Nilgün Özdemir yazdı:” Hani Derler Ya”

11 Eylül 2020 Nilgün ÖZDEMİR 0

Hani derler ya; “kimse sınanmadığı günahın masumu değildir” diye. Aynen öyledir! Hiç kimse bir olayla karşılaşmadan, o olay karşısında nasıl davranacağını ve ne yapacağını önceden asla kestiremez! O yüzden kimsenin imtihanı üzerinden konuşma! Bugün başkalarında hayret ettiğin şeyi gün olur sen de yaşayabilirsin. “Asla yapmam” dediğin şeyi de gün gelir yapabilirsin. Öyle anlar olur ki; hiç aklına gelmeyen şey başına gelir, hayalini bile kurmadığın şey karşına çıkar da yaptıklarına sen bile şaşar kalırsın. Işte orası senin sınandığın yerdir. Imtihan sırası bu kez sana gelmiştir. Ve senin hikâyeni bilmeyenlerin, seni kınamadan önce durması gereken sınır, işte tam da burasıdır. Ey insan! ….

Nilgün Özdemir yazdı:”İyiliğin Geri Dönüşümü: Mutluluk “

26 Ağustos 2020 Nilgün ÖZDEMİR 0

İyiliğin Geri Dönüşümü: Mutluluk Mutluluğun iyilik yapmakla yakından ilgisi vardır ve bunun kültürle, inançla çok da bir alâkası yoktur. Çünkü iyilik insanın içinden gelir evvel emirde. İyilik; bazen ihtiyaç sahibi birine yardım etmektir. Bazen eşine, çocuklarına, yakınlarına ve muhatap olduğun diğer insanlara bir gülümseme, bir güzel söz söylemektir. Bazen bir dertlinin derdini dinlemek, bir hastayı ziyaret etmek, bir garibe kendini iyi hissettirmektir. Bazen bir komşuya içerisinde bir tutam “aklımdasın otu,” bir miktar “benim için önemlisin baharatı” olan bir tabak yemek vermektir. Beklenmeden gelen bir iyiliğe, aslında karşılık da beklenmiyor demektir. O iyiliğin karşılığı, yapılanın yüzünde beliren küçük bir memnuniyet tebessümü ….

Nilgün Özdemir yazdı:” İnsanlar Gördüm”

5 Ağustos 2020 Nilgün ÖZDEMİR 2

Insanlar gördüm iyiliği arıyordu. Iyiliği gördüm garip gelmiş garip gidiyordu. Bir de iyi insan arayanı gördüm, bir başkasının da onu aradığını bilmiyordu. Herkes iyiliği bir diğerinden bekliyordu. Sahi neydi iyilik? İyilik, en basitinden bir tebessüm bir sıcak kucaklama, bazen de tatlı bir söz ve güler yüzdü. Ve insan bunu çok kez birbirinden esirgiyordu. Acaba sevdiklerimizin bu gün öleceğini bilsek onlara karşı nasıl davranırdık? Aramayanı arayıp, gelmeyene gitmez miydik? Hem de tüm egolarımızı bir yana bırakıp koşar adımlarla. Ve toplayabildiğimiz tüm özeni, yapabildiğimiz tüm iyiliği ve anlayışı hiçbir karşılık düşünmeden yapmaz mıydık? Bu gün, bu gece değilse, öbür gün mutlaka yaklaşmakta ….

Nilgün Özdemir şiiri:”Bulut”

13 Temmuz 2020 Nilgün ÖZDEMİR 3

Bir bulut bıraktın göz kapaklarımın üzerine Uzaklara yelken açıp giderken benden Gözümü açsam taşıyamıyorum Kapatsam şimşekler çakıyor yüreğimde Kaybolma diye ufkumdan Kırpmadan gözümü bakıyorum ardından Yokluğun kasvetli bir bulut Bir görsen, ha yağdım ha yağacağım Ben bir sana yenik düştüm Bir de senin hasretine anlayacağın Kimseler anlamaz anlatsam hâlimi Ben bu derdi, yalnız uçan kuşlara anlatacağım Şimdi beklediğim Bir gökkuşağıdır Yağmurların ardından parıldayan Beni bıraktığın yerden Sana rengârenk köprü kuracağım “Gel” dersen Üzerinden mutluluğa koşacağım “Gel” dersen gönlünün ummanına yelken açacağım “Gel” dersen Belki de sevinçten çıldıracağım Bulutlara sarılp hüngür hüngür ağlayacağım “Gel” dersen eğer… Nilgün Özdemir

Nilgün Özdemir yazdı: “Ihlamur”

8 Temmuz 2020 Nilgün ÖZDEMİR 1

Eskiden ninelerin, dedelerin etrafında oturup torunlarına hikayeler, masallar anlattıkları odun sobaları vardı.Fırınında patatesler, kestaneler pişer, üzerlerinde ıhlamurlar kaynardı.Kaynadıkça etrafa nane, limon, ıhlamur kokuları yayılırdı.Ihlamur çiçeğindeLimon kabuğundaNane yaprağında şifalar aranırdıIhlamurlar, şifa kaynağı olan çiçeklerini her mevsim açmaya devam etse de ne üzerinde kaynatılan sobalar, ne de nine dede torunlar bir arada kaldı.Çoğu evlerde torunlar kreşte, dedeler nineler huzur evlerinde, yahut köylerinde yalnız kaldı.Zaten kimseler de masal anlatmıyordu artık.Çünkü; yaşlıların anlattığı masalların yerini bilgisayar oyunları, çizgi filmler aldı.Hem hastalıklar da ıhlamurlarla geçmiyor şimdilerde.Onun da yerini ilaçlar aldı.Ne eskisi gibi bedenlerde direnç, ne ne de ağızlarda tat kaldı.Ama olsun, yine de şu gidip ….

Nilgün Özdemir yazdı:”Bir Zamanlar Karadeniz’de kadın olmak”

30 Haziran 2020 Nilgün ÖZDEMİR 4

Karadeniz’de kadın olmak öyle kolay bir şey değildir.Karadeniz kadını birkaç üniversite bitirir ama kimse onlara diploma vermez.Onlar diplomasız ama vasıflı elemandırlar. Daha çocukluklarında hayata bir sıfır mağlup olarak başlarlar.Erkek çocukları her alanda serbest bırakılırken, kız çocukları her işe koşularak, hayatın yükü küçüklüklerinden itibaren o zayıf ve nayif omuzlarına yüklenir.Buna, evin küçük- büyük erkek çocuklarının sofrasını kurup kaldırmak, içeceği suyu dahi vermek de dahil. İleriki hayatı için, öncelikle Halkla İlişkiler Bölümünde uzman olurlar.Çünkü; Karadeniz’de komşular neredeyse akraba konumundadır.Komşuda pişenden komşuya verilir, külü bitse komşuya gidilir, sormadan meyvesinden toplanıp yenilir.Bazı işler İMECE usülüyle yapılır, bazı işler için ise, aynı vakitlerde hep beraber ….