Leyla Yıldız yazdı: “Şirazesi Kaydı İnsanın”

Şirazesi kaydı insanın İnsan olduğunuzu hatırlayın. Geriye kalan her şeyi unutsanız da olur.                            Bertrand Russell /Einstein Manifestosu ( 9 Temmuz 1955) “Dışarda bir deli haykırıyor: ‘Hakikati söyle!’ Hangi hakikati?” -İnsanın hakikatini… Hakikat şu: İnsan bozuldu. Şirazesi kaydı insanın. Bir medeniyet iflasın eşiğine geldi.          Tanpınar’ın “Oğlum Behçet, sen bir medeniyetin iflası nedir, bilir misin?” yankısı, sokaktaki delinin haykırışıyla birleşiyor; delinin ürperten soluğu Tanpınar’ın soluğuna karışıyor, dehşet veren bir hakikat fışkırıyor: “İnsan bozulur, insan kalmaz; bir medeniyet, insanı insan yapan manevî kıymetler manzumesidir. Anlıyor musun şimdi derdin büyüklüğünü?”          Tanpınar’ın Mahur Beste’sinin her biri diğerinden leziz bir bal hükmünde ….

Tamer Uysal yazdı:” Devletler Hukuku ve Demokrasi”

DEVLETLER HUKUKU ve DEMOKRASİ Dünyada çelişkiler doğuran acı ve yıkım ortadayken eşitsizliğe karşı diretmenin anlamı yok. İnsanlık artık ilerici deneyimler ışığında yeniden halkın tümünün iradesini yansıtabilecek yeni kurumlara, yeni düzenlemelere ihtiyaç duyuyor… Devlet için şöyle bir tanım yapılabilir: Devlet, kendine bağlı insanların güvenliğini sağlamak üzere kurulmuş etkin bir sosyal örgütlenme biçimi, en yüksek düzeyde ve diğerlerini kapsayan bir egemenliğe, uygulanması meşruluğu sağlayan belirli hukuk kurallarına bağlı sivil toplumun kendi kendisinin bilincine varmasını ifade eden belirli bir toprakla sınırlı bir örgüt, kurumsallaşmış, tüzel, meşru ve hukuk iktidarıdır.  Devlet kavramı soyut olmayıp belirli sosyal koşullarda ve tarihsel konumda ortaya çıkan somut bir ….

Nazlı Akkaya yazdı: ” Hayat Sandığımız”

HAYAT SANDIĞIMIZ Canım Kendim ’li oldu bu ara cümlelerimiz. Canım Kendim’ li, İyi ki Kendim’ li . Benim de olmasın mı ‘Canım Kendim’ li bir yazım? Çalmasın mı sadece kendime dinlettiğim sazım?          Hadi! Canım Kendim, alalım şekerli ama acı kahvelerimizi, incecik kulbundan tutup; serçe parmak havada, höpürdete höpürdete içelim.  Ama tadını hiç sevmeyelim. Çünkü sevmeyiz biz acıyı.. Kahve de bile sevmeyiz.. Acının ‘A’sını  bile almak istemeyiz ağzımıza.   Kahvenin acısını da mideye indirmeden ağzımızda eritelim.. Çünkü kahvenin acısını  midemiz; hayatın acısını ruhumuz sindirmez bizim.  Nefeslenelim seninle Canım Kendim.. Mola verelim hayata, Hayat san’dığımıza, Hayat sandığımızı gelinlik kız umuduyla ha bire   ….

Hakan Uslu şiiri:”İstenç”

17 Haziran 2021 EDEBİ KÜLTÜR DERGİSİ 0

İstenç I. yokluğun defterine metod metod dokunmuş zamanla. bulaca, binbir biçim bizimkisi ağu tütmekteki bir deliormanın tüttüğü kalemi kırılmayıncaya sarhoş düşmüş sanki sanki kentin az dışında dürbünüyle oluyor kaçak oluyor gece oluyor belki bozgun yiyecek kuşkusu, ah keşke! hangi yükseltilmiş kent onun ki? kimbilir bu kaçıncı yavanlık didiştiği kendine sorsanız o ne bir şiiri tutuyor ciğerlerinde ne masum aynaya kalsa yine ne açılmış açılacak bir çığır var göz kapaklarında. böyle bir yaşamaklıktır yine de o çiçekli turunç bir dilde kristalize dertlerimizi sırtlanan uçsuz dalımız doyasıya belirlenmiştir evveli mutlak evveli belirsiz -çıtkırıldım da o üstelik- hamalıdır; ihtarsız rüzgarlarda terennüm eden yapraklarımızın, ….

Nazlı Akkaya yazdı: “Kendime Bir Doğum Günü Yazısı”

17 Haziran 2021 EDEBİ KÜLTÜR DERGİSİ 0

KENDİME BİR DOĞUM GÜNÜ YAZISI             Annemin bir lafı vardı;  ‘yaptığın banaysa, öğrendiğin  kendine’..   ‘Ögrenme’ kelimesine, hem bir ömür verebilecek kadar yakın, hem de; arkama bakmadan kaçabilecek kadar nasıl uzak kalabildiğime hayret ederim hala..Neyi öğrendiğimin, neden öğrendiğimin önemi bir kenara itilmiş, hatta kakılmış; sadece öğrenmenin üstüne mum dikilmiş bir zihin formatı.        Oysa, en nihayetinde  patlıcandan kaç çeşit yemek yapılacağını bilmekte bir bilme çeşidi; pinterestte gördüğün bir resmi hd çözünürlükte bloğuna yerleştirmeyi bilmekte..Annem, öğrenmenin önemini beynime kazımıştı adeta, lakin ; neyi, neden öğrenmem gerektiğini;  geçte olsa, hayat öğretti..       Kimya laboratuvarı, ….

İŞARET KUŞAĞI YAYINLARI KİTAPLARI

16 Mayıs 2021 EDEBİ KÜLTÜR DERGİSİ 0

İŞARET KUŞAĞI YAYINLARI “Şiirle bir hukukumuz var” mottosuyla yola çıkan, kitap içerikleri ve tasarımlarıyla edebiyata yeni bir soluk getiren İşaret Kuşağı yayınlarından çıkan kitaplar: adem fatih kılıç- tetik telaşı adem üren- sevgilim, ağzımda akdeniz altun çiçek- avaz ayşenur öztürk- yine de aytaç ars- benim aptal çamurum cihan adıman- gazeteler, balkonlar, meryemler çağla nalbantoğlu- kahr çağrı kundakçı- eksik emre ay- fakat emre ay-hariç esra sağlık- dünya çıplak sarıl biraz hatice kübra öktem- çiçeklere karşılık gel ismail özmen- dirsek teması ismail özmen- görünürde yok kadir zorlu- hasar kazım baran yılmaz- davut değilim koray koral- vuruldum kaçın nihal başgöl – ekşi kana yemin ….

Cesur Gültekin tahlil etti: “Yürekten Düşen Damlalar-Aydan Yıldız Güneş

16 Mayıs 2021 EDEBİ KÜLTÜR DERGİSİ 0

AYDAN YILDIZ GÜNEŞ’İN ”YÜREKTEN DÜŞEN DAMLALAR” ŞİİR KİTABI Cesur Gültekin  Aydan Yıldız Güneş’‘in ”Yürekten Düşen Damlalar” isimli şiir kitabı…Arsine Yayıncılık…İstanbul’da basılmış…126 sayfa…  Daha önce bildiğiniz gibi, Aydan Yıldız Güneş’in  ”TUTUNMAK” ismini taşıyan hikâye  kitabını tanıtmıştım. Yazarımızın şiir kitabını da tanıtmaya karar verdim…  Kitabın ilk şiiri yalnızlık aynı zamanda şairin en çok beğendiğim şiirlerinden birisi oldu.  Her  gecem yalnızlığın kollarına baygın düşerken  Bir kuşun ötüşünde ayaklanıyorum birden  Bakıyorum ki yine hayattayım yine bitmemiş çilem.  Küçücük bir kuşun feryadındaymış bu can bu beden  (Yalnızlık s.9)  Şairimiz, yaşamın acılarını dizelerine kelimelerle nakşederken, yürekten düşen damlaların yapay olmadığını duyumsatmakta gecikmiyor. Bu şairin gizli bir ….

Tamer Uysal yazdı:”ANADOLU’NUN SEVGİ DİLİ: KARACAOĞLAN”

ANADOLU’NUN SEVGİ DİLİ: KARACAOĞLAN Adnan Yücel, “Anadolu bir halklar ve kültürler denizidir” demişti. Çukurova da, halk söylencelerinde bir beşik, insanın toprakla kaynaştığı, kültürlerin harmanlandığı önemli bir kaynaktır. Karacaoğlan, bu topraklarda doğmuştur. Şiirimizdeki tasavvuf geleneğinde Yunus, başkaldırı geleneğinde Pir Sultan neyse maddi aşk ve cinsellik geleneğinde Karacaoğlan oydu…  “Ela gözlüm ben bu elden gidersemZülfü perişanım kal melul melulKerem et aklından çıkarma beniAğla gözyaşını sil melul melul”… Şiir yapısı gerçekçidir, özgündür. Dili ise yalın ve temiz. Usta yazar Yaşar Kemal ilk kez 1967 yılında Karacaoğlan’ı mitolojik bir anlatımla sundu okurlara. Öykünün sonunu ise şu sözlerle bağlamış: “Kimi cennet ister, kimi cehennem. Cennetten ….

Hakan Uslu şiiri: “Love in the Time of Cholera”

Love in the Time of Cholera kendimi nihayet çırılçıplak soydum ben, bu gün dönümü meğer özlemişim; cilveli yapraklarımı, doğuştan cilalı dallarımı sonsuza uzanan kökümü, şehzade gövdemi tatlı tatlı çırpışan çiçeklerimi hepsini / biliyorum tutku değil bu apayrı bir şey paramparça pamuk olmak gibi zümrüt içmek gibi ya da ciğerlerinizin kuş tüyünden yapılmışlığı yörüngenizde dönen bir kıvılcımlar ordusuyla zamanın size omuz vermesi belki bir kavuştuğumu biliyorum bir de ayrılacağımı

Fatma Leyla Deniz şiiri: “Bir Sonbahar Var”

BİR SONBAHAR VAR! Aynı maviliğin temiz bulutları Bulutların arasında Özleten Yaz maviliğinde Koylar Kapalı donuk Sonbahar göğü Çiçekler Küflenmiş bahçe parmaklığından Kaçıyor Sararmış Kuşlar Pencere önlerinde boş saksılardan Yağmuru içiyorlar Üşüyerek Oturacak Gölgesiz banklar arıyorum Çoktan soğumuş güneş Uzanan tatlı ışıklardan Kuvvet alıyorum Hafif mırıltılarla dal uçlarından Yumuşak ılık ışıkların Damlayışını duyuyorum Bakıyor ve dinliyorum Bahçelerde olgun meyveler Yerde ses çıkarırken Uzaklara uzanan yollar Git gide soluyor Görünmeden dağdan inen su Fı-sıl-dı-yor yolculara Bir sonbahar var Ama bir sonbahardan da Daha fazla Evin avlusundaki ıslak taşların kokusu Sonbahar Erguvan saçan bulutların tepesinde Ağaçların titreyen zirvesinde Yuva kuran Sonbahar Güneşin geçtiği ….