Arzu Aytan tahlil etti:” Gazap Üzümleri-John Steinbeck

Gazap Üzümleri Roman Eleştirisi

Bu eşsiz esere haddim olmayarak bir kaç kelam karalamak istedim. İlk kez 1939 yılında yayınladığında şok etkisi yaratmıştır. Amerika’da otuzlu yıllarda ekonominin çökmesiyle oluşan büyük buhran döneminde, küçük toprak sahiplerinin bankalar ve tüccarlar tarafından ellerinden toprakları alınıp, Koliforniya’ya göç etmek zorunda kalmaları ve orada hayata tutunmaya çalışmalarını konu alan roman.

Bir kitabı okumaya başladığım da bitirdiğim süreye kadar, karakterler benimle gezinir. Kafamda, sağımda, solumda onların ruhları dolaşır. Birçok karakter vardır romanda. Aslında hepsi başlı başına tek bir romanı sırtlanacak kuvvettedir. Tom’un cesareti, haksızlıklara baş kaldırısı, beni de cesur yaptı.

İnsan çaresiz kalınca ister istemez cesur olur (sayfa 265. )

Ana karakteri; Joad ailesinin reisi, yöneticisi durumundadır. Onun güçlü duruşu, ailesi dağılmasın diye çırpınışı bir kadın olarak beni daha da güçlü kıldı.

Papaz karakteri; eskiden papaz iken papazlığı bırakmış olduğunu romanın başından itibaren dile getirmektedir. Casy’le beraber hiçliği sorguladım. Dedenin ölümünden sonra Casy ettiği dua ise bambaşka idi.

Burada ihtiyar bir adam , sade bir hayat yaşadı ve öldü. Onun iyi bir insan mı ya da kötü bir insan mı olduğunu bilmiyorum. Ama bunun fazla önemi yok. Önemli olan bir zamanlar yaşadığıdır. Şimdi öldüğüne göre, artık bu da önemini yitirdi. Eskiden bir şiir işitmiştim. Vu şiirde yaşayan her şeyin kutsal olduğu yazılıydı. İnsan düşününce bu küçük cümlenin göründüğünden daha önemli olduğunu anlıyor. Ölmüş bir ihtiyar için dua etmeye luzüm yoktur. O rahata kavuşmuştur. Onun yapabileceği bir tek şey vardır. Biz yaşayanlar içinse yapılacak binlerce şey var ve biz hangisini yapacağımızı bilmiyoruz. Eğer  dua edecek olsaydım, önlerindeki çeşitli yollardan hangisini seçeceğini bilmeyen, biz yaşayanlar için dua ederdim. Burada yatan dede, tek ve mutlak yolunu seçecektir. Onu örtün ve bırakın yoluna gitsin. ( sayfa 170 )

Roashar karakteri; hamile kızları Roashar’ın nazlı ve bencil davranışları beni kızdırsada, Roashar’ın doğum sahnesi gözlerimi epey buğulandırmıştır.

Doğum kokusu bütün odayı kaplamıştı. Boğucu bir hava vardı barakada. John amca da içeri girdi ve duvara yaslandı. Bayan wainwright babanın yanına geldi. Onu dirseğinden tutarak köşeye çekti. Eline bir lamba alıp, köşede elma kutusunun üstünde duran bir gazete kağıdını aydınlattı. Gazete kağıdının üstünde, mosmor küçücük bir bebek durmaktaydı (sayfa 568.)

Romanın anlatım dili; doğaldır. En küçük nesneyi bile ayrıntılı betimlemesi daha sıcak hale getirmiştir. Köy insanların dilinden dökülen cümleler kalbimeze oturur. Kah dedeyle üzüm yeme hayali kurarız, kah Joad ailesiyle sıcacık kahve yudumlarız.

Romandaki temalar; oldukça çoktur ve başarılı işlenmiştir. Sefalet, ırkçılık, sınıf ayrımı, ekonomik bunalım, dostluk, çalışma ve yaşama azmi. Açlık teması bu sözlerle hafızamıza iyice işlenir.

Açlığı, yalnız kendi büzülmüş midesinde değil, çoçuklarının da büzülmüş karınlarında duyan bir adamı nasıl korkutabilirsiniz?

Kapitalizmi tüm çıplaklığıyla önümüze koyan John Steınbeck’in bu eseri kitaplığımızın baş köşesinde durmayı hakkediyor. Kitabın kapanışı selden kaçarak sığındıkları bir ahırda köşede açlıktan ölmek üzere olan adama Rososhar ‘ın süt dolu göğüslerini uzatmasıyla son bulur.

Kitabın basıldığı yıl; 1973

Yayınevi; Dilek matbaası

Yazarın adı; john Steınbeck

Sayfa sayısı; 584

Fiyat; 5 tl

Türü; roman

Bir diğer eseri; ay battı aysız geceler ( The Moon İs Down 1942)

ARZU AYTAN

1 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*