Afife Öztürk yazdı: “İÇİMİZDE KALANLAR “

“Ne çok şey kaldı içimde.” Dedi.       

Hayatın kendisi bu değil mi? Umduğunu bulan pek az insan var. Biz isteriz ama kader oralı olmaz ve içimizde kalır birçok şey. Bazen unuttuğumuzu sanırız o çok istediğimiz şeyleri, sonra bir gün, birden geliverir aklımıza.  Acı... ilk günkü gibi taze, ilk defa kırılıyormuş gibi kalp. Öyle ağır. Ezici bir güç olup biniyor tepene olmazlar, olmamışlar belki de hiç olmayacaklar. Aldırmak istemiyorsun ama o da olmuyor. Aldırıyor insan, aldırıyor ve eziliyor acizliğinin altında. Gücün yetmiyor, olduramıyorsun bazı şeyleri. Bütün çabalarına, tüm kalbinle olmasını istemene rağmen olmayan o istekler, bir şamar gibi vuruyor yüzüne acizliğini.  Bundan sonrası yeni bir acı, daha büyük ve tedavisiz bir acı. Çok şey kaldı içimizde, hepsi birer yara, geçmeyen. 

Anlattığında ya da ezkaza yakındığında teselli mahiyetinde, artık sıradanlaşmış, ezberlenmiş sözcükler doluşuyor ağızlara.” Zamanı var.” Diyorlar. Aslında bazı şeylerin zamanı yoktur. Bazı şeylerin oluru yoktur bu yüzden bir zamanı da yoktur. Keşke kabul edebilsek, keşke söylendiği kadar kolay olsa yapmak. Ah keşke!”üzülme” dendiğinde, üzülmeyi bir kenara bırakabilsek.” Boşver ” dendiğinde düşen yüzümüzü o anda toparlayabilsek. ” Düşünme böyle şeyler “ dendiğinde, üzerine yazdıklarımızı beğenmediğimiz için buruşturup küçük bir top hâline getirdikten sonra çöpe fırlattığımız o kağıt gibi, hoşumuza gitmeyen düşünceleri de avucumuzun içine alıp fırlatabilsek, bir daha bizi bulamayacakları bir yere. Fakat ” ne çok şey kaldı içimizde “...                                            

Afîfe ÖZTÜRK 

1 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*