Başak Arslan tahlil etti:” Bilinmeyen Adanın Öyküsü/Jose Saramago”

30 Nisan 2020 editör 0

İnceleyen: Başak ARSLAN Yazar: Jose Saramago Kitap: Bilinmeyen Adanın Öyküsü      KENDİNİ ARAMAK Kitapla okur arasına girilmez derler. Ve her kitap okurla yeniden yazılır. Bilinmeyen adanızı keşfetmeye hazır mısınız? Bilinmeyeni keşfedebilmek için her şeye rağmen bilinmeyen adalara varmak gerekir.  İsmi olmayan bir ülkede ismi olmayan insanlar arasında geçiyor öykü. Bilinmeyen adaların kalmadığına inanılan bir zamanda bilinmeyen adayı arayan bir adamın hikayesi. Adam kralın kapısını çalıyor. Kral bilinmeyen hiçbir adanın kalmadığını, tüm adaların keşfedildiğini söylüyor. Bilen olsa zaten bilinmeyen olmazdı öyle değil mi? Ama adam ısrarcı. Günlerce sarayın dilekler kapısında sabahlıyor. Kral sırf adamı başından savmak için ona bir tekne veriyor. Bu ….

Selçuk Serçe’nin ‘Dengeli Dengesiz’ isimli şiir kitabı Sokak Yayın Grubu’ndan çıktı.

29 Nisan 2020 editör 0

Selçuk Serçe’nin ‘Dengeli Dengesiz’ isimli şiir kitabı Sokak Yayın Grubu’ndan çıktı. Selçuk Serçe’nin ‘Dengeli Dengesiz’ isimli şiir kitabı Sokak Yayın Grubu’ndan çıktı. Eserinde yalın bir dil kullanan yazar, “Gönülden dile, dilden kaleme dökülen bir yolculuk bu… Bana eşlik etmek isteyen tüm şiirseverler için kitabım artık satışta” açıklamasını yaptı.

Yunus Emre Gürünlü şiiri:”Ruh İklimi”

28 Nisan 2020 Yunus Emre GÜRÜNLÜ 0

RUH İKLİMİ O yer mi bize uzak Bu kızıl mavi gökler mi daha yakında Sonsuzluk çepçevre sarılmış kızıl ufukta Güneşi batırıyor akşamın son kızıllığı Kehkeşanlardan milyonlarca yıldız kümesini Alıp taksam gök kubbe ile başına…                    *** Budur işte desem senin yıkılmaz tahtın ve saltanatın Döndürsem küre-i arzı eteklerinde Yakarışlarım dindirse kopan tufanı Yer-gök hep bir olsa bu boş düzlükte Yalnız acı bir çığlık yükseliyor şimdi göğe Uzanıp tutsa ellerimden tan yerini ağartan gökler Çekiverse beni o sonsuz bilinmeze Yunus E.GÜRÜNLÜ

Naz Bektaş yazdı:”Doğa ve Kendimizle Savaş”

28 Nisan 2020 Naz BEKTAŞ 0

DOĞA VE KENDİMİZLE SAVAŞ        Bilinç düzeyi düşük olanlar; hayatı sadece bedensel hazları; yemek, içmek, seks…vs için yaşar… Epikuros Felsefesiyle bağdaştırmamak gerek bu haz duygusunu. Zira Epikur, bedeni acılardan uzak tutmayı amaçlamıştır. Haz için her yol mübahtır, diye bir söz etmemiştir.       İyilik yapmak, vicdan sahibi olmak, kendini geliştirmek, yeni şeyler keşfetmek, kendini aşmak, kendine yetebilmek, asalak olmamak, kendiyle ve diğer insanlarla özgürleşmek,  evrimleşmenin en bariz göstergesidir…      İlkel bireyler, sadece kendi ihtiyaçları doğrultusunda dünyayı değerlendirir ve davranışlarını bu doğrultuda ayarlarlar. Hırsları uğruna kendilerini ve çevreyi zehirlemekten kaçınmazlar.         İlkel bireyciliğin en başında,  iktidar  ….

Esma Gülaçar yazdı:”İtibarsızlaştırılan Erdemler”

28 Nisan 2020 Esma GÜLAÇAR 0

İTİBARSIZLAŞTIRILAN ERDEMLER   Duyarlı olmanın acizlikle, iyi niyetliliğin ahmaklıkla, cömertliğin savurganlıkla, dürüstlüğün patavatsızlıkla, hoşgörünün saflıkla sıkça karıştırıldığına tanık oluyorsunuzdur. Peki bu kavramlar neden karıştırılır?  Bu ve bunun gibi pek çok kavramın daha olumsuz kavramlarla özdeşleştirilerek zayıflatıldığını, değersizleştirildiğini görebiliyoruz. Ortaya koymaya çalıştığımız erdemler bir şekilde basitleştirilip itibarsızlaştırılıyorsa orda durup düşünmek gerek.Dikkat edin özellikle aile /akraba ilişkilerinde  Kurnazı, yalancısı ve sinsisi akıllı, eli sıkı ve cimrisi akıllı, bencili akıllı diye nitelendirilirken doğruları ortaya çıkaran, yalan söyleyemeyen, içten pazarlıklı olmayıp hüsn-ü zan ile hareket eden saf ve ahmak olabiliyor. Unutmayalım  ki doğruları yaşayıp yaşatmak için gösterdiğimiz çaba, doğruları ezip geçerek yaşamaya alışmış kişileri rahatsız ….

Tuğba Şahin yazdı: “Çocukluğun İçin Teşekkür Ederiz”

26 Nisan 2020 Tuğba ŞAHİN 0

“Benim yazı alemine resmen girişim bu günlerde başlar. Hep içimde Tevfik Fikret’in ünlü ‘SİS’ini tekrarlıyor, İstanbul’un üstünü saran o, inatçı, o durmaksızın artan sisin savrulup gittiğini düşlüyorum. Evet ruhlarımız yeniden doğmuştu. Tevfik Fikret’in başta olduğu Tanin gazetesi o zaman çıkmaya başladı. Bu gazete Edebiyat-ı Cedide yazarlarından ünlülerini toplamıştı.Salih Zeki’de oraya bilimsel şeyler ve makaleler yazıyordu. Ben de o gazetesinin edebiyat kısmında yazı yazmaktan büyük bir zevk hatta gurur duyuyordum. 1908-1909 yılları arasında. Tanin koleksiyonu okuyanla o tarihte memleket içinde ve dışında olay ve gidişler hakkında köklü bir bilgi edinebilirler’’ Halide Edip Adıvar-Mor Salkımlı Ev Dün akşam epeydir konuşmadığım bir araştırmacı ….

Sümeya Samıkıran şiiri:”Kazf Haddi”

23 Nisan 2020 Sümeya SAMIKIRAN 0

Kazf Haddi Ey yerin ve göğün Rabbi Nedir bu alnıma sürülmüş kara leke Hangi kilisenin aforozuyum? Bana kalsa, sığmaz yüküm mahşere Bir meşenin ortadan ikiye çatlamış gövdesinin koluyum Ciğerim abartısız pare pare Bir gam bir keder düştü sineme Ey gök yarılıp düşmeye mi azmettin üstüme? Rahmet rahmet diye çığlıklar atar böcekler kefenimde Oysa yeryüzünde bir konak biçilmiş kaderime Hangi iki dağın arasında kalmışım, Hangi vadinin kurumuş yanıyım? Kaldırılmayacak yük mü yüklendi yüküme? Kazf haddi mi biçildi dilime Ey varlığın ve yokluğun Rabbi Varolamayan benliğimi yok etmek ancak senin elinde. Sümeya Samıkıran /Sivas/24 Haziran 2018

Mustafa İdris şiiri:”Dilruba’ya Şiirler-1

22 Nisan 2020 Mustafa İDRİS 0

I. Sen mutluluk şarkıları dinlerken kulaklarındaBen ölümün parmak uçlarında gezerdim DilrubaGözlerinden şiir akan çocukların ürkek sesindeYitik bir mazinin destanını saklardım DilrubaHer bir vadide bir eşkiyanın sesi yankılanırHangi ele uzansam bir ejderha oluyor anidenKadim sevdaları mazide unutulmuş sanmaTenhalarda sessiz sessiz ağlamışlığım çoktur benimBen defelarca merhem sürdüm çatlamış ayaklarımaOysa sen bu yokuşu hiç tırmanmadın Dilruba II. Sen tararken zülüflerinin tellerini birer birerBen kirpik uçlarımda dünyayı sulardım DilrubaVefasız bir cellatın baltasında idamı beklerkenHazanmış anladım, gül bahçesi diye bildiğim DilrubaYıldızlar kayar göğümden her gece sayısızcaHayata meydan okuyan meşaleler yanmıyor artıkHangi asırdan gelmiş bu mahsun, bu mazlumÖrtüsü altında gözlerinden kan damlayan kadınlarSen rüyanda, serin bir ….

Yunus Emre Gürünlü şiiri: “Ruh Yangını”

21 Nisan 2020 Yunus Emre GÜRÜNLÜ 0

RUH YANGINI Acı bir çığlık koparıyor Yerler ve gökyüzü Bilmem bu çalan hangi senfoni  Sazım da kimsesizlerin  Yürek yakan tınısı  Bilmem bu hangi ayrılığın acısı. *** Şimdi ufuğu çepeçevre sarmış bulutlar Dumanlı dağlarına sırtını dayamış güneş Dilimde sonsuzluk bestesinden  Unutulmuş bir nağme  Ellerimde dirilteceğim tabiat nerde  Şu kukumav kuşlarına bak Menekşeler boynun bükmüş saksılarda Toprak anayı diriltecek o ilahî tılsım nerde         *** Tik-taklar takılıp kaldı buzlu duvarlarda Dönse kaînat eskisi gibi başımızdan  Aksa zaman bir çırpıda avuçlarımızdan Yüzün dönse güneş ısıtsa içimizi  Aydınlansa ruhumuz o ilahî nurun sırrıyla…         *** Mazide mi kaldı dersin, o güldüğümüz günler ….

Afife Öztürk yazdı: “Her şeye rağmen”

21 Nisan 2020 Afife ÖZTÜRK 0

HER ŞEYE RAĞMEN  İnsan sevmemeyi sonradan öğrenir.Öğretirler.Herkese içtenlikle gülerken, artık herkese gülmemen gerektiğini öğrenirsin. Kimse kırılmasın diye, kendi kalbini incittiğini ve bunun kimsenin umrunda olmadığını gördüğün o an, uzaklaşmayı öğrenirsin.İyilikten başka bir şey bilmeyen kalbin, kötü ihtimallerin varlığını da öğrenir. Hayatına giren her insan  bir şey öğretir. Büyürsün. Öğrendikçe dengeyi sağlarsın.Kimi sevmeli, kimi sevmemeli bilirsin. Kime yakın olmalı, kimden kaçmalı bilirsin. Kim doğru, kim yanlış anlarsın.Sonradan öğrenir insan, ‘insan’ neymiş, nasılmış?… Okuyarak, dinleyerek, başkasında görerek öğrenemezsin bunu, ancak yaşarsan öğrenirsin. Kırılarak, üzülerek, hayal kırıklığına uğrayarak, yanılarak öğrenirsin.Öğrenmek yorar insanı, yorulursun.Ama biliyor musun?Bunların hiçbiri sevmeye olan bağlılığına zarar vermiyor. Ne olursa ….