Arif Olgun Yeşilyurt yazdı: “Saksıdaki Hayaller “

Bir saksının içinde hayaller büyütmek nasıl bir şey bilir misiniz ?  Ve  her sabah su döküp, güneşe çıkarmak… Önce dökülen hüzünleri bir bir ayıklayıp ve bir akşamüstü ansızın veda edip, güz olup gitmek gibi. Sıcak bir notadaki o esrarengiz tınının bardağa dökülerek, ellerimizi ısıtırken dudaklarımızı titretmesi gibi.

Hayat öyle üç beş şiirden ibaret değil. Çünkü söz olup gitmek kadar kolay bir şey yok. Önemli olan aynadaki bakışlarımız soluklaşıncaya kadar süzebilmek kendimizi. Kendimize yalan söyleyememekten ibaret hayat. Kanepeye uzanıp, okuduğumuz kitaplardan devrik cümleler çıkarıp başkasının yüzüne vuruyoruz,  kıyamet saatinden habersiz. Zaman bir cellat gibi kol geziyor aramızda farkında değiliz. Mesela yasak kitaplardaki sırdan haberimiz yok. Giyotin sepetine çaresiz düşeceğiz halbuki… Suçlu benim diyebiliyor muyuz, küçük bir çocuk gibi çömelip bir köşeye?  Saklayabiliyor muyuz, gözlerimizi kimse görmesin diye ? Sadece susuyoruz, suskunluğumuzun ikrar sayıldığını bilmeden.

Kimselerin bilmediği şehirlerde yaşadım, yani içimde. Şiirler söyledim kimse duymadı. Okurken unuttuğum mısraları yaktım ve bir gecede kül oldu ormanlar. Ruhumun tüm zehriyle beraber. Yürüdüğüm yollarda sadece mevsimler değil, ruhumun iklimide değişti. Genellikle yüzleşmeye tahammülsüz hayaller kurduğum için yankısıyla tutuşturup yakıyorum ömrümü. Bir nemrut cehennemi kaynıyor içimde. Serinlik ve selameti olmayan bir cehennem… Az daha ileri gitsem kendimi bulacağım lakin gücüm yok. Hatta yokluk dahi  yok.

Küçük bir ayrıntıdan ibaret sanıyoruz hayatı. Birkaç kelimden, bir bakıştan veya bir nefesten ibaret… Ansızın edilen vedalara en çokta ” değermiydi ” sorusunu sorarak tanımlıyoruz. Hayat aslında bu dile getirdiklerimizin toplamı. Yeniden aşık olup cesur davrandığımız ilk an gibi. Hakikaten tuhaf bir varlık insanoğlu. Yıllarca gizlediği sırrı, ağlayarak yerlere seriyor… Sevdiğinden eminken, sevildiğinden şüphe duyuyor.

Sensiz geçmeye değer miydi hayat ? Kelimeler soğudu bu sözlerimden. İçimdeki sesi susturacak kadar ” bir şey söyle bana  ‘‘ yazılan bütün kitaplarda ne varsa indir raflardan. O büyük şairlerin, yazarken hissettikleri kadar ölelim ve hiç bitmeyelim.  Senden uzakta ve seninle yaşamanın büyüklüğünü göstermişken ”sesinin yokluğunu yaşatma bana”. Suçüstü yakalanmış çocukluğunuzu düşünün, büyümek özleminin en koyu deminde. Kollarınızın güçsüzlüğüne aldırış etmeden, kağıttan gemiler bile yapamayan ellerinizle sıcaklığını sorguladığınız elleri… Şimdi iki ağır yaralı ve iki acıklı söz dudaklarda kalan.. Şimdi söz bitti… Saksıdaki hayaller güneşe doymadı..

ARİF OLGUN YEŞİLYURT

Arif Olgun YEŞİLYURT
Arif Olgun YEŞİLYURT hakkında 7 makale
Önce okur sonra yazar. www.edebikultur.com editörü.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*