Afife Öztürk yazdı: “Kalbindeki İyilikten Ne Haber”

Her yerde ölüm, her yerde zulüm. Hastalıklar sarmış her yanımızı, herkes bir şekilde hasta…
Kırmak, üzmek ve hatta öldürmek öyle alelâde şeyler olmuş ki… Aşk denen mucize tarih olmuş. Sevmek, saymak, vefa, sadakat, samimîyet kuytu köşede kalmış.
Ceplerimizde ne kadar güzellik varsa, bizi insan yapan ne kadar iyi özellik varsa, hepsini bir çöp gibi atmışız ayaklar altına.
Kalbimizin karası görünür olmuş. Bahsi geçen o küçücük kara nokta büyümüş, büyütmüşüz. Kalbimiz kararmış.
Kötülükte yarışıyoruz öyle mi? Kötülük öğretiyoruz birbirimize öyle mi? Neler öğütlüyoruz meselâ birbirimize?
-Sevme
-Sayma
-İnanma
-Güvenme
-Gelmiyorsa, gitme
-Aramıyorsa, arama
-Sormuyorsa, sorma
-Kusura bak
-Affetme
-Hoş görme
“Merhametten maraz doğar” dedik.
Ne olduk biz şimdi?
Mümkün mü bütün bunlar olmadan, insan olmamız? Yapmayın. Böyle yaşanmaz.
Her şeyin hesabını yapıyoruz. Sevmek, hesap işi değildi hani? Fakat biz en çokta sevginin hesabını yapıyoruz. Böyle sevgi mi olur? Olmaz!
Hüzünlü bir yüze “üzülme” diyen, teselli etmek isteyen bir gözle bakmıyoruz. Biz artık birbirimizin yüzüne bile bakmıyoruz.
-Mutluymuş, bana ne?
-Üzgünmüş, bana ne?
-Ağlıyormuş, bana ne?
-Düşmüş, bana ne? Hatta dur, düşmüşken bir tekme de ben atayım. Öyle mi? Öyle…
Böyle insan mı olur? Olmaz.
Kimse kayırmasın kendini, hepimizde var biraz, hepimiz eksiğiz. Hâlbuki dönüp bir kendimize baksak, ne çok şey değişecek. Bakmıyoruz.
Bütün bunlara rağmen insan umut etmek  istiyor. İyi bir şey duymak, iyi bir şey duyurmak istiyor. Ve elbette iyi bir şey yapmak. Mümkün mü? Mümkün.
“Şurada bir çiçek açmış” desek biraz heyecan ve gülümsemeyle, eminim yanımızdaki de bakıp gülümseyecek.
“Üzgünüm” diyen birine bir şiir okusak ya da okumasını sağlasak, üzüntüsüne ortak olmuş olmaz mıyız?
Kimsenin kimseyi umursamadığı şu dünyada, kendi halinde duran birine “nasılsın” diye sormak, bir iyilik olmaz mı?
Bunlar küçük şeyler ama inanın büyük mutluluklar yaşatıyor. Zira bu tür davranışlar, karşındakini düşünmektir, önemsemektir, ciddiye almaktır. Bu da insanı mutlu etmeye yeterlidir.
Biliyor musunuz?
Bu küçük incelikler, dünyayı daha çekilir hâle getiriyor.
Zarifoğlu’nun bir sözüyle bitirelim;
“Bir incelik gösterin” incinmesin yürekler.

                                         -Afîfe ÖZTÜRK-

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*