Aydan Yıldız Güneş’in kaleminden ” SAATİN HİKAYESİ”

31 Temmuz 2019 Aydan YILDIZ GÜNEŞ 0

         Saniye Hanım            Bizim saniye Hanımı herkes tanıyor sanıyorum. “Oda kim” dediğinizi duyar gibiyim. Fakat hikâyesini dinleyince; “aa, o saniyeden mi bahsetmiştiniz” diyeceğinize adım gibi eminim. Hadi şimdi gelin hikâyeye şöyle bir göz atalım. Aile fertlerini iyice bir tanıyalım. Nerede oturuyorlar, ailede kimler var ve neler yapıyorlar, kaç kişiler? tek tek öğrenelim isterseniz.          Bizim aile tamı tamına yetmiş sekiz kişiden oluşmaktadır. Bir hayli renkli, oldukça zevkli, güzellikte, birbirine vazgeçilmez bağlarla bağlı olan mükemmel bir ailedir. Her yaptıkları iş, bir düzen içindedir. Hiç bir işi düzensiz, disiplinsiz yapmazlar. Tüm yapacaklarını saatle, dakika dakika, saniye saniye işleyerek yaparlar. Oturdukları ev ahşap ….

Yunus Emre Gürünlü’nün kaleminden bir “İSTANBUL ” şiiri.

29 Temmuz 2019 Yunus Emre GÜRÜNLÜ 0

İSTANBUL Bir kadın var Beni bana anlatan Mısraları öksüz Şiirleri yetim bırakan *** Bir kadın var Sukut-ı hayal ettiren Manadan münezzeh Şairi dile getiren *** Bir kadın var Yedi tepesinde yanar yedi kandili Dolamış boynuma kollarını Âhüzâr ettirir sevgili *** Bir kadın var Mavisi en mavi İçinde saklı hazine Çığlıkları deler geceyi *** Bir kadın var Kaldırımların öksüzü Rahmeti’nden ümidvâr Delinir şimdi gökyüzü *** Bir kadın var Evleri naftalinden rutubet Bir kadın var İsmi Dersaadet           Yunus E.GÜRÜNLÜ 28/07/2019

DeNiz ‘in kaleminden: “Bİ DÜNYA PETRA “

25 Temmuz 2019 DeNiz ... 0

Koparak düşüyorum günlerdenDışarısı içeriden hep daha sıcakKaramsar düşlerin aşksızlığındanÜşüyen şeylerle soğuyorum içten dışa Marifet,Aşk şiiri yazmak değilMarifet,Bir yumruğa aşk ile kafa tutmaktırİş’ki,Şiiri aşka sevdirelim. Ah! Beyim…Ömür dediğin yaşlı bir ayakSen de sağ, ben de solOrtada bir duble rakıOrtada bir duble yol  Tüm boşluklarımızdan sağanak yağmalıÇok kirliyiz…Öfkeyi kine katık edenlereUmutsuzca çiviliyorum derinlerimi Az bir nefes alsamCiğerlerimden utanırımbunca ölümün ortasında Bazı ölüler ÜÇ bilemedin BEŞ yaşındaAramızdaÜçün Beşin lafı olmuyurUtanıyorum! İnsan!Sözleri kalbinden büyümeyen çoğunlukEğreti iyilik cümlelerini birer birerSilebilmeli Sessizlik olsun birazÇok ama çok itibarlı sözlerinizdenYorgunum… Zaman hep bitiyorZaman kıyılarımdan çekiliyor Ah! Beyim…Görebildiğiniz kadar benim sahilimGözlerinizleİşte böyle aldanıyorsunuzGökyüzü ve bulutlarıBakışınızda taşıdığınız için Sade bir yürek gerekFilistin askısındaHepimiz birer birerAldatılmış çocukluğumuzun‘’Arap’’ sabunu ….

Çetin Altungüneş’in kaleminden: ” LEONİD MARTYNOV

24 Temmuz 2019 Çetin ALTUNGÜNEŞ 0

LEONİD MARTYNOV Kızının resmini yapıyorduRessam.Ama kızı,Ay ışığı gibi,Süzülüp kaçtı tablodan,Oğullarının resminiYapmak isteyince bir de baktı kiAlabildiğine uzanan bahçeler yapmışVe bir de bülbülBahçelerin içinde.Haykırdı dostları hep bir ağızdan:”Bir şey anlamadık biz bu tarzdan!”Beni tanımıyorlar, dedi kendi kendine,Ve oturupKendi resmini yapmaya karar verdi.Ve bir ışık süzüldü karanlıklardan…Görür görmez haykırdılar”Biziz bu yaptığın!”Bu şiir, 1905 doğumlu Rus şairi Leonid Martynov’un ”Ressam” adlı şiiridir. Bir demiryolu memurunun oğlu olan Leonid Martynov, ilk şiirlerini 1921 yılında yayınlamaya başladı. Bu şiirler, şairin düş gücünün atılganlığıyla dikkati çeker. 1930’larda tarihsel baladlar yazdı. Folklor ve etnografi bilgisinin temel alındığı bu şiirlerde Rus Halk şiiri vezninin bazı eski biçimleri kullanılmıştır. ….

Ahmet Fatih Sarıkaya şiiri: “KÖR VAKİTTE BOZKIRDA”

22 Temmuz 2019 Ahmet Fatih SARIKAYA 0

Kör vakitte bozkırdaBir dere varHer şey susmuşBir o yalnız oAkar akar akarSanki hiçliğe doğru Kör vakitte bozkırda zihnim Gecenin karanlığından beslenirdi Ve ay yetmezdi parlatmaya Köhne kuruntularımı Kolay olmayacaktı hiçbir şey Üstelik şimdi Kıvrılan patikadan gelmek sana Nasıl istedimse öyle olmadı Çünkü bu dere nasıl hiçliğe sızıyorsa Aklım da öylece sızıyordu Bir susturamadım Gökteki uğultuyu Vurdumduymaz kurtların Bozkırda caka satışını susturamadığım gibi Ellerim ve tırnaklarım Kılıç gibi olsun isterdim Ve şu uğursuz vakti Orta yerinden deşsin İçimde bir şey kıpırdıyor Sanarsın koca bir ordu Savaşa hazırlanıyor Şu kör vakitte Sebebsiz evet sebepsizcesine sorardım Söğüt, kavak ve çam Yerden bitme küçük ….

Aydan Yıldız Güneş yazdı: “HAŞİYE ARIYORUM “

22 Temmuz 2019 Aydan YILDIZ GÜNEŞ 0

Nerede? Çocukluğumun Kemalettin Tuğcuları,  Ömer Seyfettinleri, Yahya Kemalleri, nerede o kolay anlaşılır cümleler? Özümden kopan sözlerle nakşeden kelimelerin yerini, şimdilerde edebiyat yapma uğruna, birbirine girmiş ve bulmaca gibi çözülmeye namzet cümleler yer almış sanki. Adeta beynimi zorlamak için yazılmış gibi, kendi kendime sormaktan alıkoyamadığım bir durum yaşıyor gibiyim. Düşünüyorum da; “yazar şunu mu demek istiyor diyorum”?                                                                 “Ben yazayım, edebiyatın içinde yazdıklarımı bir güzel işleyip saklayayım, anlayan anlasın anlamayan çözmeye çalışsın. Ben zor biriyim sıradan biri değilim beni anlamak zordur, söylediklerimi çözebilmek için iyi bir zekâ ister, sıradan insan beni anlayamaz.”  Demek iste  gibi yazıyor sanki. Ha! Edebiyat yapılmasın mı? Tabii ….

Sakıncalı Piyade şiiri: “MUTLAK”

21 Temmuz 2019 SAKINCALI PİYADE 0

Mutlak sıfıra doğru… Yakılsın denildi şehirler  yakıldı Etekleri zil çalıyordu tramvayın peşi sıra O’nun  kurşun döküyordu biri üç gün öylece yatsın yanıma dedim Dökülüyordu ellerim ellerimi gün görmemiş bir küfür gibi savurdum oradan oraya.  Ta ki değene değin avuçlarınıza  Düne sustu  karartma gece ağlayan çocuk yangınsız yatıyordu  ben yarsız  Ben aynı yüz ifadesiyle yüz adını öptüm kadın geçmedi.  Uyuyordum  Gök açık  göğüm ayaz  güğümlerde su ısıt  Önce soy  sonra soyun beni  ellerim gibi çıplak ayakların.  Düşüyoruz ve mutluyuz gibi sanki  mevsim buğulu  huşu içinde  Doksan dokuzuncu katın dokuzunda ki pencere kenarında  sabahlamış gibi  hissediyorum kendimi  şöyle inceden sevişiyorum sesinle Sesim sana ait bu güzel.  ….

DeNiz yazdı: ” KARA KUTU “

20 Temmuz 2019 DeNiz ... 0

KARA KUTU Yağmur biterken ıslak şeyleri sever sakince rüzgar. Sağanaktan sağ çıkmış bulutlar, gökyüzünün tüttürdüğü sigaranın dumanının keyfini asarlar maviye. Cansız şehir objelerini yıkayan yağmur birkaç ağacın gövdesine dokunabildiği için şanslı hisseder. Canlı şeyleri şehirler pek sevmezler. Bir ormanın uğultusundan ağlayan yaşam unsurlarının seslerini duyabilirsiniz. Tam da baktığım pencereye dalları ile dokunan ağaçların yardım çığlıkları gibi. Doğa bizi sevmiyor… Ölgün ruhlarımızın anlık zevklerin alıcısı olduğumuzu bildiklerinden beri sevmiyorlar bizi çiçekler. Karanlığın tövbekar günden alacağı olmalı. Yoksa günahların saatlerle işi olmamıştır. Saatler bizim yaşlanan bedenlerimizin müziğidir sadece. O bedenler ki yabancılaşmış ruhlarına bile ağır gelirken her nefes arasında ölümcül gazlarını doğaya ….

M.Nihat Malkoç yazdı: ” ŞAİR ABDURRAHİM KARAKOÇ’UN ARDINDAN… “

19 Temmuz 2019 M.Nihat MALKOÇ 0

Ölümle birlikte hayatın kepenklerini kapatırız farklı bir boyuta geçene kadar… Fakat insana verilen sonsuz yaşama arzusunun elbette bir karşılığı vardır ötelerde. Lezzetleri acılaştıran ölüm, en büyük adalettir aslında… Zira hiç kimseyi ıskalamaz. Makamımız, mevkimiz, şöhretimiz, zenginliğimiz her ne ne olursa olsun o, vakti gelince mutlaka uğrar kapımıza. Efendi-köle ayrımı yapmaz. Ölen kişi bir yanımızı da alır götürür beraberinde, ortak hatıralar toprağa taşınır bir anlamda. Dünyadaki kişi, ölen dostuyla birlikte ortak paylaşımlarını da toprağa gömmenin derin acısını ve sızısını yüreğinin derinliklerinde hisseder. Bu durum, geride kalanların acısının katmerleşmesi neticesini de beraberinde getirir.             Ölüm, diriler için bir ayna hükmündedir. Ölümlere üzülmemiz ….

Özgür Günsay yazdı: “MEHMET AKİF’İN RECA MAKAMI: ÂSIM! “

18 Temmuz 2019 Özgür GÜNSAY 0

Her şairin bir Leylâsı vardır. Bazı Leylalar birkaç şair tarafından sevilmiş ve şairler onlara hem öğüt verip hem de örnek olmuşlardır. Necip Fazıl’ın ‘Büyük Doğu Gençliği’,  Sezai Karakoç’un ‘Diriliş Nesli’ ve Nurettin Topçu’nun ‘Beklenen Gençlik’, Mehmet Akif Ersoy’un ‘Âsım’ tahayyülü ile aradığı nesiller kendilerine birer Leyla olmuşlardır. O’nun Asım’ı her türlü işlerinde gündelik hayatında İslami duruşundan hiç taviz vermez. Bütün şairler de Mehmet Akif gibi Leylasına ‘durma, git!’ der. Sezai Karakoç: “Tırmandığını unuttunsa öyle duracağına düş ve yeniden tırman; durmaktan daha iyi bu. Ot gibi var olacağına öl ve yeniden diril.” (Karakoç, 1976; 24) Akif de, git, diyor Leyla’sına. Geçmişine ….