Reyhan Yılmaz yazdı: “Balkon”

31 Ağustos 2021 Reyhan YILMAZ 0

BALKON Akşam, peygamberin en ihtiyaç duyduğu anda gönderilen ayet gibi iniyor yüzüme. Benim olmayan bir evin, başka bir şehre bakan balkon kapısını ardına kadar açıyorum. Komşu balkonlardan odama sızan kahkahalar; eski, uzak, unutulmuş bir hikayeye ait sanki. Herkesin bir hikayesi var demiştim sana. Herkesin yaşadığı bir hayat. Ben insanların hikayeleri akarken kenarda bekleyip, arada dahil olan bir konuktum sanki. Ben, senin hikayene dahil olabileceğini sanan histerik bir roman kahramanıydım buradan önce. Benim olmayan evin, yüzüme ayet gibi inen akşama açılan balkon kapısında, sadece bana ait bir hikaye yazmaya başlıyorum. Sana artık anlatamadığım her cümle vazgeçişimle kutsanıyor. İçmeyi unutup soğuttuğum bir ….

Reyhan Yılmaz yazdı: “Huzur”

14 Ocak 2021 Reyhan YILMAZ 0

HUZUR Evet, oraya bırakabilirsin. Otur şöyle, hayır kızgın değilim. Ne var bunun içinde? Tarçın mı? Belli, sinmiş kokusu. Bir şey daha… Hayır söyleme. Karanfil. Ucunu yakar koklardım. Sen hiç karanfil yaktın mı? Anladım. Kesik kesik yazıyorsun derdin beni okurken. Kesik kesik yaşamışız aslında, farkında mısın? Tutup birleştirmeye çalıştıkça elimde kalıyor paragraflar. Aklımın iplerine plastik mandallarla tutturduğum notlar bir işe yaramıyor. Sıvası dökülmüş duvarlarda çivi izi gibi duruyor anılar. Değişebilir miydik bilmiyorum. Hep seni alıp gitmek istediğim o köy şimdi nasıl saçma bir hayal. Hani sen otur yanımda kitabını oku, ben odun da kırar soba da yakarım derdim. Pervazına yoğurt kovasında ….

Reyhan Yılmaz yazdı:”Fesleğenli Hikaye”

21 Temmuz 2020 Reyhan YILMAZ 0

FESLEĞENLİ HİKÂYE Adam Bu satırları evim olmayan bir evin bol rutubetli misafir odasında tek kolu durmadan düşen bir kanepesinden yazıyorum. Kırk sekiz yaşın insana bir parça olgunluk vermesini bekleriz oysa ben hâlâ tavana bakıp mum ışığının yansıttığı gölgelerle oynuyorum. Ellerimi birleştirince kuş oluyor misal. Ellerin diyorum, kuş gibi dururdu kucağında. Ucuverecekmis gibi. Tutmak isterdim gitmesin diye. Tutamazdım. Bu satırları kırk sekizinci yaşımın üçüncü ayında, memleketim olmayan bir memleketin küçük bir kasabasında yazıyorum. Eskiden bir kadın yaşarmış; pervazlara bıraktığı hikâyelerden tanıyorum. Elinden hiçbir fesleğenin tutmadığı ama inatla bulduğu her yoğurt kovasına fesleğen eken bir kadın. Onu görmesem de tanıyorum. Burada mevsimler ….

Reyhan Yılmaz şiiri: “16.08 “

12 Haziran 2020 Reyhan YILMAZ 2

16.08 Göğüs kafesimde binlerce kuş ölüsü,Tırnaklarım avuçlarıma geçmiş,Mumlar, gölgeler içre bir akşam vaktiKapıyı çalan sessizliğin bilmezdim hangi fırtınanınHangi tufanın habercisi Düşüncenin bir işkence şekli olduğunuGeçmişin geçmemiş bir tek an gibiParmak uçlarımda zonklayıp durduğunuYetim kalan acıların daha çok yorduğunu öğreniyordum. Geldin,Hangi sur nefesiydi bilmem nefesin;Kıyametler koparken içimdeCanlanıverdi göğüs kafesimde kendini asan ümidim.Ölen her kuş bir bir avuçlarından su içerdiEğilip kanadından öperdin,Öyle sakin… Dokunduğun her yer, yanarken yeşermeninHer cümle sonsuza kadar gidebilecekkenYarıda kesilmenin şaşkınlığını yaşardı.Şehirler, birer fotoğraf karesiydi şimdiŞiir, güneş yanığı kokan saçlarınVe sevmek daracık taş bir sokağın sonundaDenize çıkma ihtimaliydi. Bütün denizleri ve nehirleri;Bütün şehirleri ve şiirleri Bir adamın kederli-çocuk bakışlarını,Bir ….

Reyhan Yılmaz yazdı: “Petrus’la Çocuk Olmak”

26 Mayıs 2020 Reyhan YILMAZ 0

PETRUS’LA ÇOCUK OLMAK Elindeki çakıyla yerden bulduğu küçük ağaç parçasını yontuyordu. Bana öyle gelirdi ki Petrus’un elinin değdiği her şey değişip güzelleşir. Ben dalın kenarından kıyısından sıçrayan kıymıkları izlerken kedi ayaklarıma dolanıyor, neden kucağına almıyorsun der gibi mırlıyordu. Onu kucağıma alıp Petrus’u izlemeye devam ettim.  “Bir keresinde Umut diye bir çocukluk arkadaşım vardı. Durumları iyi değildi… Babasının bir büfesi vardı sebze-meyve bir de bisküvi falan satardı Şakir Amca. Akşama kadar ayakkabı boyadık beraber. O getiriyordu ben boyuyordum. Doğunun insanı fakir olsa da gözü gönlü toktu. Kazancının yarısını bana vermeye kalkıştı. Bugünün emeği senin helalindir ben aracıyım demiştim.  O da karşılık ….

Reyhan Yılmaz yazdı:”Helva” (öykü)

4 Şubat 2020 Reyhan YILMAZ 2

Çorapsız ayaklarıma annemin kapının önündeki terliklerini geçiriverdim. “ kapıyı kapat “ dedim. “ kedi girmesin.” elimde çinko tepsi, karşí komşunun kapısını çaldım. Açtı, bana baktı, tepsiye baktı. “ ah yavrum , yaptın mı?” dedi. Sustum.

Reyhan Yılmaz yazdı: “O An”

15 Ocak 2020 Reyhan YILMAZ 0

O AN Herkesin; çatıdaki kiremit parçalarından birinin ayağının altından kayıp yuvarlandığı , rüzgarın kulaklarını doldurup göz yaşıyla ıslanan yüzünü ayazın yaktığı bir an vardır. Herkesin otobanda seyir halindeki bir araçta , kapıyı açıversem diye içinden geçirdiği bir an.. herkesin kendi bedenini bir bez bebek gibi odadan odaya sürüklediği bir an vardır. Kendine sarılmaya kollarında derman, kalbinde heves, ve ciğerlerinde bir sonraki için nefes kalmadığı bir an… İnsan çabalar. Emek harcar. Uğraşır savaşır ve sonunda hiçbir şey değiştiremeyeceğini anladığında işte o an yorulur. Akıntıya karşı yüzmekten, yokuş yukarı koşmaktan, fırtınada dik durmaya çalışmaktan yorulur. Bir saksıdaki çiçekle konuşursanız, sular bakımını yaparsanız ….

Reyhan Yılmaz yazdı:”Derdi Olan N’eylesin”

25 Aralık 2019 Reyhan YILMAZ 0

DERDİ OLAN N’EYLESİN Hikaye meşhurdur ki; Sultan Selim’in Mısır seferinde çadırına hizmet eden cariyenin gönlü sultana düşer. Maşukun yüzüne bakabilmek ne mümkün!… Küçük bir kağıda ‘ Derdi olan n’eylesin?’ yazıp sultanın görebileceği bir yere bırakır. Ertesi gün aynı yerde cevabı bulur ‘ Derdi neyse söylesin.’ Hikâyenin devamını merak eden okusun, dinlesin. Benim daha ilk okuduğum andan itibaren içime dert olan, cariyenin suskunluğudur. Ben hiç bir tutam sessiz, mübarek adaçayı gibi susabilen bir kul olmadım. Derdim neyse söyledim. Bu ister Yaradan olsun ister yâr, ister el olsun ister yaban, durum değişmedi. Çokça zaman sonra; artık insanlarla konuşmanın, derdi aşikâr etmenin çok ….

Reyhan Yılmaz yazdı: “Teşbih “

16 Aralık 2019 Reyhan YILMAZ 0

Teşbih Zaman eski bir hırka gibi omuzlarımda duruyor. Giyilmeden, öyle eğreti… Her an şimdiki zamanın acı veren kipinden sıyrılıp kendimi iç’li bir geçmiş zamana atabilirmişim gibi… Muallak olan, sadece hayalden ve plandan ibaret olan bir gelecek zamansa bana umuttan çok tedirginlik veriyor. Yarının bugünden daha iyi olacağını kimse vaat etmiyor. Kişisel gelişim kitaplarını başımın üzerine koyup dik yürümeye çalışıyorum. Metafora buyurun, dik yürüyebilmek için bizi sıkan çelik korselere, yüklere ihtiyacımız var. Sıcak yatağında İbrahim Ethem Tanrıyı bulamıyor. Yattığın yerden çok çok güçlü olamıyorsun. Durdur akıp giden cümleleri; zaman diyordum. Zaman diyecektim, durdur. Ben kafamı çevirir çevirmez zaman bir avuç tuz ….

Reyhan Yılmaz yazdı: “Göğün Göğsünde Bir Fani”

10 Aralık 2019 Reyhan YILMAZ 0

İnsanın kendini göğün göğsüne yük addettiği zamanlar var. Nefes alsa gök yetmeyecek. Yaslansa ağaç çürüyecek, duvar yıkılacak, adım atsa toprak kuruyacak. İnsanın ‘ Neden bir iğde dalı olarak dünyaya gelmedim?’ diye dertlendiği anlar var.  Her vaktimiz bir değil. Sonsuz bir enerjiyle sonsuz bir iştiyakla hayata sarıldığımız zamanlar da var, kendi cesedimizi tren raylarında, kasabanın ıslak kaldırımlarında, kalabalık şehirlerin tenha sokak aralarında sürüklediğimiz anlar da… bu değil mi zaten dönüp duran dünyanın bize anlatmak istediği? Hiçbir şey bâki değil. Hakk’tan gayri… Allah’ın insanlara kendi sonsuzluğunu anlatmak istemesidir cümle ayrılıkların sebebi. Herkes gidecek. Her şey önünde sonunda bitecek. Sadece ben kalacağım. ‘ ….