Afife Öztürk yazdı: “BENİ HALİME BIRAKIN”

Kendi halimize bırakılmak gibi bir derdimiz var. Birilerinin, birçoklarının bakışlarını üzerimizde hissediyoruz. Kusur arıyorlar muhakkak, bir eksik, bir fazlalık, yermek için bir sebep…

Derler ki; “arayan bulur.” Böyledir. Arayan elbette bulur. Yürüdüğü yolda çiçek görmek isteyen, çiçek bulmak için yoluna bakan, mutlaka bulacaktır yolunda bir çiçek.

Kusur arayan kusur, maharet arayan maharet bulur. Evet arkadaşım arayan bulur, belasını arayan belasını, mevlasini arayan mevlasini bulur.

Üzerimizdeki bakışlardan sıyrılıp kendi halimize bırakılsak, başkaları yerine kendi kusurlarımıza kendimiz baksak ve sessizce kusurumuzu
güzelleştirmeye baksak.

Olmuyor değil mi?
Olmaz.

Zira insanoğlu yapma-etme denileni yapmanın ve etmenin müptelası. Neden yapma denir bir şeyler için? Hata yapma, yanlış yapma, kötülük etme, nefret etme, çirkinlik yapma ve sair. Yapılıyor arkadaşım, insan hepsini yapıyor, yapıyoruz.

Yine de insan insanı hiç olmazsa bazen kendi hâline bırakmalı. Ki dönüp baksın kendine, baktıkça görsün kusurlarını, yanlışlarını, hatalarını.
Düzelebilir birçok şey, güzele dönüştürülebilir çoğu çirkinlik. Fırsat verilirse…

Ne mümkün! Bütün gözler üstümüzde, kusurlarımız dilden dile. Hatalarımız ve yanlışlarımız her fırsatta yüzümüze vuruluyor.

Kendi halimize bırakılmak gibi bir savaşımız var bizim. Bir şeyleri açıklamak zorunda bırakılmadığımız zamanları gözlüyoruz. Soru sorulmadan sıyrılmanın yollarını arıyoruz konuşmalardan. Değmese tek bir bakış üstüme de rahat ve derin bir nefes alayımın derdindeyiz.

Biz bu savaşı kazanamadık. Kazananı olmadı bu savaşın. Yorulduk, artık bakışları umursamıyoruz, hatalarımızı savunuyoruz. Yanlışlarımızdan ders almak ne demek? Bütün yanlışlarımızın doğru olduğuna dair bahaneler üretiyoruz.

Ne güzel! Kusursuz insanlar olmuşuz artık. Kimse kötü değil, kimse yanlış yapmıyor, kimse haksızlık etmiyor, hepimiz haklıyız.

Ne güzel! Şimdi hepimiz esenlik ve güzellik içinde yaşıyoruz. Bunca kusursuz inansın yaşadığı dünya,kusurlu olamazdı değil mi? Hepimiz mutluluktan ağlıyoruz gizli gizli. Bu yüzden buruk tebessümlerimiz.


Afîfe ÖZTÜRK

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*