Mustafa Furkan yazdı: “SARI-ISLAK YAZGI”

28 Mayıs 2019 Mustafa FURKAN 0

Taşın yarı cilalı teninde buharlaşan bir gül yaprağının hüznünde dolaşıyorum. Kışın… Ellerimde, kan ve etten müteşekkil insan bulguları… Gözlerimde, derin ikindi ilahilerin kederli yüzü… Gönlüm serin. Etim de… Etimde ayrılığın sızısı dolaşıyor. Bir rüyadan diğerine atlamanın telaşı içindeyim. Gerçeğin gölgesinde serinlediğime inanıp; hayalî ağaçların altında yarı ölüleştiğimi unutuyorum. Zaman, içimi kıymık kıymık sıyırıyor. Terk edilmiş bir gemiye binip tüm mahlukatın huzurundan ayrılmak istiyorum. Sonra bedenimden saklanıp korkusuzca güneşi dişliyorum. Onun, dili, şurup gibi dolduran heyecanını, elmas damarlı kadehlerin tortusunda buluyorum. İçiyorum karnım ağrıyor; karnım ağrıdıkça içiyorum. Şifa niyetine… Şifa niyetine bakıyorum o güle. Buharlı bedeninden sızan ışık damlalarına yansıyan gölgesinde ….

Mustafa Furkan yazdı: ” KISA METRAJ “

30 Mart 2019 Mustafa FURKAN 0

Sert ve kristalize tepelere, -bir gök boyu- çakılmış gevrek çivilerin sığ gölgesinde eriyen yumuşak güneş, kar ve keder ile yoğrulmuş balçığın, şafak vari bir demir atlının; siyah, yuvarlak nalları altında taşlaşışını pürsükûn seyrediyordu. Biraz yüksekte bir atmaca, dorukları kanatlarının altında taşırcasına mağrur vaziyette, gözüne kestirip boğazına çökeceği taze kan lokmasını arıyordu. Küçük kuşlar bu gözdağından ürkmüş olacak ki çıplak odalarının ahşap balkonlarında birer yılan gibi kıvrılıyorlardı. Yılanlar da birer yılan gibi kıvrılıyorlardı. Ama onlar, kuşlarınki gibi mimari sütunlar arasında değil, tabiî oluşumların pençesiyle şekillenen soğuk, izbe oyuklarda saklanıyorlardı. Geniş omuzlu kuşun, pireleri dahi tedirgin eden gösterisi, bir ışık geçişiyle sona ….

MUSTAFA FURKAN YAZDI: “İNSANDAN TABİATA”

22 Ocak 2019 Mustafa FURKAN 0

*Sade Bir Gece Akşamın gökyüzüne, sert perdesini çektiği ândan itibaren, beynimde dalgalanan büyük mavi hava denizinin hatırası, yerini, ampullerinin ömrü kısaldıkça yanıp sönen berrak ve kristalize avizelerin büyülü tablosuna bırakır. Sabahın coşkun suretinden geriye kalan bu çarpıcı tablo, gözlerime, aşina olduğu tatlı ve yumuşak hürriyetten sonra, bir nevi uzun soluklu ve teskin edici bir tabiat oyunu gibi gelir. Lakin şahsî kanaatimce, beynimde aksülamellere yol açan bu sihirli perde, bir oyalanma aracından daha çok masalsı bir geceyi her ânıyla yaşayabilmenin anahtar vazifesi gören manzarasıdır. Belki de bu, oldum olası bitmek bilmeyen parıltı tutkumun, zor arzulayan ruhuma karşı oynadığı bir akıl oyunudur. ….