İkram Kurt şiiri: ” Tepeden Tırnağa Sevdim “

28 Ekim 2019 İkram KURT 0

Tepeden tırnağa sevdim senin Öyle lafın gelişi de değil Önce yay misali kaşlarını sevdim. Baktıkça,yüreğimin bam teline değdin. ** Kirpiklerini sevdim örneğin Her kırpışta  Ömrümden de kırpıverdin. ** Gözlerini mesela… Kahvesinden koydun yüreğimin fincanına Kırk yılımı mühürledin .** Sonra ağzını sevdim. Dediğin her cümleyi kutsadım Her harfine bin anlam yükledim. ** Köprücük kemiğini sevdim Manzarası yüzün bakmaya doyamadığım Düşersem yüreğindeyim Düşmeye korkmadığım. ** Kalbini sevdim On iki çift kaburga arasına hapsolmuş  O eşsiz dünyayı bir ayrı sevdim. ** Ellerini sevdim. Kafamda ki öbür kadınları boğazlayan O meşhur katilleri çok sevdim. ** Ve ayaklarını Attığın her adımı Bastığın her sokağı Döndüğün ….

Begüm Burak yazdı: “Didem Madak “

28 Ekim 2019 Begüm BURAK 0

Modern Türk edebiyatında “kadın şair” denince akla gelen en önemli isimlerdendir Didem Madak. Genç yaşta yakalandığı amansız hastalığa yenilen Didem Madak kendi deyimiyle “ütüsüz ve buruşuk bir ruhun” şairidir. *** “Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca;  alt katında uyumayı bir ranzanın,  üst katında çocukluğum…  Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden,  ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı;  aşk diyorsunuz,   limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!  -Siz Aşk’tan N’anlarsınız Bayım? – Didem Madak Hayatı 1970 yılında hayata gözlerini açan Madak 38 yaşındayken kolon kanseri sebebiyle hayata gözlerini yumar.Annesi vefat ettiğinde Didem Madak 12 yaşındadır. Madak’ın şiirlerinde annesine olan hasretin izlerini görebiliriz: *** On dört yaşındaydı ruhum bayım ….

Gülüm Çamlısoy yazdı: ” Nokta-Mektup “

28 Ekim 2019 Gülüm ÇAMLISOY 0

“Benim tereddütsüz bağlı olduğum şey sen değilsin, yazmak. Yazarken seni hiç düşünmüyorum. Aynı biçimde senin bağlı olduğun da ben değilim. Yazdıklarım.’’ (İ. Aral) Bir kâbusu sonlandırmak niyetindeyim ve basmakalıp hayatın dışına seğirtip hayatı dayanılır ve yaşanılır kılmak. Göğün örtüsünü mecburen kaldırıyorum ve sadece içimdekilere odaklanıyorum üstelik yaptığım hatanın ne olduğunun da bilincindeyim ve bu yüzden lütfen okuduklarınıza odaklanın asla yazının sahibinin kim olduğuna değil ve evet, ne cinsiyetim ne yaşım ne de aldığım eğitimler önemli an itibari ile çünkü ben yaş alsam bile yasımı dahi sonlandırıp sayfaya odaklanıyorum ve odaklanmalıyım da. Girift bir hazne benimki sözcüklerin destursuz değil edepli olması ….

Şener Beyter şiiri: ” Resimler “

28 Ekim 2019 Şener BEYTER 0

Resimler ne çok şey söyler bakmasını bile Uykusu kaçana ya da özleyene Solan artık ümitler de Acıyan kaybolan günlerde ** Dilsizdir acı derinde duyulur Hiç konduramadıklarımız bırakıp bizi   Kuraldır en yakınında olur suçlu Ah şu resimlerin donuk gülümsemesi Şener Beyter

Selvi Yıldırım şiiri: ” Unuturum “

28 Ekim 2019 Selvi YILDIRIM 0

Ben seni unuturum da Bitmedi kadehler Bitmedi şarkı Şahitler çekip gitmedi Yağmurlar dursun da öyle unuturum Yaşam devam ediyor Savaşlar sevişmeler Acılar devam ediyor Bombalar patlıyor kentin orta yerinde Çocukların gözleri kapansın da öyle unuturum Ben seni unuturum da aslında Zalimler iş başında Sömüren sömürülen garipler suskunlar Dilenir savaş kadınları Birkaç kuruş biriktirsinler de öyle unuturum Yaprağından ayrılır dal Kavga eder kedilerle köpekler Karıncalar yem arar Kuş avcıdan kurtulsun da öyle unuturum Ben seni unuturum unutmasına da Sen ben şarap bir araya gelsin de öyle unuturum..

Sümeya Samıkıran şiiri: ” Vaka-i Vakvakiye”

26 Ekim 2019 Sümeya SAMIKIRAN 0

Ey yaşatan! Yaşamak dedikleri bu kof muharebe Küflü bir hançer gibi, boş bir saçma gibi asılı bende. Doğar doğmaz kucağına döküldüğüm merhamet Danton’u koklattı bana, kendisi Robespierre. Dedi ki bilinçsizlik atmosferinde bilinç bir hatadır. Yanılıyorsun demek istedim; dedim ve yanıldım Şimdi bu ucuz silahlarla köşeye sıkıştırmışken beni Onunla çarpışmak ucuzluğun daniskasıdır. Fikrim! Fikrimi rahim belledi duygularım Oysa neden şimdi aristokrat kesildi aklım? Su yoksa şarap iç diyor bana kaleliler Goethe’nin övgüsüne mazhar Baki miyim ben! “Neden, neden” diye bir yankıya ihtiyacı yok sesimin Dosdoğru cevapları hediye etti bana her asırdan bir şair Şimdi bu üzerime kopan tufanda İkna etti beni ….

Talân Ayşe Kanca şiiri:” Hiçlik Makamı”

24 Ekim 2019 Talân Ayşe KANCA 0

İçimde hoyrat bir kadın, Bağırıyor avaz avaz… Kor olmuş yüreğine arıyor bir vuslat!. Yürüyor caddede adamlar… Adamlar umurunda değil ki kadının!. Aradığı bir göz oda, Odada bir küçük yatak; Yatakta güzeller güzeli bir çocuk!. İçinde büyüyor kadının acı, Ne vakit ekilmişti bilmeden, Işkın veriyor durmadan… Görenler gözlerine çekmiş perdeleri, Herkes hallice iç güveyinden!. O çocuk gökyüzü kadar mavi, Ağaç kadar yeşil, Barış kadar güzel… O çocuk var!. Varol çocuk; Kim sıktıysa ilk kurşunu ona çevir yüzünü Sonra kim sildiyse gözyaşını, koş sarıl minnetle… Kim ağlattıysa sil hatırından, Kim güldürdüyse, ellerinden tut!. Varol çocuk; Şiirlerde olmasın sade mutluluk!. Dizelere sığmasın sevinçlerin, ….

Gülüm Çamlısoy yazdı: ” Yarım kalan çığlık-mektup “

24 Ekim 2019 Gülüm ÇAMLISOY 0

‘’Ölüm sessizliği, toz ve küf kokan evden ayrıldıklarında seviniyorlar canlıyız diye. Çürüyen an’larda, bu evlerden çıktıklarında canlı olduklarına sevinen küçük insanlar… Yavaş ve sıradan tükenişin trajikliğinde, figüranı oldukları ve kendilerine verilmiş rolleri oynadıkları o büyük tragedyanın, oyunun farkında bile olmayan küçük insanlar. Bir tek güneşten utandım hayatımda.’’ (Alıntı) Bir canlı olduğuna ihanet ediyor ruh ve tutuşan tozları yalnızlığın… Reşit imler tehdit ediyor ses duvarını belki’lerin yükümlülüğünde şiir giyiniyorum gece gündüz. Kendime ithaf etmediğim şiirler ve sadece Yaradana itaat ettiğim su götürmez tek gerçek. Gözlerim fırlıyor yuvalarından oysaki az evvel yapmıştı yuvasını yaralı kuş bir de mevsimin sönen feri… Bir lanet. ….

Mustafa İdris şiiri: ” NAAT “

23 Ekim 2019 Mustafa İDRİS 0

I- Geceyi zorlarken kanlı gözlerimin kepenkleri  Izdırap yankılanır kalbimin dört duvarından Sıddıki bir söz yankılanınca göğsümün siperinden Belki bin Nevfel dirilir uzakta ki mezarından Metastaz fikirlerle intizarı yitmiş sabahların  Tüm nuru karanlıkta kaybolmuş gecelerin Kanatlarında umutlarını boşaltır bir kuş  Yürümekle biter mi sanki bu yokuş II- Uzun bir yolculuktan dönüyorken sen Taif rüzgarlarıyla savruluyordu saçların  Yüzünde; yüz karası taşlardan kalma izler Ellerinden tutmuş ağlıyor seninle bir cengaver Gözlerinden yayıldı tüm insanlığa bir bulut Kim bilirdi bir hurmada saklanmıştı umut Hangi ölümün ayininde bekler şimdi Rüzgarların bile saçlarını okşamadığı çocuklar Geceleri hep aynı korku hep aynı kabus Biter mi bilmem yüreğimde ….

Yusuf Yılmaz yazdı: “ÖLÜ ELBİSESİ ” (Öykü)

22 Ekim 2019 Yusuf YILMAZ 0

ÖLÜ ELBİSESİ Hayat aynı durağan haliyle dün bıraktığımız öğrenci pansiyonu odası sohbetlerinden artan kalanlar ile başladı. Dışarıda esnaflar, lüks dükkan sahipleri, işçiler ve memurlar beraber döndükleri çarkın dişlisinde yoruluyorlardı. Çocukların oynadığı parklara, iki laf edilen kafelerin üzerine çöken sessizlik misafirdi. Kimse farkında değildi. İkindi vaktini belli eden gölgeleri bile yoktu artık. Yaprakların vedası, kuşların göç telaşı biteli aylar olmuştu. Havuç burunlu soğuk adamlar kömürden gözleriyle selamlıyordu insanları.             Yine işe gitmem gereken güzel bir pazartesi. Evet, yanlış anlamadınız haftanın ilk gününü çok seviyorum. Okula gitmemek için nazlanan çocuklar gibi davrananlar, hiç parasız kalmamıştır, büyük bir ihtimal. Bu bendeki sevgi, şükür ….