Reyhan Yılmaz şiiri: “16.08 “

12 Haziran 2020 Reyhan YILMAZ 0

16.08 Göğüs kafesimde binlerce kuş ölüsü,Tırnaklarım avuçlarıma geçmiş,Mumlar, gölgeler içre bir akşam vaktiKapıyı çalan sessizliğin bilmezdim hangi fırtınanınHangi tufanın habercisi Düşüncenin bir işkence şekli olduğunuGeçmişin geçmemiş bir tek an gibiParmak uçlarımda zonklayıp durduğunuYetim kalan acıların daha çok yorduğunu öğreniyordum. Geldin,Hangi sur nefesiydi bilmem nefesin;Kıyametler koparken içimdeCanlanıverdi göğüs kafesimde kendini asan ümidim.Ölen her kuş bir bir avuçlarından su içerdiEğilip kanadından öperdin,Öyle sakin… Dokunduğun her yer, yanarken yeşermeninHer cümle sonsuza kadar gidebilecekkenYarıda kesilmenin şaşkınlığını yaşardı.Şehirler, birer fotoğraf karesiydi şimdiŞiir, güneş yanığı kokan saçlarınVe sevmek daracık taş bir sokağın sonundaDenize çıkma ihtimaliydi. Bütün denizleri ve nehirleri;Bütün şehirleri ve şiirleri Bir adamın kederli-çocuk bakışlarını,Bir ….

Reyhan Yılmaz yazdı: “Petrus’la Çocuk Olmak”

26 Mayıs 2020 Reyhan YILMAZ 0

PETRUS’LA ÇOCUK OLMAK Elindeki çakıyla yerden bulduğu küçük ağaç parçasını yontuyordu. Bana öyle gelirdi ki Petrus’un elinin değdiği her şey değişip güzelleşir. Ben dalın kenarından kıyısından sıçrayan kıymıkları izlerken kedi ayaklarıma dolanıyor, neden kucağına almıyorsun der gibi mırlıyordu. Onu kucağıma alıp Petrus’u izlemeye devam ettim.  “Bir keresinde Umut diye bir çocukluk arkadaşım vardı. Durumları iyi değildi… Babasının bir büfesi vardı sebze-meyve bir de bisküvi falan satardı Şakir Amca. Akşama kadar ayakkabı boyadık beraber. O getiriyordu ben boyuyordum. Doğunun insanı fakir olsa da gözü gönlü toktu. Kazancının yarısını bana vermeye kalkıştı. Bugünün emeği senin helalindir ben aracıyım demiştim.  O da karşılık ….

Reyhan Yılmaz yazdı:”Helva” (öykü)

4 Şubat 2020 Reyhan YILMAZ 2

Çorapsız ayaklarıma annemin kapının önündeki terliklerini geçiriverdim. “ kapıyı kapat “ dedim. “ kedi girmesin.” elimde çinko tepsi, karşí komşunun kapısını çaldım. Açtı, bana baktı, tepsiye baktı. “ ah yavrum , yaptın mı?” dedi. Sustum.

Reyhan Yılmaz yazdı: “O An”

15 Ocak 2020 Reyhan YILMAZ 0

O AN Herkesin; çatıdaki kiremit parçalarından birinin ayağının altından kayıp yuvarlandığı , rüzgarın kulaklarını doldurup göz yaşıyla ıslanan yüzünü ayazın yaktığı bir an vardır. Herkesin otobanda seyir halindeki bir araçta , kapıyı açıversem diye içinden geçirdiği bir an.. herkesin kendi bedenini bir bez bebek gibi odadan odaya sürüklediği bir an vardır. Kendine sarılmaya kollarında derman, kalbinde heves, ve ciğerlerinde bir sonraki için nefes kalmadığı bir an… İnsan çabalar. Emek harcar. Uğraşır savaşır ve sonunda hiçbir şey değiştiremeyeceğini anladığında işte o an yorulur. Akıntıya karşı yüzmekten, yokuş yukarı koşmaktan, fırtınada dik durmaya çalışmaktan yorulur. Bir saksıdaki çiçekle konuşursanız, sular bakımını yaparsanız ….

Reyhan Yılmaz yazdı:”Derdi Olan N’eylesin”

25 Aralık 2019 Reyhan YILMAZ 0

DERDİ OLAN N’EYLESİN Hikaye meşhurdur ki; Sultan Selim’in Mısır seferinde çadırına hizmet eden cariyenin gönlü sultana düşer. Maşukun yüzüne bakabilmek ne mümkün!… Küçük bir kağıda ‘ Derdi olan n’eylesin?’ yazıp sultanın görebileceği bir yere bırakır. Ertesi gün aynı yerde cevabı bulur ‘ Derdi neyse söylesin.’ Hikâyenin devamını merak eden okusun, dinlesin. Benim daha ilk okuduğum andan itibaren içime dert olan, cariyenin suskunluğudur. Ben hiç bir tutam sessiz, mübarek adaçayı gibi susabilen bir kul olmadım. Derdim neyse söyledim. Bu ister Yaradan olsun ister yâr, ister el olsun ister yaban, durum değişmedi. Çokça zaman sonra; artık insanlarla konuşmanın, derdi aşikâr etmenin çok ….

Reyhan Yılmaz yazdı: “Teşbih “

16 Aralık 2019 Reyhan YILMAZ 0

Teşbih Zaman eski bir hırka gibi omuzlarımda duruyor. Giyilmeden, öyle eğreti… Her an şimdiki zamanın acı veren kipinden sıyrılıp kendimi iç’li bir geçmiş zamana atabilirmişim gibi… Muallak olan, sadece hayalden ve plandan ibaret olan bir gelecek zamansa bana umuttan çok tedirginlik veriyor. Yarının bugünden daha iyi olacağını kimse vaat etmiyor. Kişisel gelişim kitaplarını başımın üzerine koyup dik yürümeye çalışıyorum. Metafora buyurun, dik yürüyebilmek için bizi sıkan çelik korselere, yüklere ihtiyacımız var. Sıcak yatağında İbrahim Ethem Tanrıyı bulamıyor. Yattığın yerden çok çok güçlü olamıyorsun. Durdur akıp giden cümleleri; zaman diyordum. Zaman diyecektim, durdur. Ben kafamı çevirir çevirmez zaman bir avuç tuz ….

Reyhan Yılmaz yazdı: “Göğün Göğsünde Bir Fani”

10 Aralık 2019 Reyhan YILMAZ 0

İnsanın kendini göğün göğsüne yük addettiği zamanlar var. Nefes alsa gök yetmeyecek. Yaslansa ağaç çürüyecek, duvar yıkılacak, adım atsa toprak kuruyacak. İnsanın ‘ Neden bir iğde dalı olarak dünyaya gelmedim?’ diye dertlendiği anlar var.  Her vaktimiz bir değil. Sonsuz bir enerjiyle sonsuz bir iştiyakla hayata sarıldığımız zamanlar da var, kendi cesedimizi tren raylarında, kasabanın ıslak kaldırımlarında, kalabalık şehirlerin tenha sokak aralarında sürüklediğimiz anlar da… bu değil mi zaten dönüp duran dünyanın bize anlatmak istediği? Hiçbir şey bâki değil. Hakk’tan gayri… Allah’ın insanlara kendi sonsuzluğunu anlatmak istemesidir cümle ayrılıkların sebebi. Herkes gidecek. Her şey önünde sonunda bitecek. Sadece ben kalacağım. ‘ ….

Reyhan Yılmaz yazdı: “Kayıp Puzzle Parçası”

2 Aralık 2019 Reyhan YILMAZ 0

Kayıp puzzle parçası Hiç o resme ait hissetmediğiniz oldu mu ? Düşün ki kayıp bir puzzle parçasısın ve şimdiye kadar sırf desenin, ‘bütün’e uyuyor diye seni zorla hiçbir kıvrımının uymadığı bir boşluğa sokmaya çalışmışlar. Desenin bütünlüğü bozulmasın diye sağından solundan kırpmaya seni bölmeye eksiltmeye, sana ait olmayan parçaları zorla işlemeye çalışmışlar. Sırf bütüne uy diye. Bir gün artık eksilen parçalarının sızısına, ruhuna yüklenen ve sana ait olmayan parçaların ağırlığına dayanamadığında bir bir indirmeye başlamışsın bütün yüklerini. Geriye sadece sen kaldığında, sana dair ne varsa yeniden top(ar)lamaya çalışmışsın. Aynaya bakıp her seferinde iyi bir kadın iyi bir anne iyi bir öğretmen, ….

Reyhan Yılmaz yazdı: “Allah’la Konuşabilmek “

13 Kasım 2019 Reyhan YILMAZ 0

Aklımın erdiği günden beri, hatırladığım ilk sahurlardan, ilk iftarlardan, ilk kandillerden, seccadenin ıslandığı ilk yıllardan beri; hiç bağışlanmak , cennete gitmek, cehennemden korunmak için dua ettiğimi bilmem. Çocuk kalbin hangi eksikliğidir, hangi niyetidir bilmem; ben hep ‘ Allah’ım beni çok sev .’ diye dua ederdim. Kim sevse inanmazdı kalbim. Kim sarsa kanmaz. Gün bu gün olmuş, hâlâ baş etmekte en çok zorlandığım şey Allah’ın soyut mevcudiyeti. ‘ Beni bir yaratan var.’ Fikri genç zihinlerde filizlenmeye başlar başlamaz , bende de benzer soru(n)lar vuku bulmuştu. ‘ Peki nerede?’ Evet, bir iğne ustasız, bir tablo ressamsız olmazdı. Muhakkak bir soba da kendini ….

Reyhan Yılmaz şiiri: “KUŞ UYKUSU”

3 Ekim 2019 Reyhan YILMAZ 0

Gökyüzünden umudu kesen bir kuşun İflah olmaz kederi var yüzümde Hangi dala konsam gurbet şimdi, Kanatlarım toz içinde.. ** Sen , şimdi bir güz uykusunda Düşünde binbir gecece masalları gizli Benimse dermanım Kaf dağının ardında ” Lokman Hekim gelse azdıracak yaramı” Peri kızı meczup, Şehzade kimbilir kimin peşinde… ** Ellerimde bozkırın rahmete aç kuraklığı gizli Avuçlarım hep göğe bakar bu yüzden Bu yüzden tutmadığın her an sızlar Gizler kederimi vakur gülüşler Bir derviş suya uzanır yattığı yerden Bir tesbih düşer kilime Dua dua susarım seni tanrıdan Beklemek ibadettir bu hikâyede REYHAN YILMAZ