Arif Olgun Yeşilyurt yazdı: “Zamanın Ruhuna Dokunan Edip: Ahmet Hamdi Tanpınar”

ZAMANIN RUHUNA DOKUNAN EDİP: AHMET HAMDİ TANPINAR

  “Saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır…Bu da gösterir ki zaman ve mekan, insanla mevcuttur.”

                                                                                           Ahmet Hamdi Tanpınar

 Zaman nedir? diye sorduğumuzda aşağı yukarı şöyle bir tanımı olduğunu söyleyebiliriz: “ Dönüşü olmayan bir doğrultuda birbiri ardına sürüp giden bir çizgidir.”  Zamanı tanımlamak birçok felsefeciye, edebiyatçıya, tarihçiye veya bir bilim adamına göre değişebilir. Bir de bu zaman tanımı içerisinde her zaman karşımıza çıkabilen, kendini duyurabilen, yıllar geçse bile eskidiğini fark ettirmeyen ve zamanın ruhuna dokunabilen insanlar vardır. Ahmet Hamdi Tanpınar’da edebi düşüncesiyle, fikriyatıyla, kitaplarıyla ve kişiliğiyle yaşadığı toplumun her kesimine ulaşmış, onun eserlerini okuyanların kendilerini bulmuş müstesna fikir adamlarımızdan biridir.

“ Devam ederek değişmek, değişerek devam etmek…”

Bu cümle Tanpınar’ın zaman kavramına bakışını ve fikir dünyasını anlamamız mahiyetindedir. Yüzünü Batı’ya dönen ve Doğu Medeniyeti’nden beslenen Tanpınar, roman karakterlerini bu meseleler üzerine kurmuştur. Geçmişin sürekli gelişmesi durumu Tanpınar’ın bir nevi felsefesidir. ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün başkarakteri Hayri İrdal, durgun, suya sabuna dokunmayan ve kendisine çevresinde çok da ehemmiyet verilmeyen biridir. Saatlere karşı bir ilgisi olan Hayri İrdal, romanın bir diğer karakteri Halit Ayracı ile tanışmasını hayatının bir miladı olarak kabul eder. Daha sonra Halit Ayarcı ile Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü kuracaklardır. Bu roman çalışarak son derece mutlu ve topluma yaralı olabilecek bir insanın toplum tarafından yoldan çıkarılışı ve ahlaki değerlerini kaybedişinin hikâyesidir.

Tanpınar yaşarken de yazarken de zaman kavramının ehemmiyetinden hiçbir surette vazgeçmemiştir. 1933 yılında Varlık Dergisi’nin 2. Sayısında yayınlanan şiirinde şu mısraları dile getirmiştir:

“Ne içindeyim zamanın

Ne de büsbütün dışında.

Yekpare geniş bir anın

Parçalanmaz akışında”

Zaman sadece yaşadığı an değil, geçmiş ile şimdiki ana kurulan bir köprüdür Tanpınar için. Zaman kavramını romanlarında ve şiirlerinde bu felsefede kullanması günümüz okurlarını da çağlar arası yolculuğa çıkarmakta ve bize karakterlerini her an yanı başımızda bulabileceğimiz hissiyatını uyandırmaktadır.

Tanpınar, ‘Huzur’ romanında bir devinim içinde zamanın acımasızlığına yenik düşmemek adına varlık problemleri taşıyanları, huzur içinde huzursuzluğu yaşayanları, bir nevi arafta kalanları yazmıştır. İnsanın hayatla ölüm arasında kalışı zamana mahpus kılar. Romanın başkarakteri Mümtaz, cennetle cehennem arasındadır. Nuran’ın varlığı cennet yokluğu ise cehennemdir. Mümtaz’ın Nuran’la yaşadıkları zaman içinde devinimdir aslında. Birbirlerine anlattıkları hikâyelerle zamanda yolculuk yaparlar. Mümtaz, Nuran’la beraberken her şey bir sanat eseri gibi görünür. Mümtaz dünyaya bir perdenin arkasından bakar. Nuran’a duyduğu aşkı bir başka boyuta taşır. Mümtaz gerçekliği doğrudan görmez. Her şeye bir aynanın arkasından bakar. Onun için bu ayna Nuran’dır. Kâinat Nuran’dan çarpıp gelen görüntüdür. Mümtaz’ın huzuru Nuran olmadığı zamanlarda romanın bir başka karakteri Suat ile devam eder. Onu bir Boticelli tablosundaki İsa gibi görmesi de anlamlıdır. Burada Suat eskinin içinden maziden ona geleceğini söylemektedir.

Tanpınar geçmiş ile gelecek arasında bir süreklilik ilişkisi olması gerektiğini söyler. Ona göre geçmişi değiştirmek veya silip atmak mümkün değildir.  Bu düşüncesini şöyle ifade eder: “ Medeniyetimizin zenginliğini ortaya çıkarmak için yeni bir terkibe ihtiyaç vardır. Biz şimdi aksülamel devrinde yaşıyoruz. Kendimizi sevmiyoruz. Kafamız bir sürü mukayeselerle dolu; Dede’yi Wagner olmadığı için, Yunus’u Verlaine, Baki’yi Goethe ve Gide yapamadığımız için beğenmiyoruz. Uçsuz bucaksız Asya’nın o kadar zenginliği içinde dünyanın en iyi giyinmiş milleti olduğumuz halde çırılçıplak yaşıyoruz. Coğrafya, kültür her şey bizden terkip bekliyor. Biz misyonumuzun farkında değiliz. Başka milletlerin tecrübesini yaşıyoruz…”

Tanpınar’ın geçmişle gelecek arasında nasıl bir süreklilik kurulacaktır sorusuna ve sorununa bakışını anlamak için ‘Beş Şehir’ adlı yapıtına bakmak gerekir. O, Tanzimat’tan başlayarak Batılılaşma sürecine giren Türk aydınlarından farklı bir yol çizer. Beş Şehir’de kendi kişisel deneyimlerini yaşadığı topraklarla özdeşleştirme çabasına girer. Eser Selçuklu ve Osmanlı’nın dönemlerinden Cumhuriyet’e kopmadan gelen  tarihi dipnotlar barındırır. “Bursa’da Zaman” şiirini hatırlayalım:

Bursa’da bir eski cami avlusu,

Küçük şadırvanda şakırdıyan su;

Orhan zamanından kalma bir duvar…

Onunla bir yaşta ihtiyar çınar

Eliyor dört yana sakin bir günü.

Bir rüyadan arta kalmanın hüznü

İçinde gülüyor bana derinden.

Yüzlerce çeşmenin serinliğinden

Ovanın yeşili göğün mavisi

Ve mimarîlerin en ilâhisi.

.

.

.

Şiiri yazdığında 40’lı yaşlardaydı Tanpınar. Bizleri tarihte yolculuğa çıkaran yazar kendisiyle çınar arasında benzerlik kurar. Şiirde Bursa’da Orhan Gazi zamanından kalma bir caminin avlusunda başlayan, bu cami avlusunda durup etrafındakileri gözlemleyerek düşünmeye başlayan bir şair vardır. Mısralar bizlere huzur ve sükûneti çağrıştırır.

Yazılarına ruh katarak ruhsuz edebiyatın karşısında olur. Duygu, içgüdü ve sezgileriyle yaratıcılık gücünü kullanarak eserler verir. Tanpınar eserlerinde eşyayı maddeden soyutlayarak geçmişin izlerini taşıyan varlıklar olarak gösterir. Mesela ‘Huzur’da ölülerin bıraktıkları eşyaların ehemmiyetinden bahseder. Unutulmak istenmeyen eşyalar her an kendilerini zaman içinde hatırlatma gereği duymuşlardır.

Tanpınar’ın şiirleri ve romanları resimden, mimariden ve musikiden ayrı düşünülemez. Duygusunu, gözlemlerini ve fikriyatını bir ressam,  mimar ve müzisyen gibi okuyucusuna sunan Tanpınar, hala Doğu ile Batı arsında var olma kavgası verdiğimiz bu zaman diliminde bize miras bıraktığı eserleri başucu kaynağımız olmaya devam edecektir.

Kaynakça:

  1. Sezgin,E.(2015) Ahmet Hamdi Tanpınar ve Türk Modernliği: Tanpınar Romanlarında
  2. M.Ali.SARI, Bir Fikir Adamı olarak Ahmet Hamdi Tanpınar Örneği.
  3. Tanpınar (2017) Bütün Şiirleri, İstanbul Dergah
  4.  Tanpınar (2017) Saatleri Ayarlama Enstitüsü, İstanbul.Dergah
  5. Tanpınar (2016) Huzur.İstanbul,Dergah
  6. Tanpınar (2017) Beş Şehir,İstanbul,Dergah

Arif Olgun YEŞİLYURT

Arif Olgun YEŞİLYURT
Arif Olgun YEŞİLYURT hakkında 13 makale
Önce okur sonra yazar. www.edebikultur.com editörü.

2 yorum

  1. Üstadım zamanın edibi Ahmet H. Tanpınar’ı senin kaleminden okumak ve yukarıda yazdıklarını bilimsel ölçüde görerek ve yine yazarın kendini eserlerinde eşyayı maddeden soyutlayarak nasıl anlatıyor ise sende bu makalende bizlere tüm gerçekliği olanla-olmayanı, bilinenle-bilinmeyeni bizlere soyutlayıp Tanpınar’ı tanıtmış oldun. Emeğine ve kalemine kuvvet üstadım. Esenlikler

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*