Veba Kitap Eleştirisi

Covid 19 Salgını’nın tüm dünyayı etkisi altına aldığı bu dönemde, Veba kitabını tamda şimdi okuma vakti diyerek elime aldım.

Fransız yazar Albert Camus’e Nobel Edebiyat Ödülünü kazandıran kitap, 1947 yılında basılmıştır. Roman 194… yıllarda Cezayir’in bir Akdeniz şehri olan Oran’da geçmektedir. Roman biz okuyuculara Doktor Rieux’un güncesinden aktarılmaktadır. Romanda birbirinden çok ayrı 4 karakter ön plandadır.

Doktor Rieux: Bilimin gücüne inanan, eşi hasta olduğu için başka bir şehre göndermiş. Veba salgını ortaya çıkınca eşinin yanına gidememiş şehirde kalarak mücadeleye devam etmektedir.

Rambert: Gazeteci, Oran’a araştırma için gelmiştir. Şehir karantina altına alınınca geri dönememiş, oda mücadelede Doktor Rieux’un yanında yer almaktadır.

Grand: Belediye memuru

Tarrou: Roman boyunca Doktor Rieux’a çeşitli sorular sorar. Yaşanan hadiseye karşı daha felsefi, daha anlamsal bir bakış açısıyla bakmaktadır.

Cottard: Kendisi bir suçludur. Ama şehrin odağı olan yönetim, veba salgınıyla uğraştığı için kendisi serbestir.

Roman farelerin toplu ölümleriyle baş gösterir. Önceleri sadece tiksinti uyandıran durum Veba salgınının ilan edilmesiyle kargaşa yaratır. Şehre giriş çıkışlar kapatılır. Dış dünyayla bağlantı kesilir.

“Ah, keşke bir deprem olsaydı! Tam bir sarsıntı… ve bu iş biterdi. Ölüler, diriler sayılır ve oyun biterdi. Ama şu domuz hastalık! Hastalığa yakalanmamış olanlar bile onu içlerinde taşıyorlardı.”(119)

Başlarda nesnel bir anlatım yolu izlense de Romanın ilerleyen kısımlarında, zorlukların arttığı anlarda daha duygusal bir anlatım yolu sergilenir.

Panik olan kentte fırsatçılar bu durumundan faydalanmak için kolları sıvar. Kafelerin camlarına

“Temiz şarap mikrobu öldürür” diye duyuru asmasıyla, halk arasında yaygın olan alkolün bulaşıcı hastalıklardan koruduğu düşüncesi iyice güçlendi. (85)

Hızla yayılan salgın karşısında malzemelerinin eksikliği Doktor Rieux Rambert’e şöyle açıklar.

Dünyadaki tüm ordularda genellikle malzeme eksikliğini insanla kapatırlar. Ama bizim elimizde insanda yok.” (152)

Öncelikte hastalığa bireysel olarak direnen insanlar daha sonrasında kenetlenip toplu halde başkaldırırlar. İnsanlar kendi içsel dünyalarının yanı sıra birçok sıkıntıyla da mücadele etmek zorunda kalırlar. Kentte giderek artan yiyecek sıkıntısı bunların başında yer almaktadır.

Spekülasyonlar işe karışmıştı ve çarşıda pazarda bulunmayan temek gereksinim maddelerine inanılmaz fiyatlar ödeniyordu. Böylece zengin ailelerin neredeyse hiçbir eksiği yokken, yoksul aileler çok güç durumda kalıyorlardı. (234)

Romanda vebayla gelen ölümlerin sıklaşması insanların başkalarının ölümüne duyarsızlaşması anlatılır. Yani Camus bu dünyadaki asıl Veba hissizleşmektir demektedir. Öyle ki Doktor Rieux karısının ölümünü öğrendiği telgrafı okurken hiçbir tepki vermedi.

Rahip Paneloux vebanın insanların olumsuz davranışlarından ötürü kente yayıldığını ve Tanrı’nın bir cezası olarak görülmesi gerektiği yönünde vaazda bulunur. Doktor Rieux bu düşünceyi reddederek şöyle der.

Ve ölünceye kadar çocukların işkenceden geçtiği şu yaradılışı reddedeceğim. (217)

Güzel bir şubat sabahı gün doğarken, halkın, gazetelerin, radyo ve valilik duyurularının selamlamasıyla kentin kapıları sonuna kadar açılır. Veba bitmiştir ve uzaktaki sevdiklerine kavuşan insanlar kentte dans etmekte eğlenmektedir. Doktor Rieux onları izlerken şöyle düşünmektedir.

Gerçekten de, kentten yükselen sarhoşluk çığlıklarını dinlerken Rieux bu hafifleme duygusunun hep tehtit altında olduğunu düşünüyordu. Çünkü bu neşe içindeki kalabalığın, kitaplardan da öğrenilebileceği gibi, veba mikrobunun hiçbir zaman ölmediği ya da yok olmadığından, odalarda, mahzenlerde, sandıklarda, mendillerde ve kağıtlarda beklediğinden ve belki bir gün, insanların bir mutsuzluk yaşaması ya da bir şeyler öğrenmesi için vebanın kendi farelerini uyandırıp mutlu bir kente ölmeye yollayabileceğinden haberi olmadığını biliyordu Rieux. (303)

Rieux muhakkak haklıydı. 21 Yüzyılda Dünyamızın başına gelen Covid 19 Salgını belki de mahzenlerde saklanan salgının kalıntılarıydı.

Kitabın basıldığı yıl: 1947

Yayınevi: Can Yayınları

Yazarın adı: Albert Camus

Çevirmen: Nedret Tanyolaç Öztokat

Sayfa: 303

Fiyat: 31 Tl

Türü: Roman

Bir diğer eseri: Düşüş (La Chute) (1956)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş