Aydan Yıldız Güneş yazdı: ” Tek gözlü Deccal Avuçlarında “

15 Ekim 2019 Aydan YILDIZ GÜNEŞ 0

    Herkes endişe ve korku içinde hep onun geleceği günü bekleye dursun. “İnşallah bizim zamanımızda gelmez” diye dualar ededursun. Oysa o çoktan gelip evimize kurulmuş da, haberimiz bile yokmuş. Kimse bana onun masum olduğunu söylemesin sakın! “ İyi tarafları çok fazla ve sen o taraflarını görmüyorsun” demesin lütfen! Yararı varsa bir o kadar da zararının varlığını kabul etsin herkes. Tabii onu zararlı hale de, yararlı hale de getiren bizleriz. Kötüye programladığımız her şey yarın ayaklarımıza dolanacaktır. Nasıl olduysa koca koca adamları müptela etti kendine, oyunlarıyla eğlendirdiğini sanırken, uğrunda işini ve eşini kaybedenler oldu. Sonra kadınları da aynı tuzağın içine çekip, başka ….

Aydan Yıldız Güneş yazdı: ” İNSAN HAYATINI MAHVEDEN GURUR “

13 Eylül 2019 Aydan YILDIZ GÜNEŞ 0

         İnsan Hayatını Mahveden Gurur Zamanın birinde bir çocuk varmış asi mi asi, yaramaz mı yaramaz. Dediğim dedik öttürdüğüm düdük misali, kimseyi dinlemez, her şeyin en doğrusunu kendisinin bildiğine inanan, ukala, kibirli, kendini beğenmiş, burnu havada hiçbir şekilde engel tanımayan bir zihniyetteymiş. Ailesi onunla baş edemiyormuş. Bu asilikleri ve ahlâkı yüzünden orta öğretimi dahi bitiremeden okuldan atılmıştı. Onun, ahlâkı ve söz dinlememesi yüzünden başı bir türlü beladan kurtulmuyordu. Ya birinin çocuğunu dövüyor, ya birine zarar veriyordu. Ailesi her akşam eve şikâyet gelmesinden usanmıştı. Kadın çaresiz kalıp kendi doğurduğu evladına beddua edip, ölüp gitmesi için yalvarıyordu. Büyüyüp genç olduğunda çok yakışıklı ….

Aydan Yıldız Güneş yazdı: ” DÜNYA ZALİM ERKEKLER YÜZÜNDE KANIYOR “

26 Ağustos 2019 Aydan YILDIZ GÜNEŞ 0

                                                                Gerçekten bize sunulan böyle bir hak var mı? Veriliyor da bizim mi haberimiz yok, doğrusu bilmiyorum. Kendi açımdan değerlendirirsem veya gözlemlediğim insanlar için söylemem gerekirse, ben tam olarak farkına varamadığımı söylemek isterim. Belki bana kızacak olanlarınız olabilir, pekte umurunda değil açıkçası. Doğru bir tane olsa da herkesin kendi çapında bir doğrusu vardır. Herkes tek başına bir dünya ise, tek başına okunacak bir kitap ise, demek ki her insanın doğrusunun hakikat olma ihtimalide o kadar yüksektir.                 Kadının çilesi cahiliyet döneminden itibaren başlamaktadır. Hor görülmesi, ezilmesi, yok edilmesi gibi dramlar fazlaca yaşansa da, gıdım gıdım bu canilikler aşılarak, ….

Aydan Yıldız Güneş’ten bir bayram hikayesi: ” SONUNDA KURBANA ERİŞMEK “

9 Ağustos 2019 Aydan YILDIZ GÜNEŞ 0

                   O günlerin heyecanı, telaşı her evde farklı olurdu. Zenginlerin zekât dağıtışı, kurban kesme dağıtma telaşı olurken, fakirlerin evinde ayrı bir heyecanlı bekleyişi başlardı. Öyle ya bir yılda iki dini bayram vardı. İkisi de fakirlerin yararınaydı. Ramazan bayramında zekât veren olursa fakirin bir derdine çare olurdu. Kurbanda kesilen kurban etiyle fakirin evi et görürdü. Oysa bu günlerde her şey ne kadarda değişmişti.                Ayşe Hanım da bayramları dört gözle bekleyenlerden biriydi. O gün kurban bayramının üçüncü günüydü. Henüz eve bir kabuk et girmemişti. O buna pek aldırmıyordu. Çünkü etle arası pek yoktu. Yesem de olur yemesem de olur diye düşünüyordu. ….

Aydan Yıldız Güneş’in kaleminden ” SAATİN HİKAYESİ”

31 Temmuz 2019 Aydan YILDIZ GÜNEŞ 0

         Saniye Hanım            Bizim saniye Hanımı herkes tanıyor sanıyorum. “Oda kim” dediğinizi duyar gibiyim. Fakat hikâyesini dinleyince; “aa, o saniyeden mi bahsetmiştiniz” diyeceğinize adım gibi eminim. Hadi şimdi gelin hikâyeye şöyle bir göz atalım. Aile fertlerini iyice bir tanıyalım. Nerede oturuyorlar, ailede kimler var ve neler yapıyorlar, kaç kişiler? tek tek öğrenelim isterseniz.          Bizim aile tamı tamına yetmiş sekiz kişiden oluşmaktadır. Bir hayli renkli, oldukça zevkli, güzellikte, birbirine vazgeçilmez bağlarla bağlı olan mükemmel bir ailedir. Her yaptıkları iş, bir düzen içindedir. Hiç bir işi düzensiz, disiplinsiz yapmazlar. Tüm yapacaklarını saatle, dakika dakika, saniye saniye işleyerek yaparlar. Oturdukları ev ahşap ….

Aydan Yıldız Güneş yazdı: “HAŞİYE ARIYORUM “

22 Temmuz 2019 Aydan YILDIZ GÜNEŞ 0

Nerede? Çocukluğumun Kemalettin Tuğcuları,  Ömer Seyfettinleri, Yahya Kemalleri, nerede o kolay anlaşılır cümleler? Özümden kopan sözlerle nakşeden kelimelerin yerini, şimdilerde edebiyat yapma uğruna, birbirine girmiş ve bulmaca gibi çözülmeye namzet cümleler yer almış sanki. Adeta beynimi zorlamak için yazılmış gibi, kendi kendime sormaktan alıkoyamadığım bir durum yaşıyor gibiyim. Düşünüyorum da; “yazar şunu mu demek istiyor diyorum”?                                                                 “Ben yazayım, edebiyatın içinde yazdıklarımı bir güzel işleyip saklayayım, anlayan anlasın anlamayan çözmeye çalışsın. Ben zor biriyim sıradan biri değilim beni anlamak zordur, söylediklerimi çözebilmek için iyi bir zekâ ister, sıradan insan beni anlayamaz.”  Demek iste  gibi yazıyor sanki. Ha! Edebiyat yapılmasın mı? Tabii ….

Aydan Yıldız Güneş’in kaleminden ” BİR İYİLİK HİKAYESİ “

6 Temmuz 2019 Aydan YILDIZ GÜNEŞ 0

Hikaye Hafta sonu geldiğinde; Ayşe hanım için yoğun bir gün demektir. Sabahın erken saatinde kalkıp çocukları için kahvaltı telaşına düşerdi. Üstünü aceleyle giyip cüzdanını cebine koydu ve usulca kapıyı açtı. Çocuklar uyuyordu, onlar uyanmadan kahvaltı hazır olmalıydı. Yolda düşünüyordu acaba ne hazırlasam da onları mutlu etsem? Menemen mi yapsam yoksa börek mi yapsam? Diye düşünerek hızlı adımlarla yürürken, birden gözü yolun sol tarafında Bankanın önünde, yerde oturan gence takıldı. Soğuktan büzüşmüş şekilde, çıplak ayaklarıyla kaldırımda tir tir titriyordu. Hava çok soğuktu, Ayşe Hanım gencin önünde çakılır gibi kalakalmıştı. Herkes gibi umursamadan geçememişti, düşünüyordu, genci şöyle bir süzdü, sapasağlamdı. İnsanın kendisini ….

Aydan Yıldız Güneş yazdı: ” UYUSAM GEÇER Mİ ? “

16 Haziran 2019 Aydan YILDIZ GÜNEŞ 0

HİKAYE Kurtulmuştuk şimdi. Peki ya bundan sonra ne olacaktı? Kaybettiğimiz düzenimizi nasıl tekrar kuracaktık? Canımızı kurtarırken, evimizi, barkımızı, vatanımızı, eşimizi, dostumuzu kaybetmiştik. Bir zamanlar yurdumuzda ağalar, paşalar gibi yaşarken, bugün başkalarının memleketine sığınıp dilenir olmuştuk. Sanki kaçıp kurtulmakla, gerçekten kurtulmuş muyduk? Kimilerinin sözleri ok gibi deliyor yüreğimizi: “Ne işi var bunların bizim memleketimizde?” Kimisi acıyıp yiyecek uzatıyor, kimisi de para uzatıyor, kimi de sözleriyle dövüyordu bizi. Bu yaşadıklarımızın ne kadar ağır ne kadar acı olduğunu hiç kimse yaşamadan anlayamaz. Bu kurtuluş değildi aslında, her gün canın yana yana ölmekti. Barut kokan sokaklarımızda kimimiz babamızı kaybettik, kimimiz anamızı, kardeşlerimizi, akrabalarımızı kaybettik. ….