan özerk görünümdedir. Sanki yalnızca kendisi için vardır ve her türlü karar verebilmek olanağına sahiptir. Oturan insan, oturduğu yere basınç yapar, ağırlığı dışarıdan algılanır ve bir süreklilik duygusu uyandırır, doğrulduğunda ise daha büyüktür. Dinlenmek için uzanmış olan, yatan insan ise tümüyle silahsızdır. Uyumasından ötürü içine girdiği savunmasız konumda ona yaklaşmak çok kolaydır. Yatan insan belki düşmüş, belki de yaralanmıştır. Yeniden ayağa kalkmadığı sürece, ona güçlü biri gözüyle bakılmaz’’  E.Canetti-Sözcüklerin Bilinci Bazı sabahlar uyandığımızda aynada acele etmemiz gerektiğinden, kaçarcasına yüzümüzü yıkayıp ayrılırız uyuduğumuz yerden ve gün telaşıyla yağmurlanır, güneşi aradığımız, zaman dilimlerinde. Yeterince iç dünyası gelişmemiş ancak fazla yetenekli ….

Tuğba Şahin şiiri:”Demokrattı Haksızlık”

24 Ekim 2020 Tuğba ŞAHİN 0

Demokrattı Haksızlık Yazdan kalan sâdece kendimiz Çarşı standında ev reçelinin kokusuna hasret Nefretle kaçtığım yerdi insanlardan Aşkla döndüm adanın tanışmadığım âşînâ yabancı ve donuk bakışlarına Şehrin en kalabalık mesleği kitaplarda, bulamadığımızı güldüğümüz yüzlere paylaşmak Bilginin değer tartısında karşılaştım Sahte tacir, hayal kırıklığı, umursanmazlık Eski bir üniversite avlusunda yolumda hiç bana akrân olmadan yürümek  ‘Duvarları kirpinin yaladığı’ ihtilal şarkılarına barınıyorken Gözleri gözlerimde şefkati andırır umuyordum görmeden Ölüm üç kez çaldı kapımı Kapı açık bile olsa  Sorgulanmıştım Allah katında  ‘Bilir misin seni gerçekten sevdim’ Astılar ,kibarlıktan anlamıyordu takvimler Mayıs’ı gösterdiğinde Güller mayısındaydık, Türkçülük fikri kadar onur duyduğumuz yaşımız ise on dokuz ,yirmi ….

Tuğba Şahin yazdı:”Şiir Güncesi 2″

17 Ekim 2020 Tuğba ŞAHİN 0

Eskiden, müferadatımızda  “Güzel Okuma ve Yazma’’ dersi vardı. “El Yazısı’’ da öğrenirdik. Mahkeme davalarında el yazısının kaldırılma talepleri gibi diline ihanet eden Türkçe öğrenmeye karşı bilgiyi niteliksizleştirenlere bazı davalardan vazgeçmeyenlerin de olduğunu yazımda belirteceğim, yürekleri incitmeden, dikkat ederek . Savunduklarım kendi derdimin serzenişleridir. ‘Sönmeden’,’ tüten’ marşımızdaki ifadelerde aldığımız ilkeli duruşumuzda gündeme taşınması gereken Andımız hakkında da aynı duyguları filizlendirdiği için üzerine konuşabiliriz. Kürt Edebiyatından Şair Gülizer’in ‘’Dua’’ isimli şiirinde ‘’bilmiyorum ki Allah hangi dilden anlıyor’’ mısrasındaki dilini korumak, kadına yönelik şiddete mani olmak, toplumsal başka sorunlarda şiiri tercih etmesi fikren önemli bir araçtır. Andımız, ilkokulda her hafta Pazartesi sabahları İstiklal ….

Tuğba Şahin yazdı: “100 Yıl Emanet

10 Ekim 2020 Tuğba ŞAHİN 0

Derviş bir gün anahtarını kaybeder. Kapısının önündeki küçük bir bahçede anahtarını ararken yoldan geçenler, saatler geçer ama anahtarı bulamazlar. Yoldan geçen atlı biri sorar;’’ anahtarı bahçede kaybettiğine emin misin?’’ Derviş cevap verir : “Hayır, samanlıkta kaybettim’’. Atlı : “Peki, o zaman niye orada aramıyorsun?’’ Dervişin sesi titrek, yanıtı üzücüdür ‘’çünkü orada bulmam imkansız’’ Kıssadan hisse. 20 Eylül akşamı saat 20.00’de Kavuk Teslim Törenini, Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda izleyerek tanıklık etmenin mutluluğunu tanımlamak zor. Harbiye yıllarından beri önemli bir muhitimizdir. Belediye Şehir Tiyatroları ayrıca yürütülen, bütçesi kısıtlı imkanlarla ayakta duruyor.3972 koltuk kapasitesi tamamen doldu. Seyirciler içerisinde Ferhan Şensoy, rahatsızlığı nedeniyle ….

Tuğba Şahin yazdı: “Şiir Güncesi-1”

2 Ekim 2020 Tuğba ŞAHİN 0

Bu konu hakkında yeni yazı dizisi hazırlamayı epeydir düşünüyordum. Geçen gün Youtube kanalımda Pia Tafdrup’ın şiirini seslendirdikten sonra şiire ilişkin görüşlerimi kısaca paylaşmıştım. Yalnız, şiire kabiliyetini farkeden her genç insan, yaşamının evrelerinde hisleri ve kitap bilgileriyle ilerlerken okumayı bırakmazsa gelişeceğini göz ardı etmemelidir. Hislerin peşinden adım attığı hayatındaki deneyimler, onun şiirsel sezgilerinde hangi kelimeyi bağdaştıracağına karar vermek açısından rehber olacaktır. Öncelikle belirtmek isterim ki, ilk şiirlerimi altı-yedi yaşlarımda anneme babama yazmışım. Halen saklıyorum klasörümde. Eskiden tek koyu renk dosya klasörleri çalışma masamızda katlanabilir özelliği taşıyan, telli veya kutu biçiminde saklama araçları vardı. Kağıtlar, kitap kaplama ürünleri, defterler, kalemtraş, kalemkutusu, silgi, ….

Tuğba Şahin şiiri: “Bin Işık Yılı”

18 Eylül 2020 Tuğba ŞAHİN 0

Bin Işık Yılı Ucu yanık fotoğrafın ,sararan kısmında Hiç yazılmamış bir öykünün isimsiz karakteriydin sen Yolcunun seyrinde bir toz parçası Göz yanılması Vedâya bölüştürülen +++  Bahçeye gezindim yarım kez,yoktun Tam on yıl benden habersiz Kırmızı çizgiler resmediyorken alnımda Hangi ülkeye benziyoruz şehirlerde ayrılırken? +++ Neyin olabilirdim ebabil kuşu çepherim öylesi Bir telefon açabilirdin  Postaya çiçekler ekleyebilirdin  Merdivenler sıra sıra omzum yara bere bir tutam değmeseydi kolun dere bucak Yusuf Akçura silüetinden Tahayyülün en gerekçesi mühürdür Kırdığın Kâbe’ye durak değil mi? +++ Yüzümden geçtim,bulamadım rengini aldanışın İçtim hecenin  ilizyonundaki meyden Ördüğüm kahr ,yanılmışım . +++ Ayna parçacıklarında bireyin yolu çıkar haznedârın ….

Tuğba Şahin yazdı: ” Tan, Şimdi ve Yarın Zaman Algısı-7 “

11 Eylül 2020 Tuğba ŞAHİN 0

TAN, ŞİMDİ VE YARIN ZAMAN ALGISI-7 Böbürlenmeden, hür ve hakikatli kişiliğimizle yürüyelim. Dün akşam tesadüfen Mileda Horakova’nın biyografi filmini izledim. Filmin sonunda, kızına bıraktığı mektubu basın toplantısında gündeme taşıması da ‘eve dönüş’ metaforu saklıyordu. Oysa, yolculuk devam ediyor. Kişinin varacağı belirli mekanı yoktur. Bu yolculuk, kendilik saygısını yaşatma ve muhafaza etmek gayretidir. ‘’Hayat zor. Kimseyi şımartmaz. Ve insana her vurduğunda on darbe indirir. İnsan, bu dünyada yalnız yaşamaz. Bunda en büyük bir mutluluk hem de muazzam bir sorumluluk vardır. Zorunluluğumuz bencilce davranmak yerine başkalarının ihtiyaçları ve hedefleriyle kaynaşmaktır. Mütevazı olmayı öğrenin. Sahip olmadığınız maddi şeylerden ötürü mutsuz olmayacaksınız. Bir şeyi ….

Tuğba Şahin şiiri: “Bakır Halayı”

16 Ağustos 2020 Tuğba ŞAHİN 0

Bakır Halayı Kelimeler üşür. Yıkık çağın konvoyuna dizilmiş zaman Ümitsiz bekledim, duraksadığım yerde Hiç kimse yok mâziden, kayıpça yankılanan sesimden başka  Son, acıtır en çok sapağındaki çırpınma Açılır kapısı karanlığa, dipten ışık aralanır önce Kuyuya yanlıkla mı itildim ? İnsan yitirebilir sevdasını ,sanılanın ardı güz dallarına Neden şiiri yazarız alacası kırıldık Bak, engel olamadık  Faytonları göremeyeceğiz bir daha Göremeyeceğiz özlediğimiz ne varsa — Elimden geleni sundum sona, ona, dünlük yıllığına Telaşı çağrıdığı gitmenin ağrısıyla uyandım Bir kaderi bırakıp, koşmak hemen  Beklenmediğim mecranın alacaklısı da aranmaz — Kalbime borcum yok benim Değilim ben Raskolnikov, daha ziyade kulağımda ‘concerto pour une voix’  ….