Arzu Aytan yazdı: “Kafka Milena’ya Mektuplar Kitap Eleştirisi”

Kafka Milena’ya Mektuplar Kitap Eleştirisi

Franz Kafka ile ilk olarak Dava kitabıyla tanışmıştım. Kitabı bitirdikten sonra sersem gibi ortalıkta gezindim damağımda kalan yakıcı tatla, Şato, Dönüşüm ara vermeden Milena’ya mektupları bitirdim. Bizim Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnunumuz varsa onlarında Kafka ile Milena’sı var diye düşündüm.

Toplumsal trajedileri sembolik bir dille anlatmasıyla tanınan, 20 Yüzyılın Modern Alman Edebiyatının en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Kitap 1920 yılının başlarında, Prag’da edebiyatçıların toplandığı bir kafede 24 yaşında genç bir gazeteci olan Milena’yla tanışmasıyla başlar. Kafka o zaman 38 yaşındaydı. Milena’nın onun yapıtlarını Çekçe’ye çevirme arzusuyla başlar. Bu mektuplaşma 3 yıl sürer. Birbirlerini 2 kez görmelerine rağmen aralarında tutkulu bir aşk başlar. Fakat o zamanlar nişanlı olan Kafka ve evli olan Milena’nın aşkı bir süre sonra ızdıraba dönüşür.

Kitap mektuplardan oluşur. Milena’nın mektupları yakıldığı için kitapta yalnızca Kafka’nın mektuplarına yer verilir. Bu arada okuyucuya da büyük görev verilmiştir. Kafka’nın yazdıklarından Milena’nın cevaplarını siz çözmelisiniz. Açıkçası kitap beni epeyce yordu. Okurken parçaları birleştirmek mektup içinde yer verilen şahısları çözmek zordu.

Kitabın dili; yalın ve durağandı. Bazı bölümlerde sıkıcılık hakimdi.

Kitabın en önemli teması; saplantı aşk ve yanı sıra bolca karamsarlık ve umutsuzluk temaları göze çarpıyor.

Mektup halinde geçen kitapta, Kafka, Milena ve Max Brod üçlüsüne yer verilmiştir. Baş karakterlerimizi tanıdığımız için Max Brod’dan bahsedelim.

Max Brod; 27 Mayıs 1884’de Prag’da doğmuştur. Kendisi çok üretken bir yazar ve müzisyen olmasına rağmen daha çok Franz Kafka’nın yakın arkadaşı, biyograficisi ve kitaplarını yayınlayan kişi olarak tanınmaktadır.

Franz kafka’nın duyguları mektuplar ilerledikçe daha da yoğunlaşmaktadır.

Sana olan düşkünlüğümü biliyorum (seni hiç görmesem bile, bana aitsin) (79)

Aralarında geçen mektuplarda bir diğer konuda savaşlar ve güncel konulardır.

Tüm ülkelerin vatandaşlarının din uğruna katletme fikrine nasıl kapılabildiklerini anlayamıyorum. (91)

Zaman ilerledikçe Kafka mektupları hayaletlere benzetmeye başlar. Çünkü her mektup artık ona acı vermektedir. Milena’ya olan umutsuz aşkını bu satırlarla dile getirir.

Ayrıca, belki de sen çok sevdiğimi söylediğim zaman bu aşk anlamına gelmiyor, sen kalbime giren bir bıçaksın ve ben bu bıçağı daha da saplıyorum, işte aşk bu. (311)

1920 yılında başlayan mektuplar 1923 yılına gelindiğinde git gide azalarak sonlanır. Dolayısıyla aralarındaki ilişkide nihayete erer. Sebep Kafka’nın nişanlısından ayrıldığı halde, Milena’nın eşinden boşanmak istememesi mi, yoksa Kafka’nın azar azar artarak ilerleyen hastalığı mıdır, bilinmez ama sebep ne olursa olsun, bir ilişki daha yarım kalmış ve tarihin tozlu sayfalarında yerini almıştır.

Kitabın sonunda Milena’nın Kafka’nın arkadaşı Max Brod’a yazdığı mektuplara yer verilmektedir. Mektuplarda umutsuzca Kafka’dan haber almaya çalışan Milena pişmanlık sancılarıyla kıvranmaktadır.

Üzüntü, özlem ve müthiş yaşama sevgisinden tamamen delireceğimi düşündüm. (398)

Kitabın basıldığı yıl: 2015

Yayınevi: Panama Yayıncılık

Yazarın adı: Franz Kafka

Sayfa:400

Fiyat:15 tl

Türü: mektup

Bir diğer eseri: Dava ( Der Prozess) (1925)

Çeviri: Murat İbrahim çelebi

Arzu Aytan

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*