Arif Olgun Yeşilyurt yazdı: “H.Nihal Atsız’ın Hayatı ve Fikriyatı Üzerine “

Hüseyin Nihal Atsız, 12 Ocak 1905 yılında İstanbul’ da başlayan ve 12 Aralık 1975 yılına kadar süre gelen hayat yolculuğunda  Türk siyasi ve düşünce hayatının önemli değişimlere tanıklık ettiği seneler olmuştur. Abdülhamit devri iktidarını, İttihat ve Terakki dönemini, Cumhuriyet’in kuruluşunu, tek parti iktidarını, çok partili hayata geçişi, 27 Mayıs ve 12 Mart’ı bizzat yaşamıştır. 19.yüzyılın ikinci yarısında filizlenen ve 20.yüzyılın başlarında sistematik bir düşünce haline gelen “Türkçülük” fikrinin 1930‟lu yıllarla birlikte önderi olan Hüseyin Nihal Atsız; oldukça aktivist bir şekilde bu düşüncenin mücadelesini vermiş ve bu fikir uğrunda hüküm giymiştir. Bundan ötürü kendisini “her devrin menkubu(düşkün)” olarak görmüştür. Onu kendi devrinin liderlerinden ve fikir adamlarından ayıran en önemli yönü fikirlerinden asla taviz vermeyişi, sert oluşu ve hiçbir siyasi otoritenin boyunduruğu altına girmeyişidir. O yüzden her iktidar döneminde yargılanmış ve kısıtlanmaya çalışılmıştır.

Türk milliyetçiliğinin inşası sürecinde bayrağı Ziya Gökalp’ten devralan Atsız, hem aktivist kişiliği ile hem de yazdığı makaleler, romanlar ve şiirlerle Türk fikir hayatında iz bırakmış bir kişilik olmuştur. Eserlerinde kullandığı dil bir atlıyı altından indirecek kadar şiddetliydi. Atsız’ın Türkçü fikirleri 1922′ de girdiği Askeri Tıbbiye yıllarında başlamıştır diyebiliriz. Ayrıca bu dönemde tıbbiyede öğrenciler arasında komünizm fikirlerininde etkisinin oldukça fazla olduğu belirtilmektedir. Atsız’ın Askeri Tıbbiye yılları, 3. sınıftayken sona ermektedir. Türkçülük fikirlerinden vazgeçmemesi, okuldaki diğer öğrencilerle kavgalı münasebetleri onun okuldan atılmasına sebep olmuştur. Atsız’ın fikri mücadelesi bundan sonra başlamıştır. Öncelikle Türk Ocağında “Kızılelma” adlı bir odanın açılmasına  öncülük etmiş ve ocak üyesi olmayan gençlere Türkçü fikirlerin aşılanması yolunda faaliyet göstermiştir. Ancak, yaptığı bu işlerden tatmin olmayan Atsız, kendisini Türk tarihi okumalarına vermiş ve de “Türkiyat Mecmuası’nda yayınlanmak üzere yazdığı “Anadolu’da Türklere Ait Yer İsimleri” adlı makale bir anda Atsız’ın kaderini değiştirmiştir. Bu makale Mehmet Fuat Köprülü nün dikkatini çekmiştir. Daha sonraki yıllarda hocası Fuat Köprülü nün asistanlığını yapmıştır.

1940’lı yıllar Türkiye’nin düşünce hayatında çeşitliliğin ve de fikri mücadeledeki kutuplaşmaların yükselmeye başladığı yıllardır. Bu dönemde Atsız, Orhun isimli dergisinde dönemin başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na sert bir üslupla mektup yazarak, ülkede fikri olarak yükselmeye başlayan komünizm karşısında durulması gerektiğini ifade etmiştir. Atsız’ın bundan sonra kendisine açılan ve de yıllarca yakasını bırakmayan yargı süreci başlayacaktır..

1950′ li yıllara gelindiğinde ülke çapında Türk Milliyetçileri Derneği adıyla örgütlenen milliyetçi bir oluşum zuhur etmiştir. Gençler arasında yayılmaya başlayan milliyetçilik akımı fikirlerini Atsız’dan almaktaydılar. Bu fikirlerin hızla gençler arasında yayılması dönemin iktidarını endişeye sevk etmiştir. Atsız, verdiği konferanslarda Türk tarihine nasıl bakılması gerektiği noktasında yorumlarını aktarır. Türk tarihini alışılmış görüşlerin dışında, kendine has yorumlarıyla değerlendirerek, tarih boyunca tek Türk devletinin kurulduğunu ve  Türkiye Cumhuriyeti’nin de bu devletin devamı olduğunu iddia eder. Dönemin basını Atsız’a cephe almaya başlar. Şikayetler üzerine hakkında adli tahkikatlar başlatılır. Öğretmenlik mesleğinden alınarak Süleyman iye kütüphanesine memur olarak tayin edilir. Yazı faaliyetlerine bir süre ara verdikten sonra 1956 yılında Ocak gazetesinde yazmaya başlar. Aynı yıl ‘Türk Ülküsü‘ isimli eserini ve 1958 de ise ‘Ruh Adam‘ romanını neşreder. Atsız’ın, 1957-1959 arasında İstanbul Enstitüsü Dergisi’nde, Necip Fazıl’ın çıkartmakta olduğu Büyük Doğu’da, Türk Yurdu’nda, Türk Kütüphanecileri Derneği Bülteninde makaleleri çıkmıştır.

1960 ‘lı yıllara Atsız’ ın yazı faaliyetlerinin en verimli yılları olacaktır. Çıkarmış olduğu Orkun dergisinde 1964’de kadar yazılar yayınlamış fikirlerini aktarmıştır. 1964’te çıkarmaya başladığı “Ötüken” dergisinde ise ömrünün sonuna kadar yazılarını yayınlamayı sürdürecektir. 1975 yılının başında kardeşi Nejdet Sançar’ı kaybeden Atsız derinden sarsılır ve 10 Aralık Perşembe günü akşamı evinde rahatsızlanarak kalp krizi geçirir.11 Aralık 1975 günü de vefat eder.

Fikriyatı Üzerine Değerlendirme


Atsız’a göre Türkçülük, Türk milliyetçiliğinin ismidir. Atsız, Türkçülüğü “ülkü” düşüncesiyle özdeşleştirmiştir. Ülküleri, milletlerin manevi gıdası olarak gören Atsız, ülküsüz milletlerin yok olmaya mahkûm kalacağını düşünmekte; buna mukabil ülkülerin milletlere hız veren ve “uğruna ölünen büyük dilekler” olduğunu iddia etmektedir.Atsız Türkçülük ülküsünü ise şu sözlerle tanımlamaktadır: “Türkçülük büyük Türk ilinde Türk uyruğunun kayıtsız-şartsız hâkimiyeti ve istiklali ile Türklüğün her yönden bütün milletlerden ileri ve üstün olması Ülküsü dür”.Atsız’a göre Türkçü, Milli menfaatleri şahısların üstünde tutan, milli mukaddesata ve maziye saygı gösteren, vazife ahlakı yüksek olan, haksızlığa savaşta pervasız olan bir insandır. Atsız’a göre kendini milliyetçi olarak tanımlayan herkes Türkçü sayılamaz çünkü milliyetçilik genel bir deyimdir. Dış Türklerle ilgilenmeyen ve sadece Türkiye’nin bütünlüğü ve güvenliği noktasında Türk milletine bağlı kalan kişiler milliyetçi sayılabilir ama Türkçü sayılmazdı. Atsız’ın Turancılık fikri ise şöyledir: “Tarihi mirasları da dâhil olduğu halde bütün Türkler‟i bir tek devlet halinde birleştirmek ülküsüdür”. Atsız, Turancılığın, milattan önceki üçüncü yüzyıldan beri var olan bir düşünce sistemi olduğunu ifade ederken, Türk Milleti’nin ülküsü olarak nitelendirdiği Turancılığı, herkesin dilediği şekilde anlattığını, bunu bir tür “romantizm” diye gösterdiğini  dile getirmektedir.

Atsız’ın kendisini Irkçı olarak niteleyenlere karşı tavrı şöyle olmuştur: “Türkçüyüm, Türkçülük milliyetçiliktir. Irkçılık ve Turancılık da bunun şümulüne dâhildir… Irkçı ve Turancı olduğum için mahkûm olursam bu mahrumluk hayatımın en büyük şerefini teşkil edecektir”.

Atsız’ın fikirlerinden şunu anlıyoruz ki, fikri mücadelesinde hiçbir otorite karşısında taviz vermeyen, fikirlerini doğrudan ifade eden ve bu fikirlerini aktarmak ta zorlanmayan aynı zamanda çeşitli dergilerdeki makaleleriyle, romanları, şiirleriyle Türk Düşünce hayatında etkisi oldukça fazla olan bir akım meydana getirmiştir…

ESERLERİ:

Roman:

  • Dalkavuklar Gecesi, İstanbul 1941.
  • Bozkurtların Ölümü, İstanbul 1946.
  • Bozkurtlar Diriliyor, İstanbul 1949.
  • Deli Kurt, İstanbul 1958.
  • Z Vitamini, İstanbul 1959.
  • Ruh Adam, İstanbul 1972.

Öykü:

  • ‘Dönüş’, Atsız Mecmua, sayı.2 (1931), Orhun, sayı.10 (1943)
  • ‘Şehidlerin duası’, Atsız Mecmua, sayı.3 (1931), Orhun, sayı.12 (1943)
  • ‘Erkek kız’, Atsız Mecmua, sayı.4 (1931)
  • ‘İki Onbaşı, Galiçiya…1917…’, Atsız Mecmua, sayı.6 (1931), Çınaraltı, sayı.67 (1942), Ötüken, sayı.30 (1966)
  • ‘Her çağın masalı: Boz oğlanla Sarı yılan’, Ötüken, sayı.28 (1966)

Şiir:

  • Yolların Sonu (1946)

İnceleme:

  • Türk Tarihi Üzerine Toplamalar
  • Türkler ve Osmanlı Sultanları Tarihi
  • Türk Edebiyatı Tarihi
  • Türk Ülküsü
  • Osmanlı Tarihine Ait Takvimler
  • Türk Tarihinde Meseleler

Biyografi:

  • Edirneli Nazmi
  • Kemalpaşaoğlu
  • Birgili Mehmet Efendi
  • Ebussud
Arif Olgun YEŞİLYURT
Arif Olgun YEŞİLYURT hakkında 13 makale
Önce okur sonra yazar. www.edebikultur.com editörü.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*