Arzu Aytan yazdı: ” Yan Odadaki Arkadaş” ( Hikaye)

18 Ekim 2020 editör 0

YAN ODADAKİ ARKADAŞ Kapı aralığından duyduğu hıçkırık sesine yöneldi. Sokak lambasının vuran ışığından duvar dibinde dizleri üzerine başını yaslamış birinin oturduğunu fark etti. Adımları odaya yönelmeye çalıştı, ayakları bu cesareti gösteremedi. Yavaşça çıkardığı anahtarı çok dikkatli ve olabildiğince sessiz tek hamleyle açıp kapısını kapattı. Sıkan kravatını gevşetip havasız kalan odayı buz kesici bir ayazla doldurdu. Sararmış bardağının içini sıcak suyla doldurup, üzerine kahve ekledi. Pencereye yanaştı şehir perdelerini çekmiş tüm zarafetiyle ona bakıyordu. Boğazından geçen son damla sıcak kahveyi de yudumladıktan sonra buz kesen burnunu çekti sert bir hamleyle pencereyi kapattı. Ceketini çıkarıp yatağa attı kendini, ahşap tavandaki tahtalara gözü ….

Tamer Uysal yazdı:”Aydınlanmadan Postmodernizme”

17 Ekim 2020 editör 0

AYDINLANMADAN POSTMODERNİZME Yeni dünya düzeninin yeni vizyonla ilgili bir iddiası var. Bu da devletlerin uygulamalarının uluslar arası değerlerle norm ve haklar çerçevesinde tespit edilmesi demek. Evrensel ilkeler ise insanla ilgili hakları ve güvenliğin sağlanması yanı sıra sürdürülebilir kalkınmayı da içeriyor. Bu da daha fazla sosyal yatırım, adalet, eğitim ve sağlığa bütçe demek. Örneğin İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde yapılan bir kongrede bir anlamda aydınlanma felsefesinin yeniden yorumlanmasının gereğine dikkat çekilmişti. Buna göre 20. yüzyıl üç temel üzerine kurulmalıydı: Demokrasi, özgürlük ve insan hakları yani eşitlik, adalet. Bu da bunların sağlanması için 2 binlerde daha fazla rasyonel, akılcı sosyal politikalar için baskı, ….

Nilgün Özdemir şiiri:”Kapılar”

17 Ekim 2020 Nilgün ÖZDEMİR 0

Kapılar. Herbiri ardında ne sırlar saklar. Her kapıya özel öyküler, hikâyeler Türlü türlü dertler, kederler, sevinçler. Kapı varsa, insan da var. İnsan varsa, imtihan da var. Her insanın imtihanı farklı farklıdır. Dolayısıyla her evin hikâyesi de farklıdır. Dağına göre karlar. Yüreğine göre sevdâlar. Yaşanılan olaylar bazen benzer olsa da; farklı karakterler, farklı düşünceler, farklı duygular hasebiyle her kapıda bambaşka forma girerler. Tıpkı suyun, girdiği kabın şeklini aldığı gibi. Kapı kapı dolaşır durur dertler. Her kapıda da geldiği yere hürmeti nispetince karşılanır. Tevekkülüne göre ağırlanır. Sabrına göre uğurlanır. Hülâsa, her kapının ardında herkes ayrı bir mücadelenin içindedir her gün. Kimisi suyu ….

Tuğba Şahin yazdı:”Şiir Güncesi 2″

17 Ekim 2020 Tuğba ŞAHİN 0

Eskiden, müferadatımızda  “Güzel Okuma ve Yazma’’ dersi vardı. “El Yazısı’’ da öğrenirdik. Mahkeme davalarında el yazısının kaldırılma talepleri gibi diline ihanet eden Türkçe öğrenmeye karşı bilgiyi niteliksizleştirenlere bazı davalardan vazgeçmeyenlerin de olduğunu yazımda belirteceğim, yürekleri incitmeden, dikkat ederek . Savunduklarım kendi derdimin serzenişleridir. ‘Sönmeden’,’ tüten’ marşımızdaki ifadelerde aldığımız ilkeli duruşumuzda gündeme taşınması gereken Andımız hakkında da aynı duyguları filizlendirdiği için üzerine konuşabiliriz. Kürt Edebiyatından Şair Gülizer’in ‘’Dua’’ isimli şiirinde ‘’bilmiyorum ki Allah hangi dilden anlıyor’’ mısrasındaki dilini korumak, kadına yönelik şiddete mani olmak, toplumsal başka sorunlarda şiiri tercih etmesi fikren önemli bir araçtır. Andımız, ilkokulda her hafta Pazartesi sabahları İstiklal ….

Furkan Bayrak yazdı: “İhtiyar 4 “

17 Ekim 2020 Furkan BAYRAK 0

İhtiyar 4 Derin bir iltihap dolu kuyunun içerisindeydi. Neredeyse boğulmasına az kalmıştı. İltihap seviyesi gırtlağına kadar geliyordu. Kuyuya ilk düştüğü zaman iltihap seviyesi diz kapaklarına kadardı. İhtiyar ne zaman buraya düştüğünü net olarak hatırlayamıyordu. Galiba bir hafta olmuştu. Üstelik çantasında bulunan matarasındaki su da bitmeye yaklaşmıştı. Yanı sıra umutları tükeniyordu ve galiba sağ bacağı da kırılmıştı. Ne olacaktı bilmiyordu. Yoruluyordu da.  Düzenli aralıklarla ancak kendini iltihap içine bırakarak dinlenebiliyordu. Daha sonra ise boğulmamak için ayakta durmaya çalışıyordu. Yetmiyor bazen yüzündeki acıyı kuyu duvarına yansır vaziyette görüyordu. Bu durumu nasıl olurda iyiye yorabilirdi. Lanet olsundu koca dünyada düşe düşe bu kuyuya ….

Pakize Güvenç şiiri:”Diren”

17 Ekim 2020 Pakize GÜVENÇ 0

Diren! Deniz köpürmüş ise sor neden köpüktür başlarMerhamet s’onsuz durak ise yüksek kayalıklara çarpar yollarınıVe sorarım adın aşınmış iken yükseklikten mi doyar kanlı yaşınYapı bozuk, talih ise kemirgen…Haktan yana bir itida var ise direnRücu dedikleri en dalgalı dülgerinde duygularınınAllah de yüreğim batıla yok fermanSüre töresiÖmür yöresiŞal atsan bağrına silinmez geçmişin asr_ı saat gönlünden içmeyen su sesiAllah’tan başka adım yok geçişsizDiren kendinden habersiz direnKendininde sahibine inan ve direnGeçmeyi de kalmayı da yerine göre o’na layık imkan bilÇalmasa da bitişi mümkün sirenler sen kendini ölü bilDiren! 

Arzu Aytan tahlil etti:” Gazap Üzümleri-John Steinbeck

16 Ekim 2020 editör 1

Gazap Üzümleri Roman Eleştirisi Bu eşsiz esere haddim olmayarak bir kaç kelam karalamak istedim. İlk kez 1939 yılında yayınladığında şok etkisi yaratmıştır. Amerika’da otuzlu yıllarda ekonominin çökmesiyle oluşan büyük buhran döneminde, küçük toprak sahiplerinin bankalar ve tüccarlar tarafından ellerinden toprakları alınıp, Koliforniya’ya göç etmek zorunda kalmaları ve orada hayata tutunmaya çalışmalarını konu alan roman. Bir kitabı okumaya başladığım da bitirdiğim süreye kadar, karakterler benimle gezinir. Kafamda, sağımda, solumda onların ruhları dolaşır. Birçok karakter vardır romanda. Aslında hepsi başlı başına tek bir romanı sırtlanacak kuvvettedir. Tom’un cesareti, haksızlıklara baş kaldırısı, beni de cesur yaptı. İnsan çaresiz kalınca ister istemez cesur olur ….

Muhammed Balaban şiiri: “Terk etmek ziyandır adıma”

13 Ekim 2020 Muhammed BALABAN 0

tıka basa doldurulmuş kırıklar taşıyorum kalbim dört odacık değil sanki binlerce odaya bölünmüş asırlık bir yapı  bir dağın başında mı ya da terk edilmiş bir vadi mi bulunduğum yer terk edilmez aslında sevilmiş yerler ve sevilmiş şeyler istilasına uğramış olmalıydı barbar bir kavmin yok yok terk edilmiş olamaz  herkes gitse bile ben kalırdım  kalırdım çünkü terk etmek ziyandır adıma cesaret en rütbeli madalyadır delirmek gerekirdi belki acıdan acıdan acıdan.. gökyüzü delik deşik olmalıydı ve her delikten ümitler yağmalıydı göz bebeklerime  çünkü yıldızlar acıdan delirmiş insanların gökyüzüe sıktıkları kurşunların açtığı deliklerdir. muhammed balaban12/10/2020

Pakize Güvenç şiiri:”Yüreğimin Zarif Yargıcı “

10 Ekim 2020 Pakize GÜVENÇ 1

Yüreğimin zarif yargıçı Yalnız ardıç’ın kökleri saç kıpırtılarıma düşen bir kalp yuvasıÇer çöp aramak ister isenBen yıllardır çuvalı ağzına kadar sızı ile dolmuş bir düğümümCahit ile Zehra’ nın doğumunda kaldı aşktan anladıkları kalbiminÇoğul tek cümlem bile yokHarfin yanında harf olsa cümle kazası oluyor varlığımBüyütürüm her şeyiKalp ütülerVe herkesi çamaşır gibi haddine asarSuretime sadık yıkılırımZarif olgun ve bir  o kadar da buruk bir tebessüm tablosunda harcadılar tüm kalp boyalarımıBoyumun yetmediği her akıntıya ters kapıldımVe aşkın kağnıları hiç geçmedi bizim caddedenAnlarsın yaMethanetsiz bir duyarlılık var  benden kırptığım fotoğraf kütlesinden geçmişime yüzülen  kalbimin kağıdından yunan harfleri gibi çekilenAntikacıları taşlayan ve zamanı kıran bir ….

Serhat Alpar yazdı:”Çürüme Üzerine”

10 Ekim 2020 Serhat ALPAR 0

Çürüme Üzerine   “Bir toplum kendi özündekini değiştirmediği sürece, Allah onların durumunu değiştirmez”(Rad-11)      Toplumu oluşturanın birey olması hasebiyle ,bireyin taşıdığı özellikler topluma da yansır.Birey, durağan ve kendi çizdiği sınırlar içinde yaşarsa toplumda da aynı özellikler baş gösterir.Bu açıklamaları göz önünde bulundurduğumuzda ,yukarıdaki ayette geçen toplum  kelimesi yerine birey kelimesini koymamız ,yani şöyle:” Bir birey kendi özündekini değiştirmediği sürece ,Allah onun durumunu değiştirmez.” yanlış olmaz.Değişim bireyin kendisinde başlar ;toplum, birey düşünsel olarak hareket ettiği sürece çürümekten kurtulur.Birey kendi fikirlerinde ,yaşantısında ,inancında, benliğinde  değişime açık olmalı ki , çürümekten kurtulup yeryüzünde var olmayı ,elimine olmamayı sürdürebilsin.         Entropiye göre madde düzensizliğe ….