Esma Gülaçar yazdı:” Bir Vicdan Taşımanın Zorluğu”

25 Şubat 2020 Esma GÜLAÇAR 0

BİR VİCDAN TAŞIMANIN ZORLUĞU Kolaydır duyarsız olmak, boş vermek,  hep kendini düşünmek.Yıkmak kolaydır mesela tahrip ettiğini tamir etmeyi düşünmeyenler için. Kaçmak, yok saymak kolaydır. Zor olanı kim seçer peki?Elini taşın altına koyabilmeyi, yıkılmış olanları yeniden tamir etmeyi, kendinden ödün verip karşılık beklemeksizin fedakarlık yapmayı, yaptığı her hatanın sorumluluğunu alabilmeyi? Tüm bunları yapmayı seçenler elbetteki vicdan sahipleridir. Vicdanlarının yaşatacağı azap vicdan sahiplerini can yakmaktan öylesine güçlü bir şekilde alıkoyar ki onların bir başkasının canını kasten yakmaları mümkün olamaz hale gelir artık. Vicdan ne güzel bir zırhtır zulme ve adaletsizliğe karşı.     Vicdandır kainatın hassas dengesini koruyan, korkudan titreyen yürekleri ısıtan, ümitleri diri ….

Yazarımız Talân Ayşe Kanca’ın yeni şiir kitabı “Bir Adamlık Yer” okuyucusuyla buluştu..

25 Şubat 2020 editör 1

Değerli yazar/şair Talân Ayşe Kanca’ın yeni şiir kitabı “Bir Adamlık Yer” okuyucusuyla buluştu..Samsun’da gerçekleştirilen Tüyap Karadeniz Kitap Fuarı’nda okuyucularıyla bir araya gelen yazar, aynı zamanda şiirlerini seslendirdi. Yazarımız kitapta 100 şiire yer vererek bu alanda edebiyata büyük katkı yapmış olduğunu görmekteyiz. Okuyucusuyla güzel bir iletişim kuran yazar bunu şöyle ifade ediyor: ” İyi ki, şiire düşmüş yüreğimi gelip kaldırmaya gönüllü oldunuz, iyi ki kıl payı gelişimiz ve kan ağlaya ağlaya gidişimiz arasında şiire yoldaş oldunuz.” Cümlelerinin okuyucusunda mısra mısra nakşolmasını diliyor yazar ve hasretle vuslat arasında gidip gelenlere sesleniyor. Önsöz: Bütün mevsimlerin tükendiğini ve bir o kadar kelamın eriyip gittiğini ….

Pakize Güvenç şiiri: “Soyadına yaraşır bir doktora… Esenyel ‘e”

21 Şubat 2020 Pakize GÜVENÇ 0

Soyadına yaraşır bir doktora… Esenyel ‘e. Gözlerinin kubbealtında incir reçeli bir yara tartışılıyorken,Özümün çekirdeğinde dübeyit belirtili mısranın biriIlık bir akıntıyla silintilinebilir. Saçlarındaki bağbozumundan gelen kokuyu,Östaki borumdan münezzeh bir duyumsamaylaCanımdan itmişken..Derbentlerine değinen ilişiksizlik, İyeliğimi yersizleştiren oluyor..Çürük bir göğün imlasından düzeltilen akıcılığındayken,Bende pek kalıba girmiş değilim.Yaşamın yüzeye düşmüşlüğünde enformasyon attığı gibi yurtsuzlaşırkenÇelişkilerimde orta doğu dargınlığı taşıyorum. Eyninde kavuniçi rengine girmiş bir mutluluk gezinince,Çakıl taşlarını benliğimden döker gibi,Göknar kızgını acıların katrelerini yuvarlarım.Sesine kuyular bağışlarım ki;Yıllar içeriksizliğini doldurana dek, tutsaklık burgacındadır.Gelincikler deriliyor,  dakikalarla  sınırlı  birliktelimizin bitişi acısında.

Özgür Günsay yazdı: “Kanıksayamadığımız Orhan”

21 Şubat 2020 Özgür GÜNSAY 0

Orhan, bizim Orhan. Orhan Veli Kanık. Yaşamı, hayatı, hayatından yansıyan ‘garip’liği ve bu gariplikten gelen şiirleri gibi ölümü… Kendine inat gibi takındığı takma isim olan Mehmet Ali Sel kendisinin bu adla yazdığı şiirleri de göz önünde bulundurmak gerektiriyor. Bir diğer konu ise kendisi ve sıra arkadaşlarının (Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat) başlattığı Garipçilik akımı şiiri sokağa taşımış gibi görünse de aslında sokağın sesini şiire taşımışlardır. Hayatını da bir şiiri ile şöyle tasnif etmiştir;        ´´Ben Orhan Veli“Yazık oldu Süleyman Efendiye”Mısra-i meşhurunun mübdii..Duydum ki merak ediyormuşsunuz,Hususi hayatımı,Anlatayım:Evvela adamım, yaniSirk hayvanı falan değilim.Burnum var, kulağım var,Pek biçimli olmamakla beraber. Bir evde otururum,Bir ….

Tuğba Şahin şiiri: “Şartlı Tahliye”

21 Şubat 2020 Tuğba ŞAHİN 0

ŞARTLI TAHLİYE Göğe bakmak isterdim Elimdeki simit ve karper yetmez kuş türünün hepsine Kolumu sallasam ellisi Ama ben ,tamamını adanmışlıktan vazgeçmeyeni okuyordum Eğitimde sistem muhalefet,geçersiz kılıyor ••• Şiir vardı ,sınav kağıtlarımızın davasına yılmayacak mısradan Değişmeyen tek şey değişimin kendisiydi madem,hani? Vuruldu diye bir öğretmen  Kaçtı diploması 4.99 lular Atıldı diye bir öğrenci parası yok Kovuldu diye bir müdür doğru söz onun Ölü bir vatandaş diye bir kitap kurdu Değişti sistem beyin mermer ••• Göğe bakamadım çok istedim Elimde can borcum dilrûbâ Takmasam aklıma fellisi Ama ben devamına inanandan zamanı soruyordum  Küçüğüm,küçüğüm on beş yaşındaydı  Hastalandı Alaylı yetiştirilemez miydi hiçbir bilge ….

Ahmet Yılmaz Tuncer şiiri: “Masal”

21 Şubat 2020 Ahmet Yılmaz TUNCER 0

MASAL Yeryüzü çorak bir toprak Bakışlar hep bulutlarda emanet Kimsesiz bir papatyanın bahçesinde Elimizde yaşam emanet bir toprak ** Bütün gemilerin rotası kendi sonsuzlukları Sözlerim ulaşmıyor yıldızlara Eşitlediler bizi kendi dillerine Konuşmak haram haykırmak haramdı ** Bir prangadan geçiyor ellerimiz – Ne kadar konuşsak O kadar sessiz kalıyoruz – Yıllar intihar ediyor biz yine hayattayız Dünden bugüne kalan tanrısal bir masal Dinleyerek uyumamızı istiyorlar Oysa biz yaşamı kareköklerine bölüyoruz ** Sevdayı hasreti ekleyerek birbirine – Direnişçi bir militan gömleği giymişiz Yaşıyorsak ölmeden hep bu yüzden Ahmet Yılmaz TUNCER

Selman Sevtekin yazdı: “Eylül” (Bir Dönem Öyküsü)

21 Şubat 2020 Selman Sevtekin 0

EYLÜL Köprünün bitişiğinden başlayıp Eminönü’ye doğru boydan boya uzanan, kuzeyde Haliç’in güneydeyse ana caddenin sınırladığı bir alanda kurulmuştur Unkapanı Hali.  Küfürlerin, bağrışmaların ve indirip bindirilen kasa tıngırtılarının; ülkenin dört bir yanından gelip İstanbul pazarlarına  dağılan  envai çeşit meyve, sebze ve balıkla dolu, girişten başlayıp halin her köşesinde terör estiren onlarca kamyonun egzos  gürültüsüne karıştığı bir yerdir burası. Köprüyü geçip biraz yürüdükten sonra aşağıya doğru uzanan yan yana ve karşı karşıya dizilmiş sergilere yaslanan kamyonlardan sandık sandık mal indirilir. Kimi zaman alıcının kendisi yapar bu işi. Kimi zaman da orada kendisinin en az iki misli büyüklüğünde küfesini sırtlanıp iş için bekleyen ….

İkram Kurt şiiri: “Nihayetsiz Tragedya”

21 Şubat 2020 İkram KURT 0

Nihayetsiz Tragedya Nihayetsiz bir tragedyanın içinde buluyorum kendimi.Ne zaman yola çıksamYolun ortasında bırakıyorum bir nebze güzelliğimi bir babanın gözaltı torbalarınatakılıyor gözüm.Yutkunuyorum sadeceYok ki o torbadan dert eksiltecek sözüm Sonra Bir kadının gözünde ki morluk dudağında ki yarıkta beliriyorumKurtarın beni! bu acı bana çok fazlaDeliriyorum. Üniversite mezunu bir işsize varıyor yürüyüşüm.Bir türlü atanmıyorUmuduyla beraber tükeniyor gülüşüm Sonra Bir işçininalın terinde  kulaç atıyorumEmeğine yetmiyor kulaçlarımYorgun düşüp boğuluyorum. Bir genç kızın tebessümü ile kesişiyor yolumO da ne!Yüreğini ipotek ediyorlarSoluyor yüzüTebessümü ile beraber düşüyorum. Bir yazarın kaleminden dökülen cümleleri hayranlıkla izliyorum.Kalemine kelepçe vuruyorlarSanatseverliğimden vuruluyorum. Sonra Bir deprem kargaşasının ortasında kendimi buluyorum.İnsan/lık ölüyorSevincimi burdaki fırsatçılara ….

Yazar Semra Şenol’un “Akkor” isimli kitabı raflardaki yerini aldı

20 Şubat 2020 editör 0

Yazar Semra Şenol’un 2016 yılında çıkarmış olduğu “Gözyaşındayım” isimli kitabından sonra yeni kitabı “Akkor”  Bi’Kitap Yayınlarından çıktı ve raflardaki yerini aldı. Türk Dili ve Edebiyatı mezunu yazarımız şiir, düz yazı, öykü ve roman yazan Semra Şenol, metin yazarı olarak çalışmaktadır… Kitap hayatınıza farklılık katacaktır. Heyecan ve aşkın dile geldiği cümlelerle dolu olan kitapta Safir’in sürükleyici hayat hikâyesine ortak olacağız. Yazar’ın dediği gibi “ Hayat tam da bitti dediğimiz yerde başlıyor bazan” AKKOR – Semra Şenol Yaralarıyla yüreğimi deşen adam, sen miydin acılara göğüs geren? Yüzsüzüm, doğrudur. Vermeyi teklif dahi etmediğin sevgine kucak dolusu yarınlar ekledim. Ama sende boş değildin umutlarıma, ….

Murat Öztürk şiiri: “Şairin Sözleri”

20 Şubat 2020 Murat ÖZTÜRK 1

ŞAİRİN SÖZLERİ Gecenin en karanlık deminde dolandı şiirlerin saçlarıma Ruhuma dokundu nefesinde ki şiir avcısı Yıldızların parladığını gördüm göz bebeklerinde Düştü kükrercesine ruhumdan kırmızının son hali En ateşli şiirlerin şairinin sözleri, Heyhat kendine âşık etmekte geceyi… Feryat figanları nöbette bir kalbin pençesinde Tozlu satırlara hûn olmuş yorgun bedeni… Şiirlere hamallıktı payına düşen servet Bir şarkının eşsiz melodisini fısıldıyordu âdeta, Ağır gelen yükünü omuzlarcasına… Ruhunda ki karanlıklara rağmen maviye boyadı kanatlarını Ne söylenen sözler umurundaydı artık ne de yalnızlık… Zamanın raksında sessizliğe bürünüyordu İpek böceklerini anımsatıyordu benliği, Sanki kozasından çıkacak bir kelebek gibiydi… Karanlığa kavuşuyordu hayaller, Hayallerinde yer eden renkler gözlerinde ….